Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

Evrensel terazinin kefeleri gibi…

    • – “Kaçıncı sınıftasın?
    • – Çok uzun süredir üçüncü sınıftayım hocam, dördüncü sınıfa geçmek için çok uğraşıyorum ama bir şekilde sil baştan hooppp üçüncü sınıf…
    •  Sorun nedir?
    •  — Sorun benim hocam; sistemi tam olarak anlayamadım.
    •  — Sistemi anlamak gerekli, O halde sistem ne?
    •  — Bir çok ilahi kanunlar söz konusu ama neyin önemli olduğunu net olarak bulamadım hocam.
    •  — Denge kanunu dedi
    •  — Peki hocam bu kanun nasıl işliyor?
    •  — İyilik bir enerjidir tıpkı kötülük gibi
    •  — Ying yang gibi sürekli akış hali mi hocam?
    •  — Evrensel terazinin kefeleri gibi düşünebilirsin. İnsanlar hiçbir eğitim almadığı halde doğuştan gelen özellikleri itibariyle kötülük yapmaya meyillidir. Kuran’da İYİLİK yapınız diyor. Çünkü kötülük zaten var. Peki iyiliği ne için yapıyorsun? Sevap kazanıp cennete gitmek için mi?
    • –  Çok şükür sorular çalıştığım yerden geliyordu. Hepimiz iyilik veya kötülük yapsak evrenin veya terazinin diyelim dengesini bozar ve tufana sebep oluruz. İyilik yaparak ve sabrederek mevcut kötülüğü dengelediğimizde HAYAT devam eder. Hayatın devam etmesi bize sadece zaman kazandırır. Yükselmek, bir basamak yukarı çıkmak veya sınıf atlamak için derece kazanırız. Sistemi anlmak TEFEKKÜR gerektirir. Farkındalıkta yükselme bize cennet bilincini getirir diye düşünüyorum hocam.
    •  — Peki cennet bilincine nasıl ulaşılacak?_
    •  — Fatiha suresinde Kİ “SIRATEL MÜSTAKİM” ifadesi; arabam, evim, çocuğum var diye sevinmemek veya arabam , evim, çocuğum yok diye üzülmemek.. Yunus Emre’nin dediği gibi “ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim” Nihai hedefin bunlar olmadığının bilincinde olmak.. Zamanla kazanılan bir biliş. Zamanı kazanmak için iyilik yaparak sistemi dengede tutabileceğimi düşünüyorum ki hayat devam etsin. ( Neml 80.ayet) Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın”. Yani Allah; hayatın niye var olduğunu sorgulamayan ve kendinin farkında olmayanlara da ölüler tabirini kullanıyor diye anlıyorum. En doğrusunu ALLAH BİLİR… Ben de herkes kadar iyi ve kötü kavramını yaşantım da kullanıyor ve uyguluyorum..
    •  — Peki?
    •  — Bende kötülük ile zaman zaman buluşuyorum dengede kalmak için.. Fakat bu hiçbir zaman karşı ruhu öldürürcesine hırpalamıyor veya ben öyle düşünüyorum.. Fakat başımı yastığa koyduğum da vicdanımın sesi beni rahatsız ediyorsa uyuyamam en azından buna öenm veriyorum. Yani her ne yaparsam VİCDANIMI rahatsız etmemeli. Herkesin için de bir karanlık var aydınlık olduğu gibi. Ne kadar parlıyorsun? Karanlığından çıkmak için ne yapıyorsun yoksa karanlığını kronık hale getirip zarar mı verıyorsun?
    Yaklaşık 2 saate yakın konuştuk.. Çocukluğumdan beri DİN ile ilgili çok sorgulayıcı oldum. Sistemi anlamaya çalıştım. Cennet ve cehennem neydi? ALLAH saf sevgi ise; nefesinden üflediği canı cehennemde yakarmı? CEHENNEM nedir? Cennet nedir ? Benim verdiğim cevaplar eleştiri alır diye paylaşmak istemedim. Hassas konular.. Sufi nefesi ile meditasyon iyi geldi sonrasın da…

 

Abi, sana “burnu rendelenmiş kadın lazım.”

