Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

Rehber değil gezginim :)

Rehber değil gezginim. “Neredesin Fatma” bana en çok sorulan soru ve merak edilen şey. Nerdeyim, nerde olayım ben de bilmiyorum. Hep birlikte Fatma’yı bulucaz. Onun kendini bulma yolcuğunda yalnız bırakmayın e mi.
Yolda olduğum zamanlar en mutlu olduğum zamanlar. Gülmeyi çok severim. Eğlenmeyi de. Neşem çoğu zaman bulaşıcıdır. Direnmenin faydası yok. Güleceksin, eğleneceksin, çok fazla ciddiye almayacaksın hayatI derim ama fazlasıyla ciddiye alırım yaşamı. Bilirim hayat şımarıklığı affetmez. . Hep biz planlar yaparken HAYAT kendi planını yapıp bize çelme takmıyor mu? Bazen, bir çelme de ben takıyorum hayata. Dönerken hep bir hüzün kaplar ve nereye gideyimin planlarını yapmaya başlarım. Plan demişken pek plan da yapamam. Gidişlerim hep ani olmuştur. Her şeye hep bir son dakika monte olurum. Hiç tanımadığım insanlarla yeni tatlar, yeni hayatlar keşfederim. En iyi dostlarım hep yolda tanıştıklarım olmuştur.
Yıllardır yaptığım gezilerimi, anlatmaktan yazmaya 2014 yılında başladım. Bilmediğim ülkeler de, şehirlerin sokaklarında kaybolurken belki köşeyi döndüğümde, orada ki sizsiniz. Bir gün bir yerde karşılaşırız ve bir masalımın kahramanı da siz olursunuz belki. Kim bilir?
(fatmaonder.com.tr) ( Fatma Önder Blog) sitede yayınlanmış yazılarımla birlikte yayınlanmamış kendime sakladığım yazılarım da elbette var.
Gezmeyi, öğrenmeyi, dokunmayı, koklamayı, gülmeyi seven bir kişilik Fatma. kimi zaman sakin, kimi zaman coşkulu, kimi zaman kabına sığmaz taşar. Bazı insanlar Fatma’nın enerjisinden rahatsız olabilir. Ya seversiniz ya nefret edersiniz. İkisinin ortası yoktur. Fatma; sesinin kötü olmasına rağmen söylediği şarkılar, edindiği tecrübeler, tanıştığı insanlar, okuduğu kitaplar, gezip gördüğü yerlerdir.Yağmur altında ıslanmayı, ağaçları, çıplak ayak toprağa basmayı, kahkahalar atmayı özler. Hep heyecanlı, hep çocuk kalan ruhu için sevenler ister hayatında. Kalbi kırılsada yeniden kalkar düştüğü yerden yeniden sarılır hayata. Bıkmadan. Herşeye inat sever.
Hayatımda çok fazla değişiklikten hoşlanmasam da, bıçak kemiğe dayandığı an her şeyden vaz geçip, tam ters istikamete gidip, hayatımı bir kaç kez değiştirdiğim oldu.
Kim ihtiyaç duymaz ki küçük mutluluklara. Ateş başında şarkı söylerken sucuklarımızı pişirebiliriz.Çok memnunum şarkı söylemeyi pek beceremeyişimden, çok memnunun sürekli soru soran halimden, çok memnunum pozitif pozitif ortalarda konuşup milletin başını ağrıtmaktan, çok menunum öfkemi doyasıya yaşamaktan, çok memnunum karanlığımdan, aydınlığımdan, çok memnunun yaşamı paylaşmaktan, çok menunun sizinle yol hikayelerimi paylaşmaktan.
Hep devrik cümlelerim vardır. Karşımda biri varmış da ona anlatıyormuş gibi gelişine yazarım. Anlatırım.
Fatma fotoğraf çekmeyi de çektirmeyi de çok sever. Fotoğrafların hikayesini yazar çünkü. Bazen bir kare bin cümleden daha fazla şey anlatır.
Objektifimden; Fethiye / 2016 -İNZİVA

“HAYAT ŞIMARIKLIĞI AFFETMEZ!

