Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

BİR ŞİİR DİZESİN DE “AŞK” TUTULDU DÜN AKŞAM…

BİR ŞİİR DİZESİN DE “AŞK” TUTULDU DÜN AKŞAM…
Tüm sevdiklerime, tanıdığım tanımadığım herkese ışık yağsın, dualarımızın, dileklerimizin kabul olduğuna tanıklık edeceğimiz bir gün olsun.
Bugünün hediyesi ne bana, aşırı merak ediyorum… Heryer yeşil ve mavi olsun, üzerimize pembe sihirli yıldızlar yağsın.. HAYAL et bence…
Sen mutlu olduğun da gülümsediğin de mucizeler seni bulacak.. Hadi o zaman …. Çocukca mı bilmiyorum ama seviyorum bu düşünce tarzını.
Birde yaşlanmayanlar klübü kurulsun istiyorum))
Dün güneş tutulması vardı, arayan, yazan, güzel dilekler de bulunan herkese teşekkür ederim… Ritüellere bayılırım 
Bir dönemin kapanışı, ışıklı bir sürecin başlangıcı gibi gelir bana…
Evren’in sınırsız desteğini hissedeceğimiz ( sevgi, aşk, huzur,mutluluk, coşku, eğlence,neşe, para, bereket, bolluk, şifa…vb.) muhteşem değişim enerjisi aksın yaşamlarımıza.
Mutlu olmaya “EVET” dıyorsak her seçim de “AŞK” doğacak yaşamlarımıza..
Herkese, herşeye rağmen YIKILDIĞIN yerden kalk ve yola devam et…
Hadi öyle kocaman bir MERHABA de ki, kuşlar, çiçekler, Türkiye, Dünya duysun sesini..
Akşam “aşka açtım içimi” dedim… sadece aşka…
Çünkü,
En büyük aşk “SEN,BEN”
Yaşadığın aşkın için de SEN’sin baktığın aynaya…
Herşey SEN.. AŞK da SEN..
Senin için sabah, gece oluyor, ay tutuluyor, dünya dönüyor. Görürsen, yaşarsan, duyarsan…
Bırak geçmişi, sevebildiğin kadar gözyaşın aksın, kır yüreğindeki kırgınlıkları, AŞKLA sarmala yüreğini, beynine, zihnine kazı aşkı..
Şişirilmiş egonu, kibrini at denizlere.
Ziyan etme insanlığını, kine, öfkeye TUTUNMA.. SEV… Çünkü sevdikçe AŞK olacaksın.
Gözlerine bak sevdiğinin, sevdiklerinin… Şükret…
Bir ŞİİR dizesin de, bir sözün sesinde, çocukluğunun sessizliğinde AŞK tutuldu dün…
Dualarımız yanıt buldu dün yaşanan AY TUTULMASIN da.. Hep birlikte AŞK CENNETİN’de buluşuyoruz..
Zor mu? Hayır!
Aşk’ı kabul etmek, RABB’in bir parçası olduğunu kabul etmek değil mi?
Hep beraber yaşadığımız acılardan, kırgınlığımızdan, aldatılmışlığımızdan, hikayelerden, entrikalardan kurtulalım mı? Buna çok ıhtıyacım var…
Son yıllarda yaşadığımtüm sıvanlarıma, kırgınlığıma, aldatılmışlığıma, güvenemediğim tüm insanlara arkamı dönüyorum. Yolunuz açık olSun.
Ben sadece aşka’ açtım içimi.
Kendime istediğim tüm güzellikleri sizin için de istiyorum..Çünkü yeryüzü hepimiz sadece AŞKI VE SEVGİYİ aradığımız da veya yol’a çıktığımızda aydınlanacak..
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’ın adıyla HİÇ’LİK mertebesine ulaşmak olsun dileğimiz.
ER-RAHMAN( Rahmeti sonsuz olan) Yaşamıma sevgi ve merhameti çekiyorum. Tüm kırgınlıklarımın iyileşmesine niyet ediyorum RABBİM.
ER-RAHIM (rahmeti ve merhameti sınırsız olan) Rabbim sevginin devamlı olanından nasıp et..
AŞK varsa SEN varsın..
Çünkü AŞK sensin… 
Fatma ÖNDER / 2017

Sihirli Cümleniz Nedir?

