Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

BUGÜN, İÇİNİN HER KÖŞESİNİ KENDİNE AYIR…

Seninde hayata bakış açın her geçen gün değişiyor mu? Bilemiyorum gözümde ki gönlümde ki perde mi kalktı. Yaşlamı ilintili acaba? Hislerimde hiç yanılmıyorum.  Sende bir şey var dedi canım bir dost. (Doğa üstü güç, üç harf ) )  Yok canım, olsa bilirdim Sezgilerimin kuvvetli olduğu, durugörü’nün açık olduğu başka bir dönem hatırlamıyorum. Mesela YALANI doğrudan çok kolay ayırt edebiliyorum. Eskiden kazık yemeden karşımdaki insanı tanıyamazdım. Şimdilerde bir insanın gözüne bakınca taaaa çiğerini görebiliyorum. Samimiyete inanırdım, şimdi o da DERT olarak geri dönüyor. Yüreğine inandığım insanlarla yürümek, gerisine kapıları kapatmak istiyorum. Hayata çok başka bakıyorum; huzurlu olmaya, keyif almaya, bir yudum çayı bile değmeyen insanlarla içmemeye özen gösteriyorum. Sadece kendimi önemsiyorum. Atalarımızın sözünü dinliyorum. … Nerede çokluk orada b*kluk diyerek Yıllar öncesinden sağlıklı yaşamın tiyosunu vermişler bize. Eskiler mektep medrese bilmezlerdi belki ama NE GÜZEL İNSANLARDI DE Mİ? Ne geldiyse başımıza insanın zekasını şeytanlığa çalıştıranlardan gelmedi mi? Değmeyen ne varsa şu hayatta hepsinden uzak duruyorum itinayla Hayat, tecrübe ederek öğreniliyormuş ya; Ben de sana diyorum ki; Haydi! BUGÜN İÇİNİN HER KÖŞESİNİ KENDİNE AYIR. Seni yoran,ruhunu acıtan, kalbini ağrıtan her ne ise bırak. Üzüntü veren anıları bile sil. Durdukça mutluluk vermiyorlarsa eğer ne gerek var “anı” tutmanın, yük etmenin. Oh be dünya varmış diyeceksin. İçin alabildiğine senin; hepsini mutlulukla, huzurla doldur.. Artık sadece kendini dinle ve kendine ver hesabını…. Müzik dinle, kahveni içerken gülümse. Bir kahvenin kırk yıl hatırı var derler; İnsanın neden yok peki? Biliyorum ve seni duyuyorum.. Kolay mı anıları silmek, kolay mı bir nefeste temizlik yapmak diyorsun.. Hepimizin, bir şeyler uğruna savaşmışlığı, dişiyle tırnağıyla tutunup kadere papuç bırakmamışlığı vardır. Hepimizin bir dönüm noktası, sil baştan başlamışlığı vardır Benimde oldu; Kiminden zorlu, belki kiminden daha kolay..Az savaşmadım bende. TÜM OLUMSUZLUKLARI YENDİĞİNDE ATTIĞIN ZAFER ÇIĞLIĞIDIR “MUTLULUK” ; çok savaş kazandım, çok zafere gülerek imza attım. Eğri olsam yay gibi elde tutarlar beni, Doğru olsam ok gibi yabana atarlar beni, Elde kalır eğri yay, MENZİL ALIR DOĞRU OK!! (Hz. Mevlana).. ibretlik bir söz. Düşünen için çok büyük dersler var!. Fatma ÖNDER

