Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

Ey kadın! Ey ışık kadın!
Sen RAHİMSİN; merhamet eden, Tanrı’nın yaratıcı gücüsün.
Sen, AŞK’sın, koşulsuz sevgisin, Tanrı’nın vicdansın, merhametsin, sen güzelliğin kendisisin
Sen inanırsan masal gerçek olur. Dünya cennet olur
Unutma…
Tanrıya sözümüz var; Birbirimizin elini tutup, birbirimizden güç alıp çok büyük bir halkanın parçası olacağız.
Unutma…
Sözümüz var, tüm çocuklara
Bu dünyaya güzellik katmaya geldik.
Gücünü İYİLİK ve GÜZELLİKTEN yana kullan.
Çık meydana, gizlenme!
Hadi, gücünü giy..
Kendini farket!
Kim ne der’i bırak, en renkli giysilerini giy
En çoşkulu şarkını diline dola
Muhteşem kahkahanı duysun gökyüzü…
Kutsa kadınlığını, kutla her an
Çünkü sen RAHİMSİN!
Sen IŞIKSIN!
Kendi yaratıcı gücünün farkında olup, onurlu duruş sergileyen tüm ışık kadınlara…
Fatma ÖNDER-2018

    Birileri için bilmiş gelen söylemleriniz, birilerine gittiği yolda ışık tutuyordur belki de.
    Yarasa güneşten hoşlanmıyor diye güneş değerinden bir şey kaybetmez. Yarasalar istemese de ışığınızı, siz geceleri bile çevrenizi aydınlatmaya devam edin.
    Çok mu zorlandın; bir çay demle. Çay kolaylaştırır herşeyi. Elindekine şükrettirir.
    Ne güzeldir insanca davranabilmek
    Ne güzel; Güvene mazhar olmak, yalandan riyadan uzak kalabilmek.
    Ne güzel; Şefkat eli olup uzanabilmek, gözden akan yaşı silebilmek.
    Ne güzel; Hadi tut elimi diyebilmek, SARILABİLMEK.
    Kanayan yaralara merhem olabilmek ne güzeldir.
    Ne güzel; Elindeki ile yetinmek, başkalarının elindekini kıskanmadan sevinebilmek
    Ne güzel; Başarıları ile gurur duyabilmek, ve en içten duygularla daha çok ver RABBİM diyebilmek
    Başkalarının yaptıklarını, yapacaklarını atmaca gibi dikizlemek yerine n’olur siz yapın.
    Hiç tanımadığınız bir insanın gözyaşının bile içimizi parçalaması ne güzeldir.
    Fatma ÖNDER – 2019

Ölüler Hürdür /Sartre

    Bizler spritüel deneyim yaşayan insanlar değiliz. Bizler insani bir deneyim yaşayan spritüel varlıklarız. Teilhard de Chardin.
    Ben geçmiş yaşama inanıyorum. Bi dolu kez yeryüzüne gelip yaşamı deneyimlediğimizi düşünüyorum.
    Bazı insanlarla daha tanışır tanışmaz, kalbimin neden sıcaklıkla dolup, yüzyıllık dost gibi gelmesini ya da bazılarının sebepsiz ürperti vermesinin, sırtımdan bıçaklamasını.. Yerlerin, mekanların tadıdıklığını dejavu’su ne anlama geldiğini anlamıştım.
    Spritüel eğitim aldığım bir hocam durugörümün açık olduğunu söylemişti.
    Ben 6. HİS diyordum ve beni inanılmaz tedirgin ve huzursuz ediyordu.Açıkçası bana bir hediye gibi değil de daha çok bir lanet olarak gelmişti, ürkmüştüm.Beş duyu organı dışında farklı bir görme şekli olduğunu anlattı hocam. Tinsel varlıklardan da söz etti.Gaipten haber almak gibi mi hocam dedim. Sürekli bir uğultu kulağımda. Uzun uzun anlattı. Çok az sayıda insanla paylaştım duru görülerimi, kalbimde duyduğum iç sesimi. Beni gülünç bulmalarından çekindim belki de. Ailem biliyordu zira annemin öleceğini hissediyordum. Rüyam da annemin çok sevdiği rahmetli amcasını görmüştüm. Ve amcası Anneni istiyorum dedi. HAYIR! Dedim. Çok erken. Tmam o zaman biraz daha kalsın ama çok değil.. 2 yıl sonra annem başka bir boyuta göç etti.
    Neyse.. “Ölüler Hürdür.” Sartre’nin sözü geldi aklıma. Aramızda bir sis perdesi var mıydı ölülerle. Onlar bizi rahatça görebiliyor, duyabiliyor, film gibi izleyebiliyorlar mıydı?
    Tüm bunları anlattığım da; Hocam” Tanrıya herhangi bir nedenle henüz kavuşamamış ruhlar olduklarını arafta beklediklerini anlattı. Sadece sezgilerim diğer insanlardan daha açık olduğundan kendilerini hissediyordum. Benimle bir dertleri yoktu.

