Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

KAYBOLMAK İSTİYORUM

KAYBOLMAK ISTIYORUM hayatın kaybolan renklerini aramak üzere el değmemiş ve ayak basılmamış uzak bir diyara kaçmakistiyorum. sessizlik ve huzur içerisinde, hayatın getirdiklerini ve götürdüklerini tartıp,kendimle hesaplaşmak için gitmek istiyorum. Ah gidebilsem! Bu baskılardan,Ülkenin dertlerinden kurtulabilsem,yok olsam, kendime öyl bir yer bulsam ki için de güzel doğa,bir annenin yüzünde ki tebessüm,babanın ailesine sunduğu güven ve rahatlığın yüzüne yansıması,bi yaşlının cennet bakışı,ve çocuğun gökyüzünde dalgalanan uçurtması, rahatlık olsa yazılarımda,ben olsam,hayallerimin ülkesinde dolansam,yasak kelimeler olmasa,kadınlar hür ve özgür,her an ablukaya alınma korkusu yaşamasam…İşte bunları  düşünüp başka bir yerelere gitmek istiyorum, siyaset baskısından uzak,,, Beni yönetenlerin beni kandırmayacağı ve güvenebilceğim bi Ülke… Amaçlarının ne olduğunu bilmeden umarsızca yaşamak zor! Bu düşünce içinde olmak korkutuyor beni.Hayal kurmanın güzelliğini yaşamak istiyorum ben .  Aklıma simyacinin santiago'nun babasinin sözleri düstü nedense dünyayi dolasip eninde sonunda geri döneceksin mealine geliyordu.Ama bütün bunlara rağmen SEFİLLİĞİN başat oldugu bir toplumda, SEFİL bir çağın SEFİLCE yaşam sartlarında yasamak kişiyi ciddi anlamda azar azar damla damla tüketiyor, hiç bir tatlığı olmayan, tatliliklarin ise egzos dumani gibi sizi boğum boğum boğduğu diyarlardan gitmek istiyorum  ama nereye? Nereye gitmek gerekir? insan gittiğinde sadece yer mekan ve ad değiştirdiği vakit egzos dumanlarinin genizde kalan kokularini da yanında götürmez mi?  Hayat büyük değişikliklerden ibaret değildir!!! Kişiliğimiz, karakterimiz, düsüncelerimiz ve hissetiklerimiz bu yolu cizecek kalemizdir.  Kim istemez herşeyi boşvermeyi sabahlari kalktiğin da? boktan bir günün mirasini yeni doğan günün baslangicinda bir kalemde silebilmeyi kim istemez ki? basagirisini yok edebilmek için kahveye ihtiyac duymamayi kim istemez ki? Kim istemez huzuru? Kim istemez dünyaya yepyeni gözlerle bakabilmeyi ? Kim istemez kendini kandirmamayi? üzgünüm ki haklıyım.... Kaçmak değil belki ama kaçar gibi yapmak istiyorum uzağa en uzağa.. Herşeyi geride bırakıp, tanımadığım bir kentte kaybolmak istiyorum.Bu Dünya’ya ait olmadığımı düşündüğüm çok zamanlar oldu.Anlamadığım,anlayamadığım,çözemediğim,zorlandığım çok zamanlar…İnsanları anlayamıyorum,çözemiyorum,bilemiyorum,tanıyamıyorum. Giden insan. Sen ve ben gibi. O yüzden öldürülen her insan, ölen her işçi, bir şekilde haksızlığa uğramış, zulm görmüş veya canını yitirmiş her can için üzülürüm. Nasıl bu kadar kör olursun,nasıl görmezsin nasıl, nasıl?? Susuyorum çünkü sözüm var sevdiklerime..Kaybolmak istiyorum,her şey,herkes beni boğuyor,nefes alamıyorum.Kaçmak istiyorum,umarsız,duyarsız,bana dokunmayan yılan bin yaşasın halleriniz beni korkutuyor… Fatma ÖNDER

