Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

Ç“İNSAN OLMAYA GELDİM.” Alıntı

Ne demiş Hz.Ali; “ALLAH’ın salih kulları sıkıntı ve imtihanla denenir.”

“Tanrı size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir. Öyle ki bu insanlar size yardım edecek, sizi incitecek, acı verecek, sizi terkedecek, sizi sevecek ve olmanız gereken insan olabilmenizi sağlayacaktır.” Lao Tzu

Bana hep derler ki; “HERŞEY GÜZEL OLACAK BEKLE  GÖR diyorsun ama güzel bir şey göremiyoruz.”

Onlara derim ki; Belki de herşey gerçekten çok güzeldir. ŞİMDİKİ AN muhteşemdir. Bilemezsin…

Bazen ALLAH aynı konu ile ilgili bi insanı bi kaç kez imtihan eder. Gelişip TEKAMÜL edebilmemiz için…

Sınıfta kalırsan HOOPPPP SİL BAŞTAN geriye.. Benim de en korktuğum ve korktuğumun başıma gelmesi gibi.

Ben AFFETME konusun da hep sınıfta kalıyorum.

Her şeyi güzel hatırlamak zorunda değilim. Herkese  hayatıma girdiği için “İYİ Kİ” İÇEREN CÜMLELEK KURMAK ZORUNDA DA DEĞİLİM. Bazı şeyler ve bazı insanlar gerçekten kötüdür ve kötü hatırlanması gerekir.

Unutmak tüm geçmişi ve bilinmeyene yelken açmak..

O zaman affedelim ama yine de  unutmayalım… Unutursak ruhumuza ihanet etmiş oluruz gibi geliyor.

Bi damla canınla herkese her şeye yetişmeye çalışma Ne istediğini bilmeyen insanlardan uzak durmak kendine yaptığın en şahane güzellik olacak.  fazlalık hiçbir şeyi ne ömründe  ne de gönlünde tutma ne olur.

İyiler her zaman kazanır. Aileleri, çocukları, sevdikleri ile maddiyatlarıı ile ilgili  günün sonunda hep kazançlı çıkar.

Kötüler sevdiklerini, çocuklarını, maneviyatlarını, saygınlıklarını  hatta maddiyatlarını bile gün gelir kaybeder.

Kötülük zehirli bir tohumdur, ALLAH yeşertir karşına çıkartır.  

Şeytan ALLAH tarafından insana musallat edilmiş bir imtihan vesilesi bir düşmandır.

İnsanlar ikiye ayrılır; şeytanlar ve insanlar.

Şeytan; kötü ahlaklı, insana tuzak kuran, hileci, aldatıcı, sevimsiz, yalancı, çirkin ve hoşlanılmayan şeylerin şeytana benzetilmesine eskiler “ŞEYTAN KAFASI” ,. “ŞEYTAN GİBi” derdi.

FELAK ve Nas SURESİ boşuna mı indirildi sanıyorsun? İki ayaklı şeytanlardan korunmak için de bol bol okumalı.

Bu zorlu düşmana karşı sergilediğimiz  duruşun ALLAH katında bi ödülü olacağına hep inanmışımdır.  

“Şeytana uyma” derdi büyüklerimiz.. Yani “KÖTÜ BİR ŞEY YAPMA İSTEĞİN DE OLMA” demek isterlerdi.

“ŞEYTANA(KÜLAHI) veya  PAPUCU TERS GİYDİRİR” ; kurnaz, sinsi, aldatıcı, şer…

Rahmetli Babaannem “O İNSANIN ŞERRİNDEN BENİ, ÇOCUKLARIMI KORU” diye dua ederdi.

Yolculuğumuz da TEKAMÜLÜMÜZ için şeytan kılığına girmiş insanlara rastlamak mümkündür ki ; HAYAT ise bir yönüyle şeytanla mücadeleden ibaret bi süreçtir.

SINAVIMIZ…  Sen ;KÖTÜ acımasız, vicdansız insan dersin ben kısaca; ŞEYTAN GİBİ İNSAN derim..

2020 madem DÖNÜŞÜM YILI ; şeytanların  rolleri yaşamımızda azalsın, sonlansın…

Nasıl geldim bu konuya.. Bir arkadaşımla DÖNÜŞÜM RİTÜELi yapıyoruz… “Bu ne demek ?”

O kadar çok ritüel var ki bizde…. Ortak isteğimiz ; TÜM SINAVLARIMIZI YÜZÜMÜZÜN AKI İLE VERMİŞİZDİR İNŞALLAH!