İki yumurta kıramayan kadınlar için, size yaprak sarıp mantı açan kadınları harcadınız… … 3 bin dolarlık Tom Ford Black kullanan kadınlar için, mum kokulu kadınları harcadınız… Göbeginizi iğrenç bulan kadınlar için, o göbeğe sarılıp uyuyan kadınları harcadınız… Yemeğe çıktığınızda sürekli hesabı size kitleyen kadınlar yüzünden, “Bu sefer de benden olsun” diyen kadınları harcadınız. “Manikürüm bozulur” diyerek ütü bile yapmayan kadınlar için, kirli donunuzu elinde yıkayan kadınları harcadınız… Adnan Hoca’nın “kedicikleri”ni andıran kadınlar için, “Selvi boylum al yazmalım”ın Asya’sına benzeyen kadınları harcadınız… Yağmur yağınca saçları bozulmasın diye en lüks cafe’ye dalan kadınlar yüzünden, kolunuza girip “Beraber ıslanalım” diyen kadınları harcadınız… Cebinizde para yokken telefonunuza dahi bakmayan kadınlar için, “Canım sen çaldır, ben sana dönerim” diyen kadınları harcadınız… Kuaförden çıkmayan kadınlar yüzünden, saçını süpürge eden kadınları harcadınız… Model arabadan aşağısına binmeyen kadınlar için, halk otobüsündeki tek koltuğu sizinle paylaşan kadınları harcadınız… Müzik zevki Aleyna Tilki’den ibaret olan kadınlar yüzünden, size çilingir sofrası kurup ud çalan kadınları harcadınız… “Parasız adam gereksiz adam” diyen kadınlar için, “İki gönül bir olunca, samanlık seyran olur” diyen kadınları harcadınız… Burnu aktığında Amerikan Hospital’a koşan kadınlar yüzünden, kırk derece ateşle yanarken alnına sirkeli bez koyan kadınları harcadınız… Kredi kartlarınızın limitlerini patlatan kadınlar için, yarım kilo kıymayla beş çeşit yemek yapan kadınları harcadınız… Saçlarınız döküldüğünde sizi beğenmeyen kadınlar için, kel kafanızı öpen kadınları harcadınız… Zamanı gelince sizi bir kağıt parçası gibi buruşturup atan kadınlar yüzünden, aşkı için her türlü ihanetinize ve zorbalığınıza katlanan kadınları harcadınız… Özlü Mithat. …..

İki yumurta kıramayan kadınlar için, size yaprak sarıp mantı açan kadınları harcadınız… … 3 bin dolarlık Tom Ford Black kullanan kadınlar için, mum kokulu kadınları harcadınız… Göbeginizi iğrenç bulan kadınlar için, o göbeğe sarılıp uyuyan kadınları harcadınız… Yemeğe çıktığınızda sürekli hesabı size kitleyen kadınlar yüzünden, “Bu sefer de benden olsun” diyen kadınları harcadınız. “Manikürüm bozulur” diyerek ütü bile yapmayan kadınlar için, kirli donunuzu elinde yıkayan kadınları harcadınız… Adnan Hoca’nın “kedicikleri”ni andıran kadınlar için, “Selvi boylum al yazmalım”ın Asya’sına benzeyen kadınları harcadınız… Yağmur yağınca saçları bozulmasın diye en lüks cafe’ye dalan kadınlar yüzünden, kolunuza girip “Beraber ıslanalım” diyen kadınları harcadınız… Cebinizde para yokken telefonunuza dahi bakmayan kadınlar için, “Canım sen çaldır, ben sana dönerim” diyen kadınları harcadınız… Kuaförden çıkmayan kadınlar yüzünden, saçını süpürge eden kadınları harcadınız… Model arabadan aşağısına binmeyen kadınlar için, halk otobüsündeki tek koltuğu sizinle paylaşan kadınları harcadınız… Müzik zevki Aleyna Tilki’den ibaret olan kadınlar yüzünden, size çilingir sofrası kurup ud çalan kadınları harcadınız… “Parasız adam gereksiz adam” diyen kadınlar için, “İki gönül bir olunca, samanlık seyran olur” diyen kadınları harcadınız… Burnu aktığında Amerikan Hospital’a koşan kadınlar yüzünden, kırk derece ateşle yanarken alnına sirkeli bez koyan kadınları harcadınız… Kredi kartlarınızın limitlerini patlatan kadınlar için, yarım kilo kıymayla beş çeşit yemek yapan kadınları harcadınız… Saçlarınız döküldüğünde sizi beğenmeyen kadınlar için, kel kafanızı öpen kadınları harcadınız… Zamanı gelince sizi bir kağıt parçası gibi buruşturup atan kadınlar yüzünden, aşkı için her türlü ihanetinize ve zorbalığınıza katlanan kadınları harcadınız… Özlü Mithat….