Rehber değil gezginim :)

Rehber değil gezginim. “Neredesin Fatma” bana en çok sorulan soru ve merak edilen şey. Nerdeyim, nerde olayım ben de bilmiyorum. Hep birlikte Fatma’yı bulucaz. Onun kendini bulma yolcuğunda yalnız bırakmayın e mi.
Yolda olduğum zamanlar en mutlu olduğum zamanlar. Gülmeyi çok severim. Eğlenmeyi de. Neşem çoğu zaman bulaşıcıdır. Direnmenin faydası yok. Güleceksin, eğleneceksin, çok fazla ciddiye almayacaksın hayatI derim ama fazlasıyla ciddiye alırım yaşamı. Bilirim hayat şımarıklığı affetmez. . Hep biz planlar yaparken HAYAT kendi planını yapıp bize çelme takmıyor mu? Bazen, bir çelme de ben takıyorum hayata. Dönerken hep bir hüzün kaplar ve nereye gideyimin planlarını yapmaya başlarım. Plan demişken pek plan da yapamam. Gidişlerim hep ani olmuştur. Her şeye hep bir son dakika monte olurum. Hiç tanımadığım insanlarla yeni tatlar, yeni hayatlar keşfederim. En iyi dostlarım hep yolda tanıştıklarım olmuştur.
Yıllardır yaptığım gezilerimi, anlatmaktan yazmaya 2014 yılında başladım. Bilmediğim ülkeler de, şehirlerin sokaklarında kaybolurken belki köşeyi döndüğümde, orada ki sizsiniz. Bir gün bir yerde karşılaşırız ve bir masalımın kahramanı da siz olursunuz belki. Kim bilir?
(fatmaonder.com.tr) ( Fatma Önder Blog) sitede yayınlanmış yazılarımla birlikte yayınlanmamış kendime sakladığım yazılarım da elbette var.
Gezmeyi, öğrenmeyi, dokunmayı, koklamayı, gülmeyi seven bir kişilik Fatma. kimi zaman sakin, kimi zaman coşkulu, kimi zaman kabına sığmaz taşar. Bazı insanlar Fatma’nın enerjisinden rahatsız olabilir. Ya seversiniz ya nefret edersiniz. İkisinin ortası yoktur. Fatma; sesinin kötü olmasına rağmen söylediği şarkılar, edindiği tecrübeler, tanıştığı insanlar, okuduğu kitaplar, gezip gördüğü yerlerdir.Yağmur altında ıslanmayı, ağaçları, çıplak ayak toprağa basmayı, kahkahalar atmayı özler. Hep heyecanlı, hep çocuk kalan ruhu için sevenler ister hayatında. Kalbi kırılsada yeniden kalkar düştüğü yerden yeniden sarılır hayata. Bıkmadan. Herşeye inat sever.
Hayatımda çok fazla değişiklikten hoşlanmasam da, bıçak kemiğe dayandığı an her şeyden vaz geçip, tam ters istikamete gidip, hayatımı bir kaç kez değiştirdiğim oldu.
Kim ihtiyaç duymaz ki küçük mutluluklara. Ateş başında şarkı söylerken sucuklarımızı pişirebiliriz.Çok memnunum şarkı söylemeyi pek beceremeyişimden, çok memnunun sürekli soru soran halimden, çok memnunum pozitif pozitif ortalarda konuşup milletin başını ağrıtmaktan, çok menunum öfkemi doyasıya yaşamaktan, çok memnunum karanlığımdan, aydınlığımdan, çok memnunun yaşamı paylaşmaktan, çok menunun sizinle yol hikayelerimi paylaşmaktan.
Hep devrik cümlelerim vardır. Karşımda biri varmış da ona anlatıyormuş gibi gelişine yazarım. Anlatırım.
Fatma fotoğraf çekmeyi de çektirmeyi de çok sever. Fotoğrafların hikayesini yazar çünkü. Bazen bir kare bin cümleden daha fazla şey anlatır.
Objektifimden; Fethiye / 2016 -İNZİVA