      • Hep kadın hikayesi yazacak değiliz ya…
      • Son günlerde inanılmaz üşengecim, canım bir yere gitmek istemiyor ama hep sokakta buluyorum kendimi. 
      • Yine bir dolu hikaye anlattım; yorgunum, enerjim düşük, sizi de dibe çekerim falan filan… İkna olmaya niyetleri yok…
      • Bir dolu kurgu ile gittim. sizi anlatacaklarım ile dibe çekeyim de ısrar etmek neymiş görürsünüz.
      • O kadar tatlı sohbet ediyorlardı ki bölmek istemedim.
      • Sessizce oturdum.
      •  Kelimelerin gücü yetmiyor halimi anlatmaya diyordu adam. Başımı yastığa koyduğum zaman düşündüklerimden, girdiğim savaşlardan, mücedele etmekten, direnmekten, bir adım öteye gidemediğim yollardan, aynı acıları çekmekten yoruldum. Sadece GÜVENMEK istedim..Hepsi bu…
      •  Daha ne istiyeceksin ki dediğim de arkadaşım “kapa çeneni otur, mesele önemli” bakışı fırlattı.. sustum.. Kadın erkek farketmiyor di mi? Kalp aynı…
      • GÜVEN kelimesini duyduğunuzda bile içinizi coşku kaplıyor mu benim gibi. GÜVEN ve HUZUR kelimelerinı gün içinde defalarca tekrarlarım. Ben HUZUR kelimesini çocuk sever gibi şımartırım. Şaka değil.. HUZUR; Sen ne tatlı şeysin, sen iyi ki varsın, sen olmasa idin ne yapardım, beni bırakma, bırakırsan ağlarım, nefes alamam hep yanımda ol gibi..:) GÜVEN kelimesi ile o frekansı yakalayamadık henüz aramız iyi değil.. Neyse konuya dönüyorum..
      •  Aylardır nefretten başka bir şey duymuyorum
      •  Öfke ve kin arasında sıkışıp kalmışsın” dedim. Bu adam, yaşadığı aldatılmışlık yüzünden hüzün yaşamıyordu. Burada seçtiği acı kendi doğal seçiminin sonucuydu. Kimse ona zorla; o kaıdna araba al, ev al, kredi kartını öde, kadını destekle, emek ver” dememişti. Kendi seçimi idi.. Şimdi neden acı içinde kıvranıyor?
      • Yine “yangına körükle gidiyorsun bakışı” Bakışları ile insan terbiye edenler vardır ya, hah öyle işte arkadaşım Söylediğim her şeyin doğru olduğunu iddia etmem ama doğrularımı her yerde söylerim. Dolayıısyle ne benden vazgeçebiliyorlar ne de benimle olabiliyorlar.. Sözlerimin zaman zaman acıttığını biliyorum.. Sırf mutlu olacak diye istediklerini söylemek bana sahtelik gibi geliyor, ben onların düşmanı ilan ediyorum kendimi.
      •  Beni yalanları ile uyutmuş. Kendime geldiğim de ihanetini en son versiyonunu yaşıyordum. Kalakaldım;boşluğa düştüm, hangi duyguya girmem gerektiğni bilemedim. Buz kestim. Kaç şiddetinde ki deprem tüm bedenimi vurdu. Nefes alamıyordum. Ölmek böyle bir şey mi? Uzun süre bir ipte asılı kaldım.. Bin yıl gibi geldi.. Bir savaşın ortasında kalmış ama ne saldırabiliyor ne de kendimi savunabiliyordum. Çok acıdım kendime, çok..
      • Yorum yapmak istemedim zira çok samimi değildik ama kız arkadaşım yorumunu yaptı.. Erkekler, aldatılmayı sanırım kadınlar kadar kolay atlatamıyor. Şiddete meyilli oluyor. Ve beklenen de olmuştu. Şehrin en kalabalık yerin de şiddet uygulamıştı kadına. Dilim tutuldu, gözlerim yerinden fırladı, içimde bastıramadığım öfke, beni çocukluğuma götürdü.
      •  Yanlış hamle! ÇOK.. ÇOK YANLIŞ HAMLE!! BU KADIN SENİN CELLADIN” dedi arkadaşım… Sen celladına sarılarak çok fazla kanadın! Git!
      • Biliyormu sun? KADIN; YARATICI ZEKASINI ŞEYTANİ İŞLER İÇİN KULLANIRSA ÇOK TEHLİKELİ! Türlü türlü oyunları, entrikaları ile bir adamın hayatını kabusa çevirebiliyor. Sırf birilerini kullanıp bir iki adım öne çıkmak, statü kazanmak, adamın parasını, mevkiini kullanıp kendine yer edinip yuva dağıtan çok kız,kaıdn gördüm,tanıdım. İÇİM ACIDI. Kadın olarak çok acımasız, vicdansız, edepsiz buldum bu tipleri.. Hadi hemcinsinize acımadınız, çocuklarına kıymayın yahu!! Çocukların gözüne sokmayın yaşadığınız gayrimeşru ilişkiyi yahu! Yapmayın!!
      • EVET YUVA YIKANIN YUVASI OLMUYORDU! ANLADIN MI? Elindekinin canını yaktığın da o da senin gibi ateşlerde yanıyordu. Şimdi sen de yan! Çok ağır bedel ödemişti adam…
      • Arkadaşım hala uygun birini bulma peşindeydi arkadaşına…
      • “Şiddet uygulayan erkekler mimlensin” dedim. “Aldatan kadınlar da mimlensin” dedi..” peki !
      • Canım Arkadaşım, sana “BURNU RENDELENMİŞ KADIN LAZIM “dedi.
      • Yorum yapmadım… Dersini aldın mı? Dedim. Git eşinden özür dile, anırıyor musun, kapısın da yatıyor musun bilemem ama helalleşmelisin…
      • Fatma ÖNDER / 2017
      Foto: Hindistan – (huzura koştuğum yer)