KAYBOLMAK ISTIYORUM
hayatın kaybolan renklerini aramak üzere el değmemiş ve ayak basılmamış uzak bir diyara kaçmakistiyorum. sessizlik ve huzur içerisinde, hayatın getirdiklerini ve götürdüklerini tartıp,kendimle hesaplaşmak için gitmek istiyorum.
Ah gidebilsem! Bu baskılardan,Ülkenin dertlerinden kurtulabilsem,yok olsam, kendime öyl bir yer bulsam ki için de güzel doğa,bir annenin yüzünde ki tebessüm,babanın ailesine sunduğu güven ve rahatlığın yüzüne yansıması,bi yaşlının cennet bakışı,ve çocuğun gökyüzünde dalgalanan uçurtması, rahatlık olsa yazılarımda,ben olsam,hayallerimin ülkesinde dolansam,yasak kelimeler olmasa,kadınlar hür ve özgür,her an ablukaya alınma korkusu yaşamasam…İşte bunları düşünüp başka bir yerelere gitmek istiyorum, siyaset baskısından uzak,,, Beni yönetenlerin beni kandırmayacağı ve güvenebilceğim bi Ülke…
Amaçlarının ne olduğunu bilmeden umarsızca yaşamak zor! Bu düşünce içinde olmak korkutuyor beni.Hayal kurmanın güzelliğini yaşamak istiyorum ben .
Aklıma simyacinin santiago’nun babasinin sözleri düstü nedense dünyayi dolasip eninde sonunda geri döneceksin mealine geliyordu.Ama bütün bunlara rağmen SEFİLLİĞİN başat oldugu bir toplumda, SEFİL bir çağın SEFİLCE yaşam sartlarında yasamak kişiyi ciddi anlamda azar azar damla damla tüketiyor, hiç bir tatlığı olmayan, tatliliklarin ise egzos dumani gibi sizi boğum boğum boğduğu diyarlardan gitmek istiyorum ama nereye?
Nereye gitmek gerekir? insan gittiğinde sadece yer mekan ve ad değiştirdiği vakit egzos dumanlarinin genizde kalan kokularini da yanında götürmez mi?
Hayat büyük değişikliklerden ibaret değildir!!! Kişiliğimiz, karakterimiz, düsüncelerimiz ve hissetiklerimiz bu yolu cizecek kalemizdir.
Kim istemez herşeyi boşvermeyi sabahlari kalktiğin da? boktan bir günün mirasini yeni doğan günün baslangicinda bir kalemde silebilmeyi kim istemez ki? basagirisini yok edebilmek için kahveye ihtiyac duymamayi kim istemez ki?
Kim istemez huzuru? Kim istemez dünyaya yepyeni gözlerle bakabilmeyi ?
Kim istemez kendini kandirmamayi? üzgünüm ki haklıyım….
Kaçmak değil belki ama kaçar gibi yapmak istiyorum uzağa en uzağa..
Herşeyi geride bırakıp, tanımadığım bir kentte kaybolmak istiyorum.Bu Dünya’ya ait olmadığımı düşündüğüm çok zamanlar oldu.Anlamadığım,anlayamadığım,çözemediğim,zorlandığım çok zamanlar…İnsanları anlayamıyorum,çözemiyorum,bilemiyorum,tanıyamıyorum.
Giden insan. Sen ve ben gibi. O yüzden öldürülen her insan, ölen her işçi, bir şekilde haksızlığa uğramış, zulm görmüş veya canını yitirmiş her can için üzülürüm. Nasıl bu kadar kör olursun,nasıl görmezsin nasıl, nasıl?? Susuyorum çünkü sözüm var sevdiklerime..Kaybolmak istiyorum,her şey,herkes beni boğuyor,nefes alamıyorum.Kaçmak istiyorum,umarsız,duyarsız,bana dokunmayan yılan bin yaşasın halleriniz beni korkutuyor…
Fatma ÖNDER

One Comment

Post a comment