Sana bunu yazmam lazımdı!“Çağımızın en büyük hastalığı, riyakarlık,” Gerekirse kötü ol. Sakın ikiyüzlü olma!


Bu dünyada unutmanın ya da bağışlamanın mümkün olmadığı pek çok şey var..
Benim de her insan gibi zor zamanlarımda İSYAN ettiğim hatta bu Dünya’dan göçüp gitmek istediğim zamanlar oldu. Çünkü sürekli haksızlığa uğruyor, güvendiğim insanların ihanetini görüyor ve başedemiyordum. Öfkeleniyordum ve öfkelendikçe aynı olayları tekrar tekrar yaşıyordum. Dipteydim, iyice çakılmıştım yere ve kalkamayacağımı düşündüğüm ve yapacak bir şey yok dediğim zamanlar da;YARADANA sonsuz inancı olan “ben” İSYAN etmiş hatta ileriye gidip bir kez YARADAN’ı yok saymıştım.
Biliyor musun neşemizi sahtekarlıklar, riyakarlık ve bizi anlamayan insanlar öldürdü. Bana göre “anlaşılmak” en büyük mucize. İnsanlar birbirine çarpa çarpa delirdi. Anlayabilseydik birbirimizi, dokunabilseydik birbirimize evde otururmuyduk hiç, çıkmazmıydık dışarıya; gazete okumuyorum, haber dinlemiyorum, çıkmıyorum evden. KORKULARIMIZDAN ÖRDÜĞÜMÜZ DUVARLAR YÜZÜNDEN DIŞARISINI GÖREMEZ OLDUK. ZANNEDİYORUZ Kİ,NE KADAR SAKLANIRSAK O KADAR ZARAR GÖRMEYİZ. EN BÜYÜK ZARARI KÖTÜLERE RAĞMEN İYİ OLDUĞUMUZU ZANNEDİP EVDEN ÇIKMAYARAK YAPIYORUZ. Sen hiç,” insan görmek istemiyorum” diye diye sessiz çığlık attın mı? Korktun mu etrafında ki kalabalıktan? Çok iyi olanın, sana çok iyi davrananın mutlaka s zarar vereceğini düşündüğün de kaçacak yer aradın mı? Duygularının kirlendiğini düşündün mü?
Hoyratça davrandık birbirimize hakkımızmış gibi. Acılarımıza ve üzüntülerimize sırt çevirenler oldu; hoşgörü ve nezaketten uzaklaştığımızı gördük. Hiç olmadık anlarda yaşantımız ve fikirlerimiz eleştirildi. Bizi en zayıf duygulaırmızdan vuran dostlarımız oldu. “Çok şey gördüm, gözümü oyup gömün beni” ; Anlatabılecegımden fazlasını gördum, gordugumden fazlasını anladım. 2019 yılı için beklentim yok. Görmek, duymak ve öğrenmek istemiyorum. Tüm sınavlarımı umarım dürüstçe vermişimdir. Artık daha fazla delilik ve daha fazla saçmalamak istiyorum. Ve dedim ki; EĞER KENDİMİ DİBE GÖTÜRMEYİ BECERDİYSEM, BUNUN TAM TERSİNİ YAPARAK ZİRVEYE DE ÇIKARABİLİRİM. PES ETMEYE HİÇ NİYETİM YOK!
“Pahalı hediyeler istemiyorum. Bir şeyler satın almak istemiyorum. İstediğim her şeye sahibim. Sadece birilerinin bana kendimi güvende hissettirmesini istiyorum” Prenses Diana
Fatma ÖNDER /2019