“Biz kırıldık, daha da kırılırız ama katil de bilmiyor öldürdüğünü” Cemal Süreya

Aklıma Cemal Süreya’nın;
“Biz kırıldık, daha da kırılırız ama katil de bilmiyor öldürdüğünü” dizeleri geldi.
Esasında hafızam güçlü değildir.
Daha fazla kırılmak istemiyordum. Çok kıydım, çok hırpaladım kendimi. Sadece pislik katil öldürdüğünü bilsin istiyordum.
Aman ne gerek vardı.
Bilmesindi…
Ben zaten günlerdir Tanrıya yalvarıyordum. “öfkemi azad et Rabbim. Ben affetmeyi beceremiyorum, desteğine ihtiyacım var”
Arkadaşım affetmek ile ilgili bir SUFİ hikayesi anlattı.
Dedim ya, arkadaş önemli 
Affetmek nedir?” sorusuna sufi’nin yanıtı; ezildiklerinde çiçeklerin yaydığı kokudur”
Olur efendim…
Ben sufi olmadığım için ezilirken koku veremiyeceğim, üzgünüm. Affetmek özgürlüktür, biliyorum.
Sorun da bu zaten.. Herkes özgür olmak ister ama olamaz… Yine de umutluydum, affedecektim. Kendime bu iyiliği yapacaktım.
UMUT?
Insan mutsuzken yaşayabiliyormuş, biliyor musun? Ama umutsuzken hayatta kalamıyormuş. Neşen ölürse, ölüyormuşsun.
İnsan çoğu zaman amacından sapıyor. Hep SAĞLIK ve MUTLULUK dileriz ya;sevdiklerimize, kendimize..
Para pul, statü, evlilik, aşk,şan şöhret..Ya mutluluğun bunlarla ilgisi yoksa. Ya istediklerimiz bize mutluluk getirmiyecekse?
“yalnız olmaya” mutsuzluk gibi bakmaktan vazgeçsek
“hayatımda illa biri olsun” diye ısrar ettiğimiz de ya o kişi saçma sapan bir beraberliğe çekiyorsa bizi, mutsuz oluyorsak hatta umudumuzu ve yaşama sevincimizi elimizden alıyorsa.
Ayrıca yalnız olmanın pek çok iyi yanı var.
Canınızın istediğini yaparsınız, Kimse size karışamaz.. Gerçekleştirmek istediğiniz tüm hayallerinizi gerçekleştirişiniz.
Keyfinizin d ekahyası olursunuz. Çok da şaapmamak lazım. Olmayanı çok zorlamamalı.
Bazen yanlış dualar ediyoruz. Acele etmeyin. Sizin için doğru olan sizi bekler.Size zarifçe eşlik edebilcek biri olursa, olsun..
Mutlu olmak için yaşamınıza birini almanıza gerek yok! İnanın yalnız başınıza da mutlu olabilirsiniz. Denedim, demedi demeyin.
Hayatınıza mutlu olmak için birini alıp , mutlu olmanın bedelini sonradan hıçkırıklar savurarak ödeyebilirsiniz.
MUTLU OLMAK, İYİLEŞMEK İÇİN KENDİMİ TERAPİNİN SPRİTÜEL DENEYİMİN İÇİNE ATTIM.
Bir sonra ki yazım…
2017/ NİCE