      SİHİRLİ CÜMLENİZ NEDİR?
      Peki, düşün bir kere;
      Ya bizim dinimiz birbirimiz olsaydı,
      Egzersizimiz, eylemlerimiz hayatımız.
      Duamız sözlerimiz, mabedimiz yeryüzü olsaydı,
      Ormanlar kilisemiz(camımız) ,
      Kutsal suyumuz nehirler, göller, okyanuslar.
      Mesela ya meditasyon ilişkilerimiz,
      Yaşam öğretmenimiz
      Ve bilgelik “kendini bilme” olsaydı.
      Ya sevgi ve aşk varlığımızın merkezi olsaydı? GangaWhite / mercandede
      İşte tam da böyle olduğun da , evren’in ALTIN ÇAĞI’nı yaşayacağımıza inanıyorum..
      Eleştiriyorsunuz ama dinlerin insanları ötekileştirdiğini, birleştirici olmadığını düşünüyorum…
      Siyaset kadar bölücü…
      ALLAH’a giden YOL’da garip bir yolcuyum…
      Her ne kadar ona buna, düzene, şartlara yıkmaya çalışsan da sen de biliyorsun ki bu seçimin sorumlusu sensin, benim…
      “Konu komşu,elalem ne der” uğruna, çoğu gece üşüyen bir kalple uyuyakalmayı tercih eden yine sensin, benim.
      Esasın da kendine en “ELALEM” yine sensin, benim…
      Yaşamlar “peki tamam” ile şekilleniyor…
      Peki tamam napalım..
      Peki öyle olsun.
      Peki kabul ediyorum. Peki, peki….
      Çünkü “PEKİ” iyi hissettiriyor, ben de öyle…
      sonra bir şey oluyor kalbim acıyor.. “Bu sen değilsin, samimi ol Fatma. Önce kendine dürüst olmalısın.” diyorum
      Ne kadar çok insan onlara dayatılan bir hayatı, düzeni kabullenip, ona göre bir yaşam kuruyor?
      Bence çok…
      “PEKİ napalım öyle olsun tamam” ruhumuzu inciten, inanmadığımız ilişkilere, işlere tamam diyoruz.
      Muazzam evrende, hiçbir karşılık beklenmeden bağışlanan mucizevi yaşamın içinde deneyımleyebileceğimiz ; coşku, tutku, muhteşem güxellikler, kahkalarımız, göz yaşlarımız, hüzünlerimiz,, kalbımızın ilk aşkı hissettiği andaki çarpıntı, saymakla bitmeyen
      Şahane deneyimler yerine; bol paralı cüzdan, insanlara verebileceğin karvizit üzerindeki etiket ki sonra o kağıt parçası çöpe gidiyor zaten….
      Çöplükten gelip çöplüğe gidebilecek bir iş kartı, ev, araba, para, statü, hırs, …
      Kalbini ve ruhunu feda ve heba ettiğin yaşam yavaş yavaş ölümümn ağır çekim intıharının adı…
      Her ne kadar ona buna, düzene, şartlara uyum sağlamayı red etsende esasında seçiminin tek sorumlusu sensin, benim…
      “PEKİ TAMAM” hiç tutkulu, heyecan verici, nefes kesici değil.. Yaşamımı değiştirecek de değil.
      Kalbim buz gibi yine….
      SİHİRLİ CÜMLENİZ NEDİR? )
      Size heyecan veren, yaşamı tutkulayacağınız, üzerinize sihirli yıldızlar yağdıracağınız, şükredebileceğiniz, coşku dolu….:) Hadi o zaman SİHİRLİ cümleni bul ve yaşamı tutkula, onurlandır ruhunu…
      Ben mi? “YAŞAMLA DANSETMEK İSTİYORUM” dedim sabah ki duamda RABBIM’e) az kaldı dedi, sabrının, iyi durus sergilemenın mükâfatını alacaksın” şükür…
      Mert Güler hocam diyor ki; kendinize verebileceğiniz en güzel ödül GÜLÜMSEMEKTİR… Ve devam ediyor..Zihin ikna eder, oysa YÜREK tatmin olmak ister, yüreğinde yaşam gerek.
      Bakış açısı değil BAKIŞ AŞISI yap der Mert Güler… Yüreğin seni istiyor..
      Burnuna sarımsak tıkamışsın gül kokusu arıyorsun / Mevlana
      Biz söze değil hale bakarız demiş BEKTAŞİ.
      GEL-GİR-GÖR-TAT-ANLA. SUFIZM ‘de bu felsefeye bayılıyorum…
      foto :Hindistan,(kutsal ganj nehri) Varanasi. objektifimden
    Fatma ÖNDER