ADİL OL! EVRENSEL YASALARI YOK SAYMA E Mİ!

Hotel California düştü dilime… “Burası cenette olabilir, cehennemde.” Diyor söylediği şarkıda Eagles
Her şarkının bir hikayesi, bir çıkış noktası ve de dinleyene hissettirdiği duygular vardır.
Penceremden dışarı bakarken, başımı gökyüzüne çevirdim; Çalışıyor gökyüzü hemde tıkır tıkır, yok öyle kimseye torpil. İlahi adalet iyi ki var, yoksa nasıl nefes alır insan. Bildiklerimizin gördüklerimizin dışında bir alem var! Yoranı yoran, üzeni üzen, ilahi güç var yukarıda! Size haksızlık edenler ile hesaplaşma zamanı elbet bir gün gelecek. Yapılanın yarına kalabilir ama yanına kalmadığını göreceksin! Senin yapamadığını İLAHİ GÜÇ, İLAHİ ADALET yapacak! Hiçbirşey gizli kalmaz! İnan ki gizlenen herşey açığa çıkacak! Sen ise sadece seyreyleyeceksin! Ve her defasında “YALNIZ DEĞİLMİŞİM, ŞÜKÜRLER OLSUN” diyeceksin. Sahibine bırak, sahipsiz değilsin. “Sende bir gün anlayacaksın beni, söylediklerimi tek tek yaşamaya başladığında iyisi ve kötüsü ile. İstemem tabii üzülmeni. Ne kadar üzdüysen o kadar üzecekler seni tıpkı beni üzdükleri gibi..” Sen de haksızlığa uğradığın da anlayacaksın beni. Kainatta ilahi adalet öyle muazzam çalışıyor ki şaşarsınız. Bazı şeyler mahşere kalmıyor yani.Bunu bilerek yaşa. Evrensel yasaları yok sayma!!
Senin hakettiğin ne ise sana verilecek, sadece güven.. Birçoğumuz karanlıktan çıkacak ve birçoğumuzda karanlığı tadacak. KARMA YASASI BUDUR!
İYİ İNSAN OL! ADİL OL! PAYLAŞMAYI ÖĞREN! SENDEN GÜÇSÜZE YARDIM ET! DÜRÜST OL! ÖZETLE İNSAN OL!
Niyeti kötü olan insandan değil, niyetinin kötü olduğunu gizleyen insandan kork! #RUMİ
Canınız çok yandı biliyorum, benim de tıpkı sizler gibi o yıllara dair acılarım var, zamanın durduğu o yıllarda hepimizin hikayesi kendine göre acı, ama hiçbir şey sonsuza kadar sürmez. Gözyaşlarını sil! Evet yapabilirsin! Derinlerde ki acılarını sök at! Hadi o vakit… Kolay olmadığını bilirim zira bende senin gibi çok haksızlığa uğradım.
KALPTE GARİP BİR VESVESE.. KISACASI SEVGİ YOKSA HAYAT MUNDAR!!
Başkasının parasını haksızlıkla üzerine alanlar… Benim dediğiniz ve haksızlıklarla elde ettiğiniz ne varsa bir bir kaybedeceksiniz.
Bir başkasının karısına, kocasına, sevgilisine, yuvasına göz dikip ocakları dağıtanlar ki sizlerin sınavı başlayacakmış 2019’ da.
Fatma ÖNDER/2019