ortaya karışık

Zamana bırakmak mı? Ya zaman bana bırakıyorsa? Zaman kimseyi sağ bırakmadı ki…
……………….
“45’ten sonra yanmaya hevesli olmuyorsun.Alevlerden kaçıyorsun” dedi kadın
“Anlamıyorsun, anlamak istemiyorsun” dedi adam
“Artık hiç birşeye veya kimseye verecek zamanım kalmadı” dedi kadın
Aradığım statü, para, pul, ün şan değil. Biraz şefkat, biraz ilgi, biraz vicdan…Arsız değilim. İsterken utanırım ben.
Gözleri doldu adamın.
Kdın izin istedi, lavaboya koştu.. Hazmedemediklerini kusacaktı.
“Git, kus… Gerizekalısın” dedi adam.
Farkettim de; hayatıma girenler beni enkazın altına alıp o yıkıntılar ile yaşamamı istedi.Söyle bakalım sen mi büyüksün ben mi?
Ben yaralarımı gösterme konusunda pek iyi değilimdir. Teselli edilmeyide pek sevmem” dedi kadın.
Adam da en az kadın kadar yaralı ve haksızlığa uğramıştı.
İyi geldiler birbirlerine, Her hafta Pazar günü görüşme kararı aldılar. Ne çok anlatacakları vardı.
Eğitimini İngiltere de tamamlamış, yaşamını uzun yıllar Amerika da sürdürmüş Bay V.
Bay V “bir kitap olsa yol gösteren, şahane olurdu” dedim.
İngiltereden ziyaretine gelen Astrolojıye meraklı, araştırmacı bir arkadaşı ile tanıştırdı beni.
Astrolog” buna göre yapacaksın seçimlerini” dedi. Ohh ne güzel hiç zahmete girmeyecektim. İçimi bir mutluluk kapladı. İyi ki varsın, ilaç gibi geldin Bay V.
Burçlara göre eş, arkadaş seçme rehberi Balık ile iyi anlaşabileceğimi söyledi. E ilk aşkım balık burcu idi, her görüştüğümüz de kavga ederdik. Biz kavga ederek severdik birbirimizi 
Bir dolu bir şeyler sıraladı. Sonra bana tek tek 12 burcun özelliklerini sıraladı. Ayy hiç birini beğenmedim. Bu adamların hiç biri bana uymuyordu.
Keşke hepsi ölseydi. ) Başlamadan gömdük adamları.. Hakikaten bazen size ilaç gibi gelen insanlar ile tanışıyorsunuz yaşadığınız olumsuzluklar için de. Bay V’de benim için öyle oldu.
Kafanın dikine dikine git, orası çok güzel di mi?” dedi Bay V.
En iyi çorbayı hangi restoranda içebiliriz. O kadar çok çorba içtik ki, halimize güldük.. Eevet evet en yi çorbayı yapan restoranların listesini verebiliriz. Çok ağladık, çok eğlendik.
Doğru seçimler yapabilmek adına “ uygun kriterler “listesi çıkardık. Çöpçatanların işlerini kolaylaştırmak görevimiz oldu.
Çok kuralcı ve yaklaşılması zor bir kadın olduğum sonucuna vardı.
Facebooktan mesaj gönderenlere sinir oluyorsun, okumuyorsun bile.Restoranda ilgi göstereni namus meselesine çeviriyorsun. İnsanların yüzüne bakmıyorsun. Çöpçatanları azarlıyorsun.
Anladık, sen hazır değilsin..
Diyorum ki; size iyi gelen insanlara şans verin.. Kimin iyi geleceğini bilemezsiniz. Eskiden mesafe koyardım, görüşmezdim. İiyi arkadaş olduk, iyi geldin..
Hadi bir an önce ülkene dön. Anlatacaklarım birikti…
Fatma /

