Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

ANNEANNE EVİ – 2 –

 Çok özlüyorum o evi ve eski günleri  ben. En çok kışın sevdim o evi.İçimi ısıtan,Dünyamı aydınlatan beni huzura boğan evi. Sobayla ısınmayı,üzerinde çay demlemeyi,güzinede pişen  patatesın, kavrulan kestanenin kokusunu, Mandalina kabuklarını illa sobaya attığımız ve o mis kokuyu içimize çektiğimiz günleri özledim. O evin mısafirleri hiç eksik olmazdı. el feneri ile gelirlerdi gecenın karanlığın da. Ve hepsinin yüzünde tebbessüm,mutluluk vardı.Hatırladığım çok gülerdi hepsi. Sobanın yanında döşeği vardı anneanemın  kemiklerimize kadar ısıtırdı bizi. Sokaktan geldiğimiz de o sobanın başına geçtiğimizde anlardık üşüdüğümüzü kışın banyo yapmak çok zordu o leğen de yıkardı  anneannem. yoğurda şeker katılıp yenirdi ,Ayran,anneannemin yaptığı mis kokan yoğurt yayılarak yapılırdı. Ekmeğimizin üzerine salça sürerdik, acıktığımızın pek farkında olmazdık sokakta oynarken. Sabah kahvaltı ve akşam yemeği vardı öğle yemeği diye bi adet yoktu.:)) Turşu, salça, bulgur, Yufka, mantı evde yapılırdı. Buzdolabı yoktu. Kar yağdığın da şekerli kar yenir, kardan adam yapılırdı.Kış gecelerinde uzun masallar anlatılırdı heyecanla. Maniler söylenirdi, anneannemden ilk öğrendiğim mani; kara kara kazanlar kara yazı yazanlar cennet yüzü görmesin aramızı bozanlar: Geceler ayaz, sokaklar karanlık,el feneriyle aydınlanır yollarımız, gaz lambasıyla ışırdı odalarımız. Gecenin karanlığını uzaktan uluyan köpek sesleri bozardı bazen,uluma seslerini duyunca korkudan yorganın altına sokardık başımızı En güzel anılarım Annem ve Anneanemle ikisi de nur için de ışıklar için de uyusun. Bana yaşattıkları tüm güzellikler için minnettarım. Onlar yokluktan var eden, sadece un ile 10 çeşit yemek yapan, topladıkları otlarla harıkalar yaratan nefis yemekler yapan, çocuklarının mutluluğu huzuru için çırpınan güzel yürekli annelerdi. İlkokula bile gidememişler ama anlattıkları hikayeler İNSANCA, İNSAN gibi yaşamaya dair. Yüzlerinde daima tebessüm,onların hayatın da mutsuzluğa yer yoktu belki de bize hissettirmediler. Tüm olumsuzluklara meydan okudular,cesaretler,hoşgörü ve sevgi ile aşamadıkları hiç bişey yoktu.Sevmeyi öğrettiler,aşkı öğrettiler. YOL GÖSTERİCİM, IŞIĞIM Dİ. DIYORUM Kİ "OKUMAK" herşey değil. kalp,vicdan,merhamet...İnsan olabilmek ıcın yeterli bence.gerisi boş. İlaç sendin, annem,anneannem,sevginiz,şefkatiniz,ışık saçan gözleriniz,, Nasılda aydınlatmış dünyamı,,, Sizi çok özledim be ANNEM - ANNEANNEM:(-  Fatma Önder (2014)


Çok özlüyorum o evi ve eski günleri ben.
En çok kışın sevdim o evi.İçimi ısıtan,Dünyamı aydınlatan beni huzura boğan evi.
Sobayla ısınmayı,üzerinde çay demlemeyi,güzinede pişen patatesın, kavrulan kestanenin kokusunu,
Mandalina kabuklarını illa sobaya attığımız ve o mis kokuyu içimize çektiğimiz günleri özledim.
O evin mısafirleri hiç eksik olmazdı. el feneri ile gelirlerdi gecenın karanlığın da.
Ve hepsinin yüzünde tebbessüm,mutluluk vardı.Hatırladığım çok gülerdi hepsi.
Sobanın yanında döşeği vardı anneanemın kemiklerimize kadar ısıtırdı bizi.
Sokaktan geldiğimiz de o sobanın başına geçtiğimizde anlardık üşüdüğümüzü
kışın banyo yapmak çok zordu o leğen de yıkardı anneannem.
yoğurda şeker katılıp yenirdi ,Ayran,anneannemin yaptığı mis kokan yoğurt yayılarak yapılırdı.
Ekmeğimizin üzerine salça sürerdik, acıktığımızın pek farkında olmazdık sokakta oynarken.
Sabah kahvaltı ve akşam yemeği vardı öğle yemeği diye bi adet yoktu.:))
Turşu, salça, bulgur, Yufka, mantı evde yapılırdı. Buzdolabı yoktu.
Kar yağdığın da şekerli kar yenir, kardan adam yapılırdı.Kış gecelerinde uzun masallar anlatılırdı heyecanla.
Maniler söylenirdi, anneannemden ilk öğrendiğim mani;
kara kara kazanlar
kara yazı yazanlar
cennet yüzü görmesin
aramızı bozanlar:
Geceler ayaz, sokaklar karanlık,el feneriyle aydınlanır yollarımız, gaz lambasıyla ışırdı odalarımız.
Gecenin karanlığını uzaktan uluyan köpek sesleri bozardı bazen,uluma seslerini duyunca korkudan yorganın altına sokardık başımızı
En güzel anılarım Annem ve Anneanemle ikisi de nur için de ışıklar için de uyusun. Bana yaşattıkları tüm güzellikler için minnettarım.
Onlar yokluktan var eden, sadece un ile 10 çeşit yemek yapan, topladıkları otlarla harıkalar yaratan nefis yemekler yapan, çocuklarının mutluluğu huzuru için çırpınan güzel yürekli annelerdi. İlkokula bile gidememişler ama anlattıkları hikayeler İNSANCA, İNSAN gibi yaşamaya dair.
Yüzlerinde daima tebessüm,onların hayatın da mutsuzluğa yer yoktu belki de bize hissettirmediler. Tüm olumsuzluklara meydan okudular,cesaretler,hoşgörü ve sevgi ile aşamadıkları hiç bişey yoktu.Sevmeyi öğrettiler,aşkı öğrettiler.
YOL GÖSTERİCİM, IŞIĞIM Dİ. DIYORUM Kİ “OKUMAK” herşey değil. kalp,vicdan,merhamet…İnsan olabilmek ıcın yeterli bence.gerisi boş.
İlaç sendin, annem,anneannem,sevginiz,şefkatiniz,ışık saçan gözleriniz,,
Nasılda aydınlatmış dünyamı,,,
Sizi çok özledim be ANNEM – ANNEANNEM:(-
Fatma Önder (2014)

Post a comment