En bitimsiz baharlar yaşayalım hepimiz… Yaşayalım o vakit…

Fatma ÖNDER/2020-Mayıs – Covıd-19

 

 

Corona Öğretisi

KORONA ÖĞRETİSİNİ anlayamazsak, evde kaldığımız günlere yazık olacak, YAŞADIKLARIMIZ boşa gidecek….. Evde tüm bildiklerimizi, kendimizi  gözden geçirip bilinen yanlışlardan ARINMIŞ olarak çıkarız inşallah.

Artık hepimiz kayıp ruhlarız: Dönüp dolaşıp kendini bulmanın o kusursuz hazzını tatmalıyız. Biliyorum, hepimiz kendimizi zor bulacak kadar uzaklaştık özümüzden, dürüstçe yaşamadık.

Sen de benim gibi zaman zaman boğuldun. Neşeni kaybedip çiçeklerini döktün, çiçeklerin döküldükçe saçmaladın, saçmaladıka özünden koptun, şanslıysan  özünü buldun.

Bir yol bulamadın, esasında yol’da aramadın. Kendimden biliyorum. Senin de ne istediğini bilmediğin an’ların oldu.

 

3 günlük inzivaya çekildiğim bir gün; (tamamen sessizlik, hiçbir canlı ile gözgöze gelmiyorsun ve konuşmuyorsun)

doğru yolda mıyım bilmek istiyorum ve senden gelecek her türlü cevabı kabul edeceğim” demiştim YÜCE RABBİM’e.

Kaybolmuştum, yolumu nasıl kaybettim anlamadım!

“Benim gidecek bir evim yok, evim neresi bilmiyorum “

“Hoş geldin” dedi içimden bi ses

HOŞGELDİN, senin evin YERYÜZÜ.

“yeni hayatına hoşgeldin, aşk’la, muhabbetle, coşkuyla, tutkuyla, neşeyle”

YOGA bana çok iyi gelmişti.

Çok derin bir yolculukta buldum kendimi.

Biri çıksa ve hadi çok zaman kaybettin tekrar YOGA’ya dese ya..

Çağ hocam, “duygusal farkındalığı yakalamak çok önemli fakat kolay değil. Acıyı ve sevgiyi hissedebilme becerimiz tüm yaşamımızı yönetiyor” Demişti.

Soruların cevaplarını aradığımız yolculuk bambaşka yolculuk. Esasında bizi tek cevaba götürüyor ve biz farketmeden. Bir gün uyanıyoruz diyoruz ki; aslında benim aradığım şey sorularımın cevabı değilmiş.. Soru başka, cevap başka bir şey. Meğer sorunun cevabı yokmuş.

Cevap varmış tek başına tüm ihtişamı ile onunla buluştuğunda sorular anlamını yitiriyormuş. YOGA bunun en güzel yollarından biri.

Susarakta yolculuk olabilirmiş. Sözler hep sınırlıymış… Yükleri varmış… Oysa sessizlik sınırsızmış. Yüksüzmüş. Konuş konuş nereye kadar

 

Tüm aydınlığı geride bırakmışcasına , hiç bitmeyecek bir hikayenin tam orta yerine düştüğünü hissediyorsun. Darmadağın oldu hayallerin. Hayat “hayat” olmaktan çıktı sanıyorsun..

Unutma İYİLER kazanır… DÜRÜSTLÜK kazanır… DOĞA’YI yok sayma..

Evrensel yasaları yok sayma, sabırla bekle, yol’dan çıkma, diren,  inatla taviz verme..Tevekkül et.

Sonra mı?

Yaşamında mucizelere hazır ol. İmkansız dediğin, olmaz dediğin şeyler olmak üzere. KunFeYeKun

Nasibin yola çıktı ve ALLAH’ın yazdığı tarihi bekliyor. Kavuştuğunda ŞÜKRET, gecikiyorsa HAMD et…