Haksızlığa karşı boyun eğme

    EL-HAKEM; Hükmeden , her şeye hakim olan.
    YÜCE RABBİM ADALETİNE GÜVENİYORUM. YAŞAMIN İÇİNDE KENDİME VE BAŞKALARINA KARŞI ADİL OLMAMI SAĞLA..
    Siz de benim gibi haksızlıklarla dolu dünya’da sıkışıp kaldınız mı?
    Benim için tek çare sorgulamaktı…
    Kabul edemiyordum, öfkemi kontrol edemiyordum.
    Peki ama nasıl baş edecektim?
    Nefes alabilmek için baş etmeliydim.
    Olumlamalar da işe yaramıyordu…
    Gece gündüz dilim de “ RABBİM, ben affetmeyi beceremedim bazı konularda. Öfkemi doğal karşılıyorum. Biliyorum ki ÖFKE de SEVGİ gibi doğal.
    Bu öfke beni yoruyor, öfkemi azad ediyorum. Akışa teslim oluyorum” Günlerce ağlayarak tekrarladım..
    “YÜCE ALLAH’ım, bu işi kendi başıma beceremiyorum, bana yardım et, bana yol göster, ben de ne gerekiyorsa yapayım”
    O anda yürüyen merdiveni keşfettim…
    O günden sonra onun üzerin de ilerliyorum..
    Bana neden demeyi bıraktıran öğretilerim, yaşanmışlıklarım, sonuca ulaşamamışlıklarım-kabullenişlerim, teslim oluşlarım..
    Kızarak, küserek, incinerek, anlamaya çalışarak, çığlık atarak büyüyordum, olgunlaşıyordum..
    Evet herşeyi güzel hoş anlıyordum esasın da, belki de anlamıyordum… Anlamaya çalışıyordum… Anlayamıyordum…
    Anlamıyorum!!
    Annesini çok özleyen ama bağıramayan kız çocuğu gibiydim.
    O küçücük kız çocuğu ile ayna karşısındayım…
    Barış benimle..
    Yüzüme bakmıyor..
    Barışmalısın benımle…
    Kimseye ihtiyacın yok!
    Sana sadece BEN yeterim ve ne yaparsan yap seni çok seviyorum..
    Söz, yine sihirli yıldızlar yağdıracağım..
    Bunu yaptım biliyorsun…
    Hadi, için hep AŞK hep SEVGİ olsun…
    Kıymetlisin, değerlisin ve çok özelsin…
    Varlığını kutsuyorum…
    Her sabah kalktığımda kendi kendime söylediğim bir söz var; “ ALLAH’ım BENİ BEN olamamaktan, yaşayamamaktan, sevgisizlikten, merhamet ve vicdansızlıktan koru.. Görmem ve bilmem gereken ne varsa görmeyi seçiyorum.” Tanıyanlar biliyor. Görmek istediğimi görüyor, duymak istediğimi duyuyorum… Rabbım’ın hediyesi…
    Bugün herşeyin geçici olduğunu sevginin kalıcı olduğunu hatırladığımız, herkese höşgörülü davrandığımız bir gün olsun o zaman..
    Fatma ÖNDER /2017