İki yumurta kıramayan kadınlar için, size yaprak sarıp mantı açan kadınları harcadınız… … 3 bin dolarlık Tom Ford Black kullanan kadınlar için, mum kokulu kadınları harcadınız… Göbeginizi iğrenç bulan kadınlar için, o göbeğe sarılıp uyuyan kadınları harcadınız… Yemeğe çıktığınızda sürekli hesabı size kitleyen kadınlar yüzünden, “Bu sefer de benden olsun” diyen kadınları harcadınız. “Manikürüm bozulur” diyerek ütü bile yapmayan kadınlar için, kirli donunuzu elinde yıkayan kadınları harcadınız… Adnan Hoca’nın “kedicikleri”ni andıran kadınlar için, “Selvi boylum al yazmalım”ın Asya’sına benzeyen kadınları harcadınız… Yağmur yağınca saçları bozulmasın diye en lüks cafe’ye dalan kadınlar yüzünden, kolunuza girip “Beraber ıslanalım” diyen kadınları harcadınız… Cebinizde para yokken telefonunuza dahi bakmayan kadınlar için, “Canım sen çaldır, ben sana dönerim” diyen kadınları harcadınız… Kuaförden çıkmayan kadınlar yüzünden, saçını süpürge eden kadınları harcadınız… Model arabadan aşağısına binmeyen kadınlar için, halk otobüsündeki tek koltuğu sizinle paylaşan kadınları harcadınız… Müzik zevki Aleyna Tilki’den ibaret olan kadınlar yüzünden, size çilingir sofrası kurup ud çalan kadınları harcadınız… “Parasız adam gereksiz adam” diyen kadınlar için, “İki gönül bir olunca, samanlık seyran olur” diyen kadınları harcadınız… Burnu aktığında Amerikan Hospital’a koşan kadınlar yüzünden, kırk derece ateşle yanarken alnına sirkeli bez koyan kadınları harcadınız… Kredi kartlarınızın limitlerini patlatan kadınlar için, yarım kilo kıymayla beş çeşit yemek yapan kadınları harcadınız… Saçlarınız döküldüğünde sizi beğenmeyen kadınlar için, kel kafanızı öpen kadınları harcadınız… Zamanı gelince sizi bir kağıt parçası gibi buruşturup atan kadınlar yüzünden, aşkı için her türlü ihanetinize ve zorbalığınıza katlanan kadınları harcadınız… Özlü Mithat. …..

YOL Neden bilmiyorum ama yol benim için ufak bir kelime bir dolu anlam! Yol bazen kaderimiz oluyor. Yol nereye götürürse değil, insan hangi yolu seçerse istikameti yolu oluyor. Ya kaderini yaşıyorsun ya da mücadele edip yolunu değiştireceğine inanıyorsun. Hiç kimsesiz çıkacağım yola, ne kadar uzaklaşırsam o kadar rahatlayacaktı ruhum…. Radyoda çalmayan şarkıları tutacaktım. Alıp başımı gideceğim dedim yıllar önce . Bunun bir düş olmaması benim zaferimdir. Yeni bir YOL, yeni bir YOLCULUK yeni bir sayfa… YOLCULUK Her yolculuk birşey anlatır bizlere. Bir mekan, bir şehir olması gerekmiyor. İçe yolculuk, bir his, bir duygu. İnsanın kendini bulması bu yol ve yolculuklar sonrası oluyor. Buldum sanıp yanılmalar, hayal kırıklığı, hüsran,….vb. Yolun ışıkları var. Bazen o yol ayrımlarında kalbimizin sesini dinlediğimizi sanıyoruz oysa, o ne der, bu ne der,, ?? akrabana, komşuna, ailene, dostuna, arkadaşına değil diye diye ömür geçiyor. EMEK vermeden hiçbir sevdiğime, hiçbir isteğime sahip olmadım ben.Mesela çok sevdiğim bana göre mucizenin adı çocuklarım,,, Dostlarım, evim, arabam, işim, evimdeki eşyalar..Özenerek emek vermek gerek hayatımızdaki her canlıya, bitkiye, eşyaya, Bazı insanların sahip olduğu herşeyde hakikaten çok fazla EMEK var! ŞÜKRETMEK, İNANMAK VE HAYAL ETMEK.. kesınlıkle yaraları saran en etkili üçlü. Herkes gibi bende zor,karışık ve çıkmaz sokaklara girdiğim zamanlar oldu.Ama BUNLARIN BİR NEDENİ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜM HEP. Ne istediğimi bilmediğim zamanlar yanlış yollara saptığım oldu. Anladım ki;herkes yolcu, ailem ve bikaç dostum dışında . Hiçbir sakıncası yok.Kimse HUZURUMDAN kıymetli değil. Bunu yalnış sokaklarda dolaşarak tecrube edınıyorsun. Sevmeyi bilirim, Aşkı tanırım. Sevgini olmadığı yerde nefes alamam..Sahte olamam ben, en çok sevdiklerime kanarım. Yaşadıklarını belki kimse kelimelere dökemez ama HER YOL BİTER SEN İSTER SONUNA KADAR YÜRÜ Fatma ÖNDER