Bugün diken ise yarın çiçek oluverir…

Fatma ÖNDER/ Mart-2020

Corona Öğretisi

    Corona

BUGÜN, İÇİNİN HER KÖŞESİNİ KENDİNE AYIR…

Seninde hayata bakış açın her geçen gün değişiyor mu? Bilemiyorum gözümde ki gönlümde ki perde mi kalktı. Yaşlamı ilintili acaba? Hislerimde hiç yanılmıyorum.  Sende bir şey var dedi canım bir dost. (Doğa üstü güç, üç harf ) )  Yok canım, olsa bilirdim Sezgilerimin kuvvetli olduğu, durugörü’nün açık olduğu başka bir dönem hatırlamıyorum. Mesela YALANI doğrudan çok kolay ayırt edebiliyorum. Eskiden kazık yemeden karşımdaki insanı tanıyamazdım. Şimdilerde bir insanın gözüne bakınca taaaa çiğerini görebiliyorum. Samimiyete inanırdım, şimdi o da DERT olarak geri dönüyor. Yüreğine inandığım insanlarla yürümek, gerisine kapıları kapatmak istiyorum. Hayata çok başka bakıyorum; huzurlu olmaya, keyif almaya, bir yudum çayı bile değmeyen insanlarla içmemeye özen gösteriyorum. Sadece kendimi önemsiyorum. Atalarımızın sözünü dinliyorum. … Nerede çokluk orada b*kluk diyerek Yıllar öncesinden sağlıklı yaşamın tiyosunu vermişler bize. Eskiler mektep medrese bilmezlerdi belki ama NE GÜZEL İNSANLARDI DE Mİ? Ne geldiyse başımıza insanın zekasını şeytanlığa çalıştıranlardan gelmedi mi? Değmeyen ne varsa şu hayatta hepsinden uzak duruyorum itinayla Hayat, tecrübe ederek öğreniliyormuş ya; Ben de sana diyorum ki; Haydi! BUGÜN İÇİNİN HER KÖŞESİNİ KENDİNE AYIR. Seni yoran,ruhunu acıtan, kalbini ağrıtan her ne ise bırak. Üzüntü veren anıları bile sil. Durdukça mutluluk vermiyorlarsa eğer ne gerek var “anı” tutmanın, yük etmenin. Oh be dünya varmış diyeceksin. İçin alabildiğine senin; hepsini mutlulukla, huzurla doldur.. Artık sadece kendini dinle ve kendine ver hesabını…. Müzik dinle, kahveni içerken gülümse. Bir kahvenin kırk yıl hatırı var derler; İnsanın neden yok peki? Biliyorum ve seni duyuyorum.. Kolay mı anıları silmek, kolay mı bir nefeste temizlik yapmak diyorsun.. Hepimizin, bir şeyler uğruna savaşmışlığı, dişiyle tırnağıyla tutunup kadere papuç bırakmamışlığı vardır. Hepimizin bir dönüm noktası, sil baştan başlamışlığı vardır Benimde oldu; Kiminden zorlu, belki kiminden daha kolay..Az savaşmadım bende. TÜM OLUMSUZLUKLARI YENDİĞİNDE ATTIĞIN ZAFER ÇIĞLIĞIDIR “MUTLULUK” ; çok savaş kazandım, çok zafere gülerek imza attım. Eğri olsam yay gibi elde tutarlar beni, Doğru olsam ok gibi yabana atarlar beni, Elde kalır eğri yay, MENZİL ALIR DOĞRU OK!! (Hz. Mevlana).. ibretlik bir söz. Düşünen için çok büyük dersler var!. Fatma ÖNDER

İki yumurta kıramayan kadınlar için, size yaprak sarıp mantı açan kadınları harcadınız

İki yumurta kıramayan kadınlar için, size yaprak sarıp mantı açan kadınları harcadınız… … 3 bin dolarlık Tom Ford Black kullanan kadınlar için, mum kokulu kadınları harcadınız… Göbeginizi iğrenç bulan kadınlar için, o göbeğe sarılıp uyuyan kadınları harcadınız… Yemeğe çıktığınızda sürekli hesabı size kitleyen kadınlar yüzünden, “Bu sefer de benden olsun” diyen kadınları harcadınız. “Manikürüm bozulur” diyerek ütü bile yapmayan kadınlar için, kirli donunuzu elinde yıkayan kadınları harcadınız… Adnan Hoca’nın “kedicikleri”ni andıran kadınlar için, “Selvi boylum al yazmalım”ın Asya’sına benzeyen kadınları harcadınız… Yağmur yağınca saçları bozulmasın diye en lüks cafe’ye dalan kadınlar yüzünden, kolunuza girip “Beraber ıslanalım” diyen kadınları harcadınız… Cebinizde para yokken telefonunuza dahi bakmayan kadınlar için, “Canım sen çaldır, ben sana dönerim” diyen kadınları harcadınız… Kuaförden çıkmayan kadınlar yüzünden, saçını süpürge eden kadınları harcadınız… Model arabadan aşağısına binmeyen kadınlar için, halk otobüsündeki tek koltuğu sizinle paylaşan kadınları harcadınız… Müzik zevki Aleyna Tilki’den ibaret olan kadınlar yüzünden, size çilingir sofrası kurup ud çalan kadınları harcadınız… “Parasız adam gereksiz adam” diyen kadınlar için, “İki gönül bir olunca, samanlık seyran olur” diyen kadınları harcadınız… Burnu aktığında Amerikan Hospital’a koşan kadınlar yüzünden, kırk derece ateşle yanarken alnına sirkeli bez koyan kadınları harcadınız… Kredi kartlarınızın limitlerini patlatan kadınlar için, yarım kilo kıymayla beş çeşit yemek yapan kadınları harcadınız… Saçlarınız döküldüğünde sizi beğenmeyen kadınlar için, kel kafanızı öpen kadınları harcadınız… Zamanı gelince sizi bir kağıt parçası gibi buruşturup atan kadınlar yüzünden, aşkı için her türlü ihanetinize ve zorbalığınıza katlanan kadınları harcadınız… Özlü Mithat. …..

