Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

Ey kadın! Ey ışık kadın!
Sen RAHİMSİN; merhamet eden, Tanrı’nın yaratıcı gücüsün.
Sen, AŞK’sın, koşulsuz sevgisin, Tanrı’nın vicdansın, merhametsin, sen güzelliğin kendisisin
Sen inanırsan masal gerçek olur. Dünya cennet olur
Unutma…
Tanrıya sözümüz var; Birbirimizin elini tutup, birbirimizden güç alıp çok büyük bir halkanın parçası olacağız.
Unutma…
Sözümüz var, tüm çocuklara
Bu dünyaya güzellik katmaya geldik.
Gücünü İYİLİK ve GÜZELLİKTEN yana kullan.
Çık meydana, gizlenme!
Hadi, gücünü giy..
Kendini farket!
Kim ne der’i bırak, en renkli giysilerini giy
En çoşkulu şarkını diline dola
Muhteşem kahkahanı duysun gökyüzü…
Kutsa kadınlığını, kutla her an
Çünkü sen RAHİMSİN!
Sen IŞIKSIN!
Kendi yaratıcı gücünün farkında olup, onurlu duruş sergileyen tüm ışık kadınlara…
Fatma ÖNDER-2018

    Birileri için bilmiş gelen söylemleriniz, birilerine gittiği yolda ışık tutuyordur belki de.
    Yarasa güneşten hoşlanmıyor diye güneş değerinden bir şey kaybetmez. Yarasalar istemese de ışığınızı, siz geceleri bile çevrenizi aydınlatmaya devam edin.
    Çok mu zorlandın; bir çay demle. Çay kolaylaştırır herşeyi. Elindekine şükrettirir.
    Ne güzeldir insanca davranabilmek
    Ne güzel; Güvene mazhar olmak, yalandan riyadan uzak kalabilmek.
    Ne güzel; Şefkat eli olup uzanabilmek, gözden akan yaşı silebilmek.
    Ne güzel; Hadi tut elimi diyebilmek, SARILABİLMEK.
    Kanayan yaralara merhem olabilmek ne güzeldir.
    Ne güzel; Elindeki ile yetinmek, başkalarının elindekini kıskanmadan sevinebilmek
    Ne güzel; Başarıları ile gurur duyabilmek, ve en içten duygularla daha çok ver RABBİM diyebilmek
    Başkalarının yaptıklarını, yapacaklarını atmaca gibi dikizlemek yerine n’olur siz yapın.
    Hiç tanımadığınız bir insanın gözyaşının bile içimizi parçalaması ne güzeldir.
    Fatma ÖNDER – 2019

Ölüler Hürdür /Sartre

    Bizler spritüel deneyim yaşayan insanlar değiliz. Bizler insani bir deneyim yaşayan spritüel varlıklarız. Teilhard de Chardin.
    Ben geçmiş yaşama inanıyorum. Bi dolu kez yeryüzüne gelip yaşamı deneyimlediğimizi düşünüyorum.
    Bazı insanlarla daha tanışır tanışmaz, kalbimin neden sıcaklıkla dolup, yüzyıllık dost gibi gelmesini ya da bazılarının sebepsiz ürperti vermesinin, sırtımdan bıçaklamasını.. Yerlerin, mekanların tadıdıklığını dejavu’su ne anlama geldiğini anlamıştım.
    Spritüel eğitim aldığım bir hocam durugörümün açık olduğunu söylemişti.
    Ben 6. HİS diyordum ve beni inanılmaz tedirgin ve huzursuz ediyordu.Açıkçası bana bir hediye gibi değil de daha çok bir lanet olarak gelmişti, ürkmüştüm.Beş duyu organı dışında farklı bir görme şekli olduğunu anlattı hocam. Tinsel varlıklardan da söz etti.Gaipten haber almak gibi mi hocam dedim. Sürekli bir uğultu kulağımda. Uzun uzun anlattı. Çok az sayıda insanla paylaştım duru görülerimi, kalbimde duyduğum iç sesimi. Beni gülünç bulmalarından çekindim belki de. Ailem biliyordu zira annemin öleceğini hissediyordum. Rüyam da annemin çok sevdiği rahmetli amcasını görmüştüm. Ve amcası Anneni istiyorum dedi. HAYIR! Dedim. Çok erken. Tmam o zaman biraz daha kalsın ama çok değil.. 2 yıl sonra annem başka bir boyuta göç etti.
    Neyse.. “Ölüler Hürdür.” Sartre’nin sözü geldi aklıma. Aramızda bir sis perdesi var mıydı ölülerle. Onlar bizi rahatça görebiliyor, duyabiliyor, film gibi izleyebiliyorlar mıydı?
    Tüm bunları anlattığım da; Hocam” Tanrıya herhangi bir nedenle henüz kavuşamamış ruhlar olduklarını arafta beklediklerini anlattı. Sadece sezgilerim diğer insanlardan daha açık olduğundan kendilerini hissediyordum. Benimle bir dertleri yoktu.