Gidebildiğin kadar uzağa git

  • Herkesin hayatla başa çıkma yöntemi kendine hastır.
    Kimi kırar, döker, yaralar, çirkinleşir, kendi çıkarları ve mutluluğu için ezer geçer.
    Kimi sessizce gider, kimi konuşur, kimi ağlar, kimi uyur, kimi gezer, kimi yazar.
    Kimi kendini yaralar, kimi karşı tarafı yaralamak için her yolu dener; “ öldür onu, yol onu, gebert onu” içi böyle ferahlar.
    Ben yazarım, yazdıkça iyileşirim.
    İnsan başkasına tahammül edemeyince defol git diyebiliyor.
    Ama kendine tahammül edemeyince?
    Bana uzak iyi geliyor.
    Gittim, çok gittim. Gittikçe yazdım.
    Saymadım ama onlarca ülke gezdim. İnsanlar beni zehirlediğin de , hırpaladığın da en uzağa, kimsenin cesaret edemediği ülkelere gittim.
    Yolculuğa çıktığımda zihnim susar, yüreğim konuşmaya başlar.
    Sen benim kelimelerime değebilir misin?
    Bir tarafım gündüz, bir tarafım gecedir benim.. Bir tarafım ayaz, bir tarafım sıcak.
    Bilmediğim bir ülkede bilmediğim sokaklarda yürümek…
    Kendimi bulmaya giderken bilinmeze doğru.
    Ne demişler?
    “Aşk korktuğun yerlere gitmektir, korktuğun yerlerden gitmek değil.”
    En yoğun duygularını yaşadı gönlüm, yıprandı sebepsiz. Adını koyamadığım bir his. Kurbanlık koyun gibi. Ben yaralıyken kimseyi görmek istemem. Susar ve sessiz kalırım. İçimde yaşarım. Gözyaşlarımı göstermek istemem.Zayıf yönlerimi bilmezler. Yardım istemeyi, ihtiyaç duyduğumu ifade etmeyi beceremem. Gururumu rencide etmem. Kalbim acıyordu.Midem berbat durumdaydı.Keşke kalp yaralanmaları için “batticon” gibi bir şey olsaydı. Kalbimiz yaralanıyor madem, hiç olmazsa mikrop kapmasasaydı. Monaco’nun muhteşem güzelliği, lüksün en son noktası, sokaklar aydınlık, insanlar, insanlar … Etrafım çok kalabalık olmasına rağmen müthiş bir yalnızlık hissettim. Herkes odasına çekildi, yalnızdım artık. Balkonda çöküşümün zirvesine çıktım. Daha hayatımdan gitmesi gereken ne vardı? Kararlıydım, gönderecektim. Bir sigara yaktım. O ana kadar tuttuğum bütün keder, acı ve yenilmişlik duygusu beni esir aldı. Hıçkırıklarla ağladım. Çok ağladım. Hayat galiba, sen güçlü oldukça, beni yenemezsin dedikçe, acımadı ki dedikçe çok daha sert tokatlıyor insanı. Çok acıdı canım, çok acıdı, tamam mı? Ben aldatılmadım ama o aldattı! Neden bana gerçek olmayan şeyler söylüyordu ki? Kapı, bir ihtimal açık kalsın diye mi? Beni ayrılıklar yormaz.Yaşandı, bitti, öğretti gitti derim. HAKSIZLIK duygusu ile baş edemiyorum. Haksızlığa uğramak canımı çok acıtıyor, yıllardır bu lanet duygu ile başım belada. Ben ne kadar görmezden gelsem de peşimi bırakmıyor HAKSIZLIK .. İnsan İHANETE uğradığı için yorulmaz, haksızlığa uğradığı için yorulur ve kırılır. Etrafımda ki insanlara göre çok şanslıyım, herşeye sahıbım. Neden bu keder? Anlatamadım… Ne demişler? Her şeyini öldür VİCDAN’ın kalsın. Çünkü onunla İNSAN’sın. Kayıtsız şartsız kalmak istediğim konular var.
    Monaco / 2017

N’ptın minnoş kalbine?