Ben “yazar” değilim ama yazamaz da değilim

    • Ben takipçi peşinde koşan biri değilim ki İnstagram ve Twitter hesabımda beni takıp etmesini istediğim tanıdıklarım vardır.(gizli sızanlar olabilir) “YAZAR” hiç değilim. Yazdıklarımı 30 kere okuyup, ince eleyip sık dokuyup paylaşmıyorum. Tanıdıklarımın; annemin, anneannemin, komşumun, akrabamın, dostumun, mesai arkadaşımın, bir çocuğun anlattıklarından, yaşadıklarından esinlenip yazıyorum. Kendi çapımda onların duygularını, kendi hislerimle karıştırıp kaleme alıyorum. İmla hatalarını düzeltmek için bikaç kez üzerinden geçecek bollukta bir vaktim de yok. Yazdığım yazılarda beni aramanızdan yoruldum. HER YAŞADIĞIMI YAZMADIĞIM GİBİ HER YAZDIĞIMI DA YAŞAMIYORUM. İstersem ki çok istiyorum, bir kitap yazar sevdiklerime dağıtır, bir tane de hatıra olsun diye çocuklarıma saklarım. Kitap satmış, satmamış diye düşünecek değilim çok şükür bir işim var. Ama bütün gün telefon ekranında bir sağa bir sola çekip, bütün zamanını like ve retweetle geçiren, ruhunu sadece sosyal medyadan besleyip, yazdığın her yazı için “bu kız mutsuz” “ne yaşıyor acaba” gibi gibi konuşup birde “grammerini düzelt!” diye dilbilgisi dersi veren yazdığım yazılar ile ilgili merakınız beni artık güldürüyor. Fakat işi dedikodu boyutuna taşıdığınızda üzülmüyor değilim.
    • Bak ne diycem; Oldum olası sevmem dayatılan kurallara uymayı. Yazılarım da daldan dala atladığım, noktalama işaretlerine uymadığım doğrudur.
    • spontane gelişir. Aramda iyi değildir kurallar ve noktalama işaretleri ile.
    • Sormamam gereken yerde sorduğum sorular? Olmadık yerde bağırışlarım, kavgalarım, çığlıklarım,suskunluklarım!
    • Bitmemesi gerektiği anda bitirdiğim şeyler. İlerlememesi gerektiği zamanlarda yürüttüklerim.
    • Israrla dinlememem gerekenleri dinliyor olmam. Dinlemem gerekenlerden kaçmam.
    • Ve ısrarla inanmamam gerekenlere inanıyor olmam.
    • ve inatla pes etmem gereken yerde sonuna kadar gitmelerim.
    • Bana göre hepsi !!!;?? () ,. tam ve yerındeydi.
    • Olması gerektiği gibi!!
    Fatma ÖNDER

“HAYAT ŞIMARIKLIĞI AFFETMEZ!

HAYAT ŞIMARIKLIĞI AFFETMEZ!”
İmalı sözler etsem, cümleler kursam ve kimseler ses etmese. Daha çok yazasım var ama, ne yazsan bi tarafa konuluyorsun. İnsan gibi düşünüyor demek zor geliyor! Yazıp yazıp sildiğim yazılarım var benim. Yazmasam öleceğim dediğim, çığlık çığlığa sustuğum an’larım var. Konuşsam kırıp dökeceğim zamanlar oldu, sen iyisi yaz kızım belki birileri okur da yanlıştan geri döner dediğim umutlarım var benim. Biliyorum, hepimiz zaman zaman amacımızdan sapıyoruz ama mutluluğumuzu kimsenin mutsuzluğundan sağlamıyoruz. Anlatabılecegımden fazlasını gördum, gordugumden fazlasını anladım.
Yaşama karşı bir duruşu olmalı insanın;seçimlerinin, seçemediklerinin, yaşadığın yaşamın, verdiğin sözün, aldığın nefesin, ettiğin lafın UTANMASI olmalı. Karşı tarafa ulaştığında bir ağırlığı olmalı. Düşmanın bile bi vicdanı olmalı; kullanacağı açığı edebini bozmadan yapmalı!
Niyetiniz kadar ameliniz olur unutmayın! Ne diye başladınız bir işe ve şimdi neredesiniz? ALLAHIN sopası yok ama İLAHİ ADALET’i var.. Önce huzurunuzu kaçırır, sonra bereketinizi, sonra saygınlığınızı, sonra neşenizi ve yaşama sevincinizi alıverir elinizden. … Sizi çok fena zorlar yani. Kul hakkı yiyene bir gün sıkıntıdan, darlıktan, yokluktan, mutsuzluktan tırnağını yedirtir. Aldatan gün gelir boynuzlarını bileyletir. İNSAN dediğinin bir “DURUŞU” bi “DUR”’u , bi “EDEBİ” olmalı. Aksi halde kendi kuyusunu ince ince kazdığını bilmeli. Birine zarar vermek, kendi MUTLULUĞU ve ÇIKARI için birilerini harcamak onu sadece sendeletir, aptala çevirir. . Siz siz olun; basitleşip, alçalıp karaktersizlik damgası yemeyin. Sizi seven, güvenen insanlara ihanet etmeyin. İHANET etmek; bir insanı ateşe atmakla eşdeğerdir..
Fatma ÖNDER / 2017-Nice