HERKES MAHÇUPTUR YÜREĞİNE KARŞI

HERKES MAHÇUPTUR YÜREĞİNE KARŞI…
Artık hiçbir şeyin değişmesine imkân yok… Lüzum da yok. Demek böyle olması icap ediyormuş. Yalnız söyleyebilsem… Bir kişiye olsun içimdekileri dökebilsem… Bunu sahiden istesem bile artık böyle bir insan bulmama imkân yok… Bende arayacak hal kalmadı… Kalsa da aramam… -Kürk Mantolu Madonna-
Kendimle yüzleşiyorum yine yeniden…
Paylaşıyorum, çünkü bana anlatılan küçük hikayelerden büyük dersler çıkardığım çok oldu.
Günlerdir kendimden özür diliyorum… Hayat bir sınav ve oyun sahnesi… Ne yazık kı; bana verilen rolleri en iyi şekilde oynarken, karşımdakilerin beni üzmelerine bakmadan, karşılığın da ne aldığıma ne hissettiğime aldırış etmeden hep vermişim. Kendimi unutmuş, paramparça olmuş kalbim. Kendime kimseye etmediğim kadar çok haksızlık etmişim, herkesi dinlemiş bir kendimi dinlememişim.. Aman mutsuzluk sebebleri ben olmıyayım, yük olmıyayım, bir beklenti için de olmayı kendime yakıştıramamışım. Ben bir şey istemiyorum dedikçe hep istemişler… Benim için fedakarlık yapanı görmedim( ailem ve birkaç dostum hariç) Hep vermekten, hoşgörüden, anlamaya çalışmaktan, destek olmaktan, mutlulukları için kendimden vermekten yorulmuş, bıkmış, paramparça olmuşum. Karşılığın da; seni anlamaya niyetleri olmamış;kırmışlar, incitmişler, değersizleştirmeye çalışmışlar… Değerimin farkın da olmama rağmen izin vermişim.Tutunacak tek duygu bırakmamışım kendime, kendimi teselli edecek tek şey yokmuş hayatımda. Allak bullak oldum yine.. Hayalkırıklığım var… Kendimi kaybetmişim, kendimi aramaya çıktığım da bir köşede sessizce ağlayan ; yorgun, kırgın, bitkin- yılgın, ağlak buldum kendimi. Elimi uzattım, hadi tut elimi… Sen defalarca düştün ama hep kendi inancın ve gücünle yol’a devam ettin.. Sana güveniyorum, inanıyorum.. Bir daha seni kimse üzemeyecek; seni hiçe saydığım, önemsemediğim için, önceliğim olmadığın için,dinlemediğim için, üzerine bu kadar sorumluluk yüklediğim için, neşe ve çoşu yaşatamadığım için , seni kırmalarına, incitmelerine, değersiz hissetmelerine izin veriğim için senden özür diliyorum.. Çocukluğun da başlamış hayakırıklığın…
Hadi kalk… Yaşam dersin, sınavın bitmek üzere… Biliyorsun ki hayat sana her zaman olduğu gibi istediğini verecek, öyle.. Yaşama ve yaşadıklarına karşı dürüst duruş sergilemenın mükâfatını RABBIM verır er ya da geç… Sen almadan vermenin ALLAH’a mahsus olduğunu unutmuşsun.. Hadi almayı dene.. İste… Vermeyi bir süre bırak…Mucizeler seninle.. KaLbinin ekmeğini yersin. Daıma ıyılık, sevgi, şefkat ve merhamet olsun yol’un…
Görevim neyse en iyisini yapmalıyım ki vicdanım rahat etmeliydi. Birilerinin de bana karşı görevleri olduğunu hatırlatmamışım.. Beni hırpalayan ONUR ve GURUR…
Biliyorum gerçekten istemek AŞK’tır.. İstemek dua etmek, o uğurda herşeyi göze almak, bir an olsun yoldan sapmamaktır. Yapmam veya yapmamam gerekeni denemem lazımdı. Yapmazsam bilemezdim. Yaşadığım herşey hakikate ulaşmak içimde ki ben’le buluşmak içindi..Nefes almayı nasıl biliyorsa bedenim kötü senaryolar üretmek yerine hiç durmadan, nefesini tutmadan hayal kurmayı da kusursuz öğrenecek. Başka yolu yok.
Herkes mahcuptur kalbine karşı….. Bir kez daha özür dilerim…
“Şunu unutma; fazla fedakarlık, fazla vefasızlık getirir.” T.S Eliot ne güzel söylemiş
Zamanı gelince olur. Vakti tamamlanınca geçer. Sabredersen değer. Ama evvela kısmet, evvela kâder! Nazan Bekiroğlu
Güzel insan” aramak ile “insandaki güzelliği” aramak arasında derin bir fark vardır. Yaşam bunları ararken akıp gidiyor… Bir dolu travmatik tecrübeler…
Not: SEN KENDİ DEĞERİNİN FARKINDA OLMAZ İSEN VE KENDİNE HAK ETTİĞİN DEĞERİ VERMEZ İSEN SANA KİMSE HAKEETİĞİN DEĞERİ VERMEYECEKTİR.. ALMAYI ÖĞRENEMEDİĞİN DE HEP VERECEKSİN BAŞKA YOL’U YOK… ÖĞREN…Benim gibi alırken hep utanırsanız, daima her konuda potansıyel verici olursunuz…Kanınızı emerler, farkın da bile olmazsınız. Sonra da benim gibi))
SEN DEĞERLİSİN, ÖZELSİN, KIYMETLİSİN… ÖNCE BEN.. HEP BEN BENCİLik OLUR.. AMA ÖNCELİĞİMİZ daima KENDİMİZ OLMALIYIZ… ÖYLE!! ÇÜNKÜ BÖYLE! )
Fatma ÖNDER /2017