Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

Kendin olmakmış..

Tarkan.ın “başkası olma kendin ol! Böyle çok daha güzelsin” şarkısını dinliyorum.
 
Kendin olmak nedir? Kendin olmak ÖZGÜR olmak mı?
Kendimize gelme zamanı gelmedi mi? Daha ne kadar kendimizden kaçacağız?
Neden hepimiz maskelerimizle  dolaşmaya mecbur bırakılıyoruz ?  bi dolu soru cevap bekliyor.
 
71 yaşındak John Nestfor şöyle diyor;
“Tüm ömrüm boyunca başkalarının istediği gibi biri oldum. Ne için? Toplumdan kabul görmek için, aç kalmamak için, iş bulmak için, onun için bunun için… Ne oldu? Hiç bir şey… Gençliğimi geri verseler ilk yapacağım şey, kendim olmak. Sonucu ne olursa olsun…”
 
Başarılı olmayı becerebilen tüm insanlara bi bakın hepsi kendi olmayı başarabilmiş insanlar. ERGEN çocuğu olanlar bilir. Çocuklarımıza verdiğimiz öğüttür bu kendin olmak.Biz ne kadar kendimiz olabiliyoruz da çocuklarımızdan böyle bir beklenti içine giriyoruz onu da bilemedim kafam hep karışık.Oğlumla şiddetli bir tartışma yaşadığımızda bana bi güzel haddimi bildirdi haksız da sayılmazdı.
 
— Oğlum, kendin olmak seni diğerlerinden ayırır,seni sen yapar,seni topluluk içinde farklı kılar,bu da seni özgürleştirir.Kişiliğimizde özgüven sorunu varsa taklitçi zihniyete sahıp olmaktan öteye gidemeyiz.
— Güzel annem, keşke bu anlattıllarını uygulamama izin versen. Ben de sevmediğin şeyleri değiştirmek isteyen sen değilmisin? Beni sınıflandıran, şekilden şekile sokmak isteyen,neysem onu algılamayı rededen.
“kendin ol ” diye buyuruyorlar bize.Kendin olmakmış,sıkıysa ol,sıkıysa dene,sıkarlar gırtlağını,koparırlar kulağını.Kendin oldun mu b*k gibi kalırsın ortada annem.Canım istemiyor bile diyemiyorsun.
Bazen çocuklarımız bize öyle dersler verırkı tüm bildiklerimizi unuturuz. 
 
“Kendim olmaya çalışıyorum” u kafandan at. Doğal yaşarsan olabilecek bir durum.
 
İnsanoğlu bir gün virgülü kaybetti. Söyledikleri birbirine karıştı.Noktayı kaybetti: Düşünceleri uzayıp gitti, ayıramadı onları.Ünlem işaretini kaybetti bir gün de: Sevincini, öfkesini, tüm duygularını yitirdi.Soru işaretini kaybetti bir başka gün: Hiçbir açıklama yapamadı.Yaşamının sonuna geldiğinde elinde yalnızca tırnak işareti kalmıştı; “içinde de başkalarının düşüncesi vardı yalnızca”. 
 
Fatma ÖNDER

 

Ayşe Özyılmazel / susmak..

 Susmaya birçok anlam yüklediler, yücelttiler; erdemlerin kralıydı susmak, altındı, paşaydı.
Gelin görün ki susamadım ben.
O ne saçmalıktı, susmak da neydi, niyeydi?
Boş durmadım, konuştum yıllarca. Masalara yatırdım, sayfaları karıştırdım, kapıları çaldım, kavgalar çıkarttım.
İlle de konuştum, iletişim istedim, ‘insanlar konuşa konuşa’ dedim; ne bileyim, belki de itişmek istedim.
Yazdım sayfalar dolusu, susmanın gerçeğini bilemedim doğrusu.
Bütün bunlar heyecan, telaş, coşku, kavuşma arzusu, halatlarla bağlanma inadı, ispat savaşıymış meğer.
Gerçekten susanı pek göremedik ki anlayalım kıymetini. Hep beklentileri, ders vermeleri, intikamı soğuk soğuk yemeleri arakladım susmaların altında.
Fırtınadan önceki sessizlikti susmak gözümde. Tehlikeliydi, ürkütücüydü, olmamalıydı.
Niyeydi ki, niyeydi?

YAŞTAN MI SUSUYORUM?
Bakıyorum da iyiden iyiye susar oldum şimdi.
Halbuki tam da pire için yorganlar yakacak, tozu dumana katacak, ortalığı alabora edecek zamanlar.
Yani yaştan mı, yaşamdan mı bilemem. Çoğu zaman öylece ve sadece susuyorum.
Kendime şaşırıyorum.
Tabii susmalar üzerine düşünmeden de edemiyorum.
Mesela ‘Sustuğumuz aslında en çok konuşmak istediğimiz mi?’ sorusunu cevaplayamıyorum. Neyse…
Peki insan neden susar finalde?
Gerekli cümleler kurulmuş, bundan sonraki her kelime faydasızlaşmışsa susar.
Karşısındakini anlayamadığında, belki bir gün, daha anlaşılabilir hale gelir diye bekler ve susar.
Vazoyu kırmamak için susar. İyilik için, güzellik için susar.
Derinlere daldığı, inandığı için susar. Dinmek için susar.
Başka şeyler konuşmak için susar.
Ya da en basiti; içinden konuşmak gelmediği için susar.
Susarak süründürürsün, susarak delirtirsin, susarak öldürürsün, susarak ezersin; hepsi doğru olabilir, bunlara inanıp peşlerinden gidebiliriz.
Ve fakat susmanın en iyi yanı şu olsa gerek; susarak kendine güzelleşirsin.
O zaman güzelleşelim mi?

AYŞE ÖZYILMAZEL

Sayfalar:123456789