İki yumurta kıramayan kadınlar için, size yaprak sarıp mantı açan kadınları harcadınız

 

İki yumurta kıramayan kadınlar için, size yaprak sarıp mantı açan kadınları harcadınız… … 3 bin dolarlık Tom Ford Black kullanan kadınlar için, mum kokulu kadınları harcadınız… Göbeginizi iğrenç bulan kadınlar için, o göbeğe sarılıp uyuyan kadınları harcadınız… Yemeğe çıktığınızda sürekli hesabı size kitleyen kadınlar yüzünden, “Bu sefer de benden olsun” diyen kadınları harcadınız. “Manikürüm bozulur” diyerek ütü bile yapmayan kadınlar için, kirli donunuzu elinde yıkayan kadınları harcadınız… Adnan Hoca’nın “kedicikleri”ni andıran kadınlar için, “Selvi boylum al yazmalım”ın Asya’sına benzeyen kadınları harcadınız… Yağmur yağınca saçları bozulmasın diye en lüks cafe’ye dalan kadınlar yüzünden, kolunuza girip “Beraber ıslanalım” diyen kadınları harcadınız… Cebinizde para yokken telefonunuza dahi bakmayan kadınlar için, “Canım sen çaldır, ben sana dönerim” diyen kadınları harcadınız… Kuaförden çıkmayan kadınlar yüzünden, saçını süpürge eden kadınları harcadınız… Model arabadan aşağısına binmeyen kadınlar için, halk otobüsündeki tek koltuğu sizinle paylaşan kadınları harcadınız… Müzik zevki Aleyna Tilki’den ibaret olan kadınlar yüzünden, size çilingir sofrası kurup ud çalan kadınları harcadınız… “Parasız adam gereksiz adam” diyen kadınlar için, “İki gönül bir olunca, samanlık seyran olur” diyen kadınları harcadınız… Burnu aktığında Amerikan Hospital’a koşan kadınlar yüzünden, kırk derece ateşle yanarken alnına sirkeli bez koyan kadınları harcadınız… Kredi kartlarınızın limitlerini patlatan kadınlar için, yarım kilo kıymayla beş çeşit yemek yapan kadınları harcadınız… Saçlarınız döküldüğünde sizi beğenmeyen kadınlar için, kel kafanızı öpen kadınları harcadınız… Zamanı gelince sizi bir kağıt parçası gibi buruşturup atan kadınlar yüzünden, aşkı için her türlü ihanetinize ve zorbalığınıza katlanan kadınları harcadınız… Özlü Mithat. …..

 