Canım bir dost AŞK’ın tarifini sordu :)

 

 

Canım bir dost AŞK’ın tarifini sordu; )
 — “yemeğin en güzel yerini ayırmaktır AŞK” dedim ve devam ettim; karpuzu kestiğin de göbekten ince çekirdeksiz kısmını sıyırıp veriyor musun? Gecenin bi yarısı mantı istese canı mesela, açabilir misin? Seçtiğin masada manzara gören kısmı verebilir misin? tabakta kalan son parçayı. Tabakta kalan salataya ekmeğini bandırsa. )
 —  Yemekle aşkın ne alakası var yahu? 
 —  Kalbe giden yol mideden geçmiyor mu? Dedim ve devam ettim. “HERKES KENDİ PENCERESINDEN BAKAR AŞKA” Bunların hepsi sevginin göstergesidir. Tabiiki herkesin sevgi gösterme şekli farklıdır ) Şimdi duygusal bişey dicem sana; MÜZİKSİN,ŞARKISIN,ROMANSIN,ŞİİRSİN diyoruz:)) sonra ne oluyor da büyü bozuluyor? Gerçekten AŞKIN gözü kör mü? Yoksa gözün görse gönlün üstünü mü örtüyor?
 —  Kaybetmektir AŞK, Kazanma ihtimalının az olduğu bir kumar oyunudur AŞK, Özgürlüğünü hibe etmektir, köleliğe razı olmak, esir olmaktır AŞk. ,Olmayacak duaya amın demektir, imkansızı başaracağına inanmaktır, pes etmemektir AŞK. Kendinden vazgeçmektir AŞK , Kayıtsız şartsız teslim olmaktır, ÇATİŞMADIR .
 —  Ayy hiç biri hoşuma gitmedi. Yeminle tiksindim aşk’tan. Tüm olumsuzluklar AŞK’a dahil.. )) Bu arada MUTLULUĞUN tek formülü sizi seven birinin olması değil… dedim.. Ve devam ettim;YAŞAMIN BELKİ DE EN BÜYÜK İMTİHANI EVLİLİKTE ATILAN İMZA. Dikkat et! Lütfen! Yok efendim AŞK’ın inişli çıkışlı olanını severmiş.. )) Beni dinlemediği, kayle almadığı anlaşılmıştır.. ))
YAŞAMADIĞIMIZ ama hissetmek istediğimiz aşkları yazarak doğurmaya çalışıyoruz.
Bazı insanların seni anlamasını beklerken, kendini bastonla yürüyor görebilirsin; o yüzden yoluna devam et..
Hiç ihtimal vermeyince , beklemede olmuyor.Kimseyi isteyerek incitmedim ancak mutlaka birileri de benim yüzümden gözyaşı dökmüştür. Belki ben de birilerinin düşüydüm, kim bilir kimin gözünden düştüm.
“Bu hayat dediğin insana ne çok şey öğretiyor;nasıl ki sıcacık bir bakış, üzüntüyü şevkate, endişeyi sevgiye, korkuyu güvene döndürebiliyor ise cümlesiz, sessiz, sakin, huzurlu, umutlu ve de mutlu; O’nun peşine düşün e mi. Adı ne bilemem, ben KOŞULSUZ SEVGİ derim..
Fatma ÖNDER /2018 Diyarbakır

BİR KADIN SEVDİM!

