Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

HERKES MAHÇUPTUR YÜREĞİNE KARŞI

HERKES MAHÇUPTUR YÜREĞİNE KARŞI…
Artık hiçbir şeyin değişmesine imkân yok… Lüzum da yok. Demek böyle olması icap ediyormuş. Yalnız söyleyebilsem… Bir kişiye olsun içimdekileri dökebilsem… Bunu sahiden istesem bile artık böyle bir insan bulmama imkân yok… Bende arayacak hal kalmadı… Kalsa da aramam… -Kürk Mantolu Madonna-
Kendimle yüzleşiyorum yine yeniden…
Paylaşıyorum, çünkü bana anlatılan küçük hikayelerden büyük dersler çıkardığım çok oldu.
Günlerdir kendimden özür diliyorum… Hayat bir sınav ve oyun sahnesi… Ne yazık kı; bana verilen rolleri en iyi şekilde oynarken, karşımdakilerin beni üzmelerine bakmadan, karşılığın da ne aldığıma ne hissettiğime aldırış etmeden hep vermişim. Kendimi unutmuş, paramparça olmuş kalbim. Kendime kimseye etmediğim kadar çok haksızlık etmişim, herkesi dinlemiş bir kendimi dinlememişim.. Aman mutsuzluk sebebleri ben olmıyayım, yük olmıyayım, bir beklenti için de olmayı kendime yakıştıramamışım. Ben bir şey istemiyorum dedikçe hep istemişler… Benim için fedakarlık yapanı görmedim( ailem ve birkaç dostum hariç) Hep vermekten, hoşgörüden, anlamaya çalışmaktan, destek olmaktan, mutlulukları için kendimden vermekten yorulmuş, bıkmış, paramparça olmuşum. Karşılığın da; seni anlamaya niyetleri olmamış;kırmışlar, incitmişler, değersizleştirmeye çalışmışlar… Değerimin farkın da olmama rağmen izin vermişim.Tutunacak tek duygu bırakmamışım kendime, kendimi teselli edecek tek şey yokmuş hayatımda. Allak bullak oldum yine.. Hayalkırıklığım var… Kendimi kaybetmişim, kendimi aramaya çıktığım da bir köşede sessizce ağlayan ; yorgun, kırgın, bitkin- yılgın, ağlak buldum kendimi. Elimi uzattım, hadi tut elimi… Sen defalarca düştün ama hep kendi inancın ve gücünle yol’a devam ettin.. Sana güveniyorum, inanıyorum.. Bir daha seni kimse üzemeyecek; seni hiçe saydığım, önemsemediğim için, önceliğim olmadığın için,dinlemediğim için, üzerine bu kadar sorumluluk yüklediğim için, neşe ve çoşu yaşatamadığım için , seni kırmalarına, incitmelerine, değersiz hissetmelerine izin veriğim için senden özür diliyorum.. Çocukluğun da başlamış hayakırıklığın…
Hadi kalk… Yaşam dersin, sınavın bitmek üzere… Biliyorsun ki hayat sana her zaman olduğu gibi istediğini verecek, öyle.. Yaşama ve yaşadıklarına karşı dürüst duruş sergilemenın mükâfatını RABBIM verır er ya da geç… Sen almadan vermenin ALLAH’a mahsus olduğunu unutmuşsun.. Hadi almayı dene.. İste… Vermeyi bir süre bırak…Mucizeler seninle.. KaLbinin ekmeğini yersin. Daıma ıyılık, sevgi, şefkat ve merhamet olsun yol’un…
Görevim neyse en iyisini yapmalıyım ki vicdanım rahat etmeliydi. Birilerinin de bana karşı görevleri olduğunu hatırlatmamışım.. Beni hırpalayan ONUR ve GURUR…
Biliyorum gerçekten istemek AŞK’tır.. İstemek dua etmek, o uğurda herşeyi göze almak, bir an olsun yoldan sapmamaktır. Yapmam veya yapmamam gerekeni denemem lazımdı. Yapmazsam bilemezdim. Yaşadığım herşey hakikate ulaşmak içimde ki ben’le buluşmak içindi..Nefes almayı nasıl biliyorsa bedenim kötü senaryolar üretmek yerine hiç durmadan, nefesini tutmadan hayal kurmayı da kusursuz öğrenecek. Başka yolu yok.
Herkes mahcuptur kalbine karşı….. Bir kez daha özür dilerim…
“Şunu unutma; fazla fedakarlık, fazla vefasızlık getirir.” T.S Eliot ne güzel söylemiş
Zamanı gelince olur. Vakti tamamlanınca geçer. Sabredersen değer. Ama evvela kısmet, evvela kâder! Nazan Bekiroğlu
Güzel insan” aramak ile “insandaki güzelliği” aramak arasında derin bir fark vardır. Yaşam bunları ararken akıp gidiyor… Bir dolu travmatik tecrübeler…
Not: SEN KENDİ DEĞERİNİN FARKINDA OLMAZ İSEN VE KENDİNE HAK ETTİĞİN DEĞERİ VERMEZ İSEN SANA KİMSE HAKEETİĞİN DEĞERİ VERMEYECEKTİR.. ALMAYI ÖĞRENEMEDİĞİN DE HEP VERECEKSİN BAŞKA YOL’U YOK… ÖĞREN…Benim gibi alırken hep utanırsanız, daima her konuda potansıyel verici olursunuz…Kanınızı emerler, farkın da bile olmazsınız. Sonra da benim gibi))
SEN DEĞERLİSİN, ÖZELSİN, KIYMETLİSİN… ÖNCE BEN.. HEP BEN BENCİLik OLUR.. AMA ÖNCELİĞİMİZ daima KENDİMİZ OLMALIYIZ… ÖYLE!! ÇÜNKÜ BÖYLE! )
Fatma ÖNDER /2017

Post a comment