YOL

HER YOL BİTER SEN İSTER SONUNA KADAR YÜRÜ, İSTER VAZGEÇ… 

YOL Neden bilmiyorum ama yol benim için ufak bir kelime bir dolu anlam! Yol bazen kaderimiz oluyor. Yol nereye götürürse değil, insan hangi yolu seçerse istikameti yolu oluyor. Ya kaderini yaşıyorsun ya da mücadele edip yolunu değiştireceğine inanıyorsun. Hiç kimsesiz çıkacağım yola, ne kadar uzaklaşırsam o kadar rahatlayacaktı ruhum…. Radyoda çalmayan şarkıları tutacaktım. Alıp başımı gideceğim dedim yıllar önce . Bunun bir düş olmaması benim zaferimdir. Yeni bir YOL, yeni bir YOLCULUK yeni bir sayfa… YOLCULUK Her yolculuk birşey anlatır bizlere. Bir mekan, bir şehir olması gerekmiyor. İçe yolculuk, bir his, bir duygu. İnsanın kendini bulması bu yol ve yolculuklar sonrası oluyor. Buldum sanıp yanılmalar, hayal kırıklığı, hüsran,….vb. Yolun ışıkları var. Bazen o yol ayrımlarında kalbimizin sesini dinlediğimizi sanıyoruz oysa, o ne der, bu ne der,, ?? akrabana, komşuna, ailene, dostuna, arkadaşına değil diye diye ömür geçiyor. EMEK vermeden hiçbir sevdiğime, hiçbir isteğime sahip olmadım ben.Mesela çok sevdiğim bana göre mucizenin adı çocuklarım,,, Dostlarım, evim, arabam, işim, evimdeki eşyalar..Özenerek emek vermek gerek hayatımızdaki her canlıya, bitkiye, eşyaya, Bazı insanların sahip olduğu herşeyde hakikaten çok fazla EMEK var! ŞÜKRETMEK, İNANMAK VE HAYAL ETMEK.. kesınlıkle yaraları saran en etkili üçlü. Herkes gibi bende zor,karışık ve çıkmaz sokaklara girdiğim zamanlar oldu.Ama BUNLARIN BİR NEDENİ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜM HEP. Ne istediğimi bilmediğim zamanlar yanlış yollara saptığım oldu. Anladım ki;herkes yolcu, ailem ve bikaç dostum dışında . Hiçbir sakıncası yok.Kimse HUZURUMDAN kıymetli değil. Bunu yalnış sokaklarda dolaşarak tecrube edınıyorsun. Sevmeyi bilirim, Aşkı tanırım. Sevgini olmadığı yerde nefes alamam..Sahte olamam ben, en çok sevdiklerime kanarım. Yaşadıklarını belki kimse kelimelere dökemez ama HER YOL BİTER SEN İSTER SONUNA KADAR YÜRÜ Fatma ÖNDER

GÖZ YAŞI DİYE GEÇME

GÖZ YAŞI DİYE GEÇME

 

GÖZ YAŞI DİYE GEÇME…

 

İçini çeke çeke ağlamakla, içine akıtarak ağlamak başkadır. Gözün şişer, burnun kızarır ama geçer. İçine akan yaş sızım sızım yakar… Söylenmemiş duygular vardır, içe atılan;Öksüz, isyanı bırakmış, bitkisele bağlamış yoğun bakım… YAZMAK,,, Bu satırları yazarken, kalemden akanlar;ne yaşadım diyebilirsin/ nede yaşarım. Gözlerimi bir noktaya dikmiş, tüm gücümle ardıma bakmadan koşarken ayağıma çelme takıp, beni teğetaklak düşüneren eskiden olsa teşekkür ederdim. Şimdilerde ALLAH’a havale ediyorum. Ben teşekkür edip hoş görmek zorunda kaldıkça;haksızlıkları, ihanetleri, edepsizlikleri ile başedemedim. Neysee… Meğer ulaşmak istediğim yer mayın tarlasıymış. Düşünce acıdım, kanadım ve canımın acısıyla olduğum yerde oturdum kaldım. Birisi el uzatsın diye değil, kendi gücümle kalkabilmek içindi bu bekleyiş. Ayaklandığım da farketttim ki koşmaya devam ediyorum ama bu defa farklı yöne. Kalkmayı öğrenmek için düşmeliyiş, acımalıymış insan. Ve doğru yolu bulmak için, yanlışlardan geçmeliymiş hiç korkmadan..

YOL

 

Ey kadın! Ey ışık kadın!

 


Ey kadın! Ey ışık kadın!
Sen RAHİMSİN; merhamet eden, Tanrı’nın yaratıcı gücüsün.
Sen, AŞK’sın, koşulsuz sevgisin, Tanrı’nın vicdansın, merhametsin, sen güzelliğin kendisisin
Sen inanırsan masal gerçek olur. Dünya cennet olur
Unutma…
Tanrıya sözümüz var; Birbirimizin elini tutup, birbirimizden güç alıp çok büyük bir halkanın parçası olacağız.
Unutma…
Sözümüz var, tüm çocuklara
Bu dünyaya güzellik katmaya geldik.
Gücünü İYİLİK ve GÜZELLİKTEN yana kullan.
Çık meydana, gizlenme!
Hadi, gücünü giy..
Kendini farket!
Kim ne der’i bırak, en renkli giysilerini giy
En çoşkulu şarkını diline dola
Muhteşem kahkahanı duysun gökyüzü…
Kutsa kadınlığını, kutla her an
Çünkü sen RAHİMSİN!
Sen IŞIKSIN!
Kendi yaratıcı gücünün farkında olup, onurlu duruş sergileyen tüm ışık kadınlara…
Fatma ÖNDER-2018
Sayfalar:1234567...52