  • İnsan hep iyi niyetinden vurulur, insan hep iyiliğinden yorulur.
    İyi niyetin bunca hırpalandığı, fırıldağın döndüğü,yalan dolan, oyun düzen, iyilerin aptal yerine koyulduğu bu zaman da bildiğim tek gerçek olup biteni “SEYRETMEK”.
    Yaz dedi içimde ki ses, yazmazsan ağlayacaksın.
    İYİ NİYET hatasını yüzlerce kez yapıp, sonrasın da yine mi aptal yerine koydular seni diye diye minnoş kalbini hırpalayan BEN; çok kızdım yine alık hallerime 
    Sana bir adım gelene beş adım gitme “bi dur yahu!” Ettiğin tövbeleri, minnoş kalbinle yaptığın sözleşmeyi hatırla.
    Sen nasıl olur da sana yüzlerce yalan söyleyen, her defasın da söz verip verdiği sözde durmayan, seni sevdiğine inandırmak için her yolu deneyen ama icraata gelince ilk kavşaktan dönen adama güvenirsin. Alık mısın, salak mısın?
    Sevecen, fedakar, hoşgörülü, duygusal insanları aptal sanıyorsunuz ya. Unutmayın; kaybettiğiniz de en çok eksikliğini hissedeceğiniz insan olur o aptal. Yalan, dolan, entrıka, oyun, düzen, çıkar yanınza kar kalır sanıyorsunuz ya.. Allah’ı kandıranı ben görmedim. Evet, ALLAHIN sopası yok ama İLAHİ ADALAT’i var.. Önce huzurunuzu kaçırır, sonra bereketinizi, sonra saygınlığınızı, sonra neşenizi ve yaşama sevincinizi alıverir elinizden. … Sizi çok fena zorlar yani. Kul hakkı yiyene bir gün sıkıntıdan, darlıktan, yokluktan, mutsuzluktan tırnağını yedirtir. Aldatan gün gelir boynuzlarını bileyletir. Hani havalarda uçuyorsunuz ya, o kadına havalardan bakıyorsunuz ya.. Kendi mutluluğunuz ve çıkarlarınız için acımadan kırdığınız incittiğiniz o kadının gözünde küçülüverirseiniz. Gider, gözden kaybolur. Arasanızda, pişmalığınızı haykırsanız da kaybetmişsinizdir artık. Sonra belki bir karga gagalar sizi sönüverirsiniz. Sizi seven, değer vere elinizi tutan o eli özlersiniz.. Minnoş kalbimle dertleştik yine. Yaz dedi içimde ki ses, yazmazsan kırıp dökeceksin…
    N’ptın minnoş kalbine? Hani senin kalbinle yaptğın sözleşme? Sen kalbine verdiğin sözde duruyor musun?
    Ben severek kızarken minnoş kalbim cevap verdi.
    Dedi ki; Sen SEV… Sen güven. Almadan ver.
    Seni sevmeyeni de sev. Herkes kendisine yapılan her hatada senin gibi yeminler etse, çiçeği, böceği, ağacı, kuşları, köpekleri, çocukları sevmeye devam etmese, herkes hata yapsa, birbirinden uzaklaşsa, korkudan birbirine sarılmaktan korksa, çok korksa, zarar görecek diye kimseye güven duymasa, kimsenin başını okşamasa, kimseye yaslanmasa NASIL BİR DÜNYA OLUR?
    Ben yaptığım hataları ve bana yapılan yanlışları sevmeye devam edeceğim. Kuralı mı var hayatın? Boşver bir adım gelene koşarak git. Yanından gelip geçene üzülme.. Katetiğin yol sevgiden geçsin. O yolda eminim senin gibilerle karşılaşıp birlikte yürüyeceksin.
    Sana söz minnoş kalbim  Sevmekten, inanmaktan, güvenmekten vazgeçmeyeceğim.
    NOT: yazdıklarımı sizinle paylaşmadan önce arkadaşlarımla paylaşıyorum
    Arkadaşım dedi ki; Herkes bir adım gelene on adım giderken, bizim buralarda on adım gelmeyene bir adım bile gidilmez artık 
    “Whatsapp ta çevrimiçi olduğu halde, mesajınıza yarım saatten önce mavi tık yapmıyorsa, mavi tık olduktan 1 saat sonta cevap verıyorsa, ya da hiç vermiyorsa, verdiği cevap bir B*oka yaramıyorsa, sizde bir daha yazmayın, ilgilenmeyin” dedi )
    Dedim ki; “güzel günler göreceğiz “ diyen şairin peşinden gidelim mi? Yok yok gitmeyelim.. ya da gidelim.. Geri dönelim bayım; hani o “ALLAH’ım bilir” dediğimiz yere.. güldük…
    Ve bir diğer arkadaşım “ Yaşarken kıymet bilinmezse ölürken bilinen veya gittiğin de bilinen kıymet İHANET gibi geliyor bana” dedi
    Dedim ki , “karşılık beklemek değil, anlaşılmaktı istediğim”
    Monte Carlo / 2017