Bazen eline bir resim geçer seni çok eskilere götürür; ne güzel insanın dudağının kenarında anıları yad ederken bi tebessüm olması. Güldüm, hüzünlendim,mutlu oldum ama kızmadım. Ayak üstü yaşanmaya çalışılan bi AŞK hıkayesıydi bizimki.Sorsa birileri ne adı var nede anlamı içimizde. sadece “seniseviyorum” geçiyordu yüreğimden. Bunu anlatmak için fırsatlar kollarken, farkında olmadan hata yaptım.Tüketecek ne varsa tüketik.Bitmedi mi öfken?
Beni kırıyor ve yaralıyordun. Ne zaman kalbimi kırsan, canımı acıtsan, kırılan gururumu bir kenara bırakıp bize üzülüyordum.
Başkası yapsa aynısını bi daha yüzüne bakmam ama bıze kıyamıyordum. Belkide en beceremediğimiz şeydi anlaşmak.Hayatlarımızda değil belki ama hayallerimizde kalmayı basardıgımızı dusunuyorum.Birinin hayatında olmak mı yoksa hayalınde kalmak mı daha güzel bilemedim. Sonra yollarımız ayrıldı, ya kalplerimiz? Ömür akıp geçti zaten. Esasında ne kadar birbirimize ait olduğumuzu anladık ama artık çok geç. Başka hayatlar kurduk.Bıraktım içimizde kalsın bu sevda , bu yarım kalmışlık duygusu. Zaman diyelim ,Doğru zamanda karşılaşmadık dıyelım, kader diyelim. Bu hayatta herkesin bi şarkısı bide hikayesi var.Ne kadar çırpınsak da sonucu değiştiremiyoruz. Her ne kadar hikaye bizim olsa da kader şekillendiriyor yaşantımızı.
BAK AKLIMA NE GELDİ. HAYAL KURDURAN MI HAYALİNİ GERCEKLESTIREN Mİ DESELER HİÇ TEREDDÜT ETMEDEN HAYAL KURDURAN DERİM..
Bir kadın sevdim, gözlerin de kaybolduğum geceler oldu. Bir kadın sevdim, yıllarca kimseye söylemeden. Kırdı, incitti ama hiç bıkmadım sevmekten. Seni sevmek için özel sebebler aradım, çoğu zaman bulamadım. Ben de karşılık beklemeden sadece sevdim. Ellerini, gözlerini, gülüşünü, sesini, yürüyüşünü severdim. Canımı çok yaktı sevdası. Hiç benim olmadı. Bıraz maymun iştahlıydı. Ben biz zamanlar bir kadını öyle güzel sevmiştim ki;önüme ardıma bakmadan, sınır tanımadan, hiç eksilmeden hep aynı heyecan ve istekle sevmiştim. Sen hiç, gördüğün tüm rüyaları ona yordun mu? Gördüğüm rüyaları hayra yormakla geçti bi zaman. Ben bir kadın sevdim;herkese gösterdiği merhamet duygusu nedense bende iptal! Ben bir kadın sevdim. Gözleri gözlerime değdi.
Rumuz: 10 KASIM ; Bu akşam bir dilim pastanın üstüne , bir mum koyup, yoklugun ve ben dogum gunuunu kutlayacağız. Ufleyıp mumları bır dılek tutacagım. dogum gunun kutlu olsun eskımeyen sevgılı. Seni seviyorum .Şimdi çok uzaktasın!

Sayfalar:1234567...51