HER YOL BİTER SEN İSTER SONUNA KADAR YÜRÜ, İSTER VAZGEÇ… 

İçini çeke çeke ağlamakla, içine akıtarak ağlamak başkadır. Gözün şişer, burnun kızarır ama geçer. İçine akan yaş sızım sızım yakar… Söylenmemiş duygular vardır, içe atılan;Öksüz, isyanı bırakmış, bitkisele bağlamış yoğun bakım… YAZMAK,,, Bu satırları yazarken, kalemden akanlar;ne yaşadım diyebilirsin/ nede yaşarım. Gözlerimi bir noktaya dikmiş, tüm gücümle ardıma bakmadan koşarken ayağıma çelme takıp, beni teğetaklak düşüneren eskiden olsa teşekkür ederdim. Şimdilerde ALLAH’a havale ediyorum. Ben teşekkür edip hoş görmek zorunda kaldıkça;haksızlıkları, ihanetleri, edepsizlikleri ile başedemedim. Neysee… Meğer ulaşmak istediğim yer mayın tarlasıymış. Düşünce acıdım, kanadım ve canımın acısıyla olduğum yerde oturdum kaldım. Birisi el uzatsın diye değil, kendi gücümle kalkabilmek içindi bu bekleyiş. Ayaklandığım da farketttim ki koşmaya devam ediyorum ama bu defa farklı yöne. Kalkmayı öğrenmek için düşmeliyiş, acımalıymış insan. Ve doğru yolu bulmak için, yanlışlardan geçmeliymiş hiç korkmadan..

GÖZ YAŞI DİYE GEÇME

İçini çeke çeke ağlamakla, içine akıtarak ağlamak başkadır. Gözün şişer, burnun kızarır ama geçer. İçine akan yaş sızım sızım yakar… Söylenmemiş duygular vardır, içe atılan;Öksüz, isyanı bırakmış, bitkisele bağlamış yoğun bakım… YAZMAK,,, Bu satırları yazarken, kalemden akanlar;ne yaşadım diyebilirsin/ nede yaşarım. Gözlerimi bir noktaya dikmiş, tüm gücümle ardıma bakmadan koşarken ayağıma çelme takıp, beni teğetaklak düşüneren eskiden olsa teşekkür ederdim. Şimdilerde ALLAH’a havale ediyorum. Ben teşekkür edip hoş görmek zorunda kaldıkça;haksızlıkları, ihanetleri, edepsizlikleri ile başedemedim. Neysee… Meğer ulaşmak istediğim yer mayın tarlasıymış. Düşünce acıdım, kanadım ve canımın acısıyla olduğum yerde oturdum kaldım. Birisi el uzatsın diye değil, kendi gücümle kalkabilmek içindi bu bekleyiş. Ayaklandığım da farketttim ki koşmaya devam ediyorum ama bu defa farklı yöne. Kalkmayı öğrenmek için düşmeliyiş, acımalıymış insan. Ve doğru yolu bulmak için, yanlışlardan geçmeliymiş hiç korkmadan..

GÖZ YAŞI DİYE GEÇME…

Ey kadın! Ey ışık kadın!
Sen RAHİMSİN; merhamet eden, Tanrı’nın yaratıcı gücüsün.
Sen, AŞK’sın, koşulsuz sevgisin, Tanrı’nın vicdansın, merhametsin, sen güzelliğin kendisisin
Sen inanırsan masal gerçek olur. Dünya cennet olur
Unutma…
Tanrıya sözümüz var; Birbirimizin elini tutup, birbirimizden güç alıp çok büyük bir halkanın parçası olacağız.
Unutma…
Sözümüz var, tüm çocuklara
Bu dünyaya güzellik katmaya geldik.
Gücünü İYİLİK ve GÜZELLİKTEN yana kullan.
Çık meydana, gizlenme!
Hadi, gücünü giy..
Kendini farket!
Kim ne der’i bırak, en renkli giysilerini giy
En çoşkulu şarkını diline dola
Muhteşem kahkahanı duysun gökyüzü…
Kutsa kadınlığını, kutla her an
Çünkü sen RAHİMSİN!
Sen IŞIKSIN!
Kendi yaratıcı gücünün farkında olup, onurlu duruş sergileyen tüm ışık kadınlara…
Fatma ÖNDER-2018

