Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

HACİVAT İLE KARAGÖZ

Nerden aklıma geldi bilmiyorum, çocukluğumuz da ne çok severdik HACİVAT-KARAGÖZ ikilisini.
Büyüdükçe anladik ki amaçları sadece ders vermek ya da ben öyle yorumladım.
 
Hayatımızda ki kişiler ikiye ayrılır, yanımızda olmak isteyenler,yerimizde olmak isteyenler.
Bunlarda kendi aralarında üçe ayrılır;kukla oynatanlar, kukla olanlar, bunlara bakanlar.
 
Bir ipin ucunda hep sallanan kimdi acaba?? Kukla deyince aklımıza hep hacivat-karagöz gelir.
Ne çok severdik, neden çok sevikdiklerine gelince öyle komik olmaları nükteli konuşmaları hikaye.
Şimdi daha iyi anlıyorum asıl sebeb etrafımızda onlarca hacivat-karagöz olması.
Hatta kimbilir biz bile onlardan biriyız belkide.Çok tanıdılk değil mi??bizden biriymiş gibi.
Hacivat,düzeni temsil ederdi, nabza göre şerbet verir, kişisel çıkarlarını ön planda tutardı.
Az buçuk okuma bildiğinden yabancı sözcüklerle konuşmasını severdi.Etrafımız da ne çok var.
Gerçi şimdi durum biraz daha ileri boyuta geçti , parası olan konuşuyor, parası olan adam,
Neyse konuyu değiştirmiyeyim, “parası olan düdüğü çalar” sayfalarca hikaye çıkar.
Biz konumuza dönelim.
Hacivat daima Karagöz’ün sırtından geçinirdi. Tanıdık geldi değil mi??
Karagöz, okumamış bi halk adamı. Hacivatın söylediği sözlerin anlamını anlamaz.
Ona yalnış anlamlar yükler Hacivat ile alay eder.Dobra,patavatsız,geçim derdinde…
“KUKLALAR ve KUKLALARI OYNATANLAR” böyle bi siyasi yazı var.
Fakat benim anlatmak istediklerim farklı . Benim yazım da farklı ..
 
Biz gerçekten bir kukla sahnesindemiyiz??
 
Fatma ÖNDER

Post a comment