    Birileri için bilmiş gelen söylemleriniz, birilerine gittiği yolda ışık tutuyordur belki de.
    Yarasa güneşten hoşlanmıyor diye güneş değerinden bir şey kaybetmez. Yarasalar istemese de ışığınızı, siz geceleri bile çevrenizi aydınlatmaya devam edin.
    Çok mu zorlandın; bir çay demle. Çay kolaylaştırır herşeyi. Elindekine şükrettirir.
    Ne güzeldir insanca davranabilmek
    Ne güzel; Güvene mazhar olmak, yalandan riyadan uzak kalabilmek.
    Ne güzel; Şefkat eli olup uzanabilmek, gözden akan yaşı silebilmek.
    Ne güzel; Hadi tut elimi diyebilmek, SARILABİLMEK.
    Kanayan yaralara merhem olabilmek ne güzeldir.
    Ne güzel; Elindeki ile yetinmek, başkalarının elindekini kıskanmadan sevinebilmek
    Ne güzel; Başarıları ile gurur duyabilmek, ve en içten duygularla daha çok ver RABBİM diyebilmek
    Başkalarının yaptıklarını, yapacaklarını atmaca gibi dikizlemek yerine n’olur siz yapın.
    Hiç tanımadığınız bir insanın gözyaşının bile içimizi parçalaması ne güzeldir.
    Fatma ÖNDER – 2019

Ölüler Hürdür /Sartre

    Bizler spritüel deneyim yaşayan insanlar değiliz. Bizler insani bir deneyim yaşayan spritüel varlıklarız. Teilhard de Chardin.
    Ben geçmiş yaşama inanıyorum. Bi dolu kez yeryüzüne gelip yaşamı deneyimlediğimizi düşünüyorum.
    Bazı insanlarla daha tanışır tanışmaz, kalbimin neden sıcaklıkla dolup, yüzyıllık dost gibi gelmesini ya da bazılarının sebepsiz ürperti vermesinin, sırtımdan bıçaklamasını.. Yerlerin, mekanların tadıdıklığını dejavu’su ne anlama geldiğini anlamıştım.
    Spritüel eğitim aldığım bir hocam durugörümün açık olduğunu söylemişti.
    Ben 6. HİS diyordum ve beni inanılmaz tedirgin ve huzursuz ediyordu.Açıkçası bana bir hediye gibi değil de daha çok bir lanet olarak gelmişti, ürkmüştüm.Beş duyu organı dışında farklı bir görme şekli olduğunu anlattı hocam. Tinsel varlıklardan da söz etti.Gaipten haber almak gibi mi hocam dedim. Sürekli bir uğultu kulağımda. Uzun uzun anlattı. Çok az sayıda insanla paylaştım duru görülerimi, kalbimde duyduğum iç sesimi. Beni gülünç bulmalarından çekindim belki de. Ailem biliyordu zira annemin öleceğini hissediyordum. Rüyam da annemin çok sevdiği rahmetli amcasını görmüştüm. Ve amcası Anneni istiyorum dedi. HAYIR! Dedim. Çok erken. Tmam o zaman biraz daha kalsın ama çok değil.. 2 yıl sonra annem başka bir boyuta göç etti.
    Neyse.. “Ölüler Hürdür.” Sartre’nin sözü geldi aklıma. Aramızda bir sis perdesi var mıydı ölülerle. Onlar bizi rahatça görebiliyor, duyabiliyor, film gibi izleyebiliyorlar mıydı?
    Tüm bunları anlattığım da; Hocam” Tanrıya herhangi bir nedenle henüz kavuşamamış ruhlar olduklarını arafta beklediklerini anlattı. Sadece sezgilerim diğer insanlardan daha açık olduğundan kendilerini hissediyordum. Benimle bir dertleri yoktu.
Sayfalar:1234567...74