HAYAT ŞIMARIKLIĞI AFFETMEZ!”
İmalı sözler etsem, cümleler kursam ve kimseler ses etmese. Daha çok yazasım var ama, ne yazsan bi tarafa konuluyorsun. İnsan gibi düşünüyor demek zor geliyor! Yazıp yazıp sildiğim yazılarım var benim. Yazmasam öleceğim dediğim, çığlık çığlığa sustuğum an’larım var. Konuşsam kırıp dökeceğim zamanlar oldu, sen iyisi yaz kızım belki birileri okur da yanlıştan geri döner dediğim umutlarım var benim. Biliyorum, hepimiz zaman zaman amacımızdan sapıyoruz ama mutluluğumuzu kimsenin mutsuzluğundan sağlamıyoruz. Anlatabılecegımden fazlasını gördum, gordugumden fazlasını anladım.
Yaşama karşı bir duruşu olmalı insanın;seçimlerinin, seçemediklerinin, yaşadığın yaşamın, verdiğin sözün, aldığın nefesin, ettiğin lafın UTANMASI olmalı. Karşı tarafa ulaştığında bir ağırlığı olmalı. Düşmanın bile bi vicdanı olmalı; kullanacağı açığı edebini bozmadan yapmalı!
Niyetiniz kadar ameliniz olur unutmayın! Ne diye başladınız bir işe ve şimdi neredesiniz? ALLAHIN sopası yok ama İLAHİ ADALET’i var.. Önce huzurunuzu kaçırır, sonra bereketinizi, sonra saygınlığınızı, sonra neşenizi ve yaşama sevincinizi alıverir elinizden. … Sizi çok fena zorlar yani. Kul hakkı yiyene bir gün sıkıntıdan, darlıktan, yokluktan, mutsuzluktan tırnağını yedirtir. Aldatan gün gelir boynuzlarını bileyletir. İNSAN dediğinin bir “DURUŞU” bi “DUR”’u , bi “EDEBİ” olmalı. Aksi halde kendi kuyusunu ince ince kazdığını bilmeli. Birine zarar vermek, kendi MUTLULUĞU ve ÇIKARI için birilerini harcamak onu sadece sendeletir, aptala çevirir. . Siz siz olun; basitleşip, alçalıp karaktersizlik damgası yemeyin. Sizi seven, güvenen insanlara ihanet etmeyin. İHANET etmek; bir insanı ateşe atmakla eşdeğerdir..
Fatma ÖNDER / 2017-Nice

Canım bir dost AŞK’ın tarifini sordu :)

 

 

Canım bir dost AŞK’ın tarifini sordu; )
 — “yemeğin en güzel yerini ayırmaktır AŞK” dedim ve devam ettim; karpuzu kestiğin de göbekten ince çekirdeksiz kısmını sıyırıp veriyor musun? Gecenin bi yarısı mantı istese canı mesela, açabilir misin? Seçtiğin masada manzara gören kısmı verebilir misin? tabakta kalan son parçayı. Tabakta kalan salataya ekmeğini bandırsa. )
 —  Yemekle aşkın ne alakası var yahu? 
 —  Kalbe giden yol mideden geçmiyor mu? Dedim ve devam ettim. “HERKES KENDİ PENCERESINDEN BAKAR AŞKA” Bunların hepsi sevginin göstergesidir. Tabiiki herkesin sevgi gösterme şekli farklıdır ) Şimdi duygusal bişey dicem sana; MÜZİKSİN,ŞARKISIN,ROMANSIN,ŞİİRSİN diyoruz:)) sonra ne oluyor da büyü bozuluyor? Gerçekten AŞKIN gözü kör mü? Yoksa gözün görse gönlün üstünü mü örtüyor?
 —  Kaybetmektir AŞK, Kazanma ihtimalının az olduğu bir kumar oyunudur AŞK, Özgürlüğünü hibe etmektir, köleliğe razı olmak, esir olmaktır AŞk. ,Olmayacak duaya amın demektir, imkansızı başaracağına inanmaktır, pes etmemektir AŞK. Kendinden vazgeçmektir AŞK , Kayıtsız şartsız teslim olmaktır, ÇATİŞMADIR .
 —  Ayy hiç biri hoşuma gitmedi. Yeminle tiksindim aşk’tan. Tüm olumsuzluklar AŞK’a dahil.. )) Bu arada MUTLULUĞUN tek formülü sizi seven birinin olması değil… dedim.. Ve devam ettim;YAŞAMIN BELKİ DE EN BÜYÜK İMTİHANI EVLİLİKTE ATILAN İMZA. Dikkat et! Lütfen! Yok efendim AŞK’ın inişli çıkışlı olanını severmiş.. )) Beni dinlemediği, kayle almadığı anlaşılmıştır.. ))
YAŞAMADIĞIMIZ ama hissetmek istediğimiz aşkları yazarak doğurmaya çalışıyoruz.
Bazı insanların seni anlamasını beklerken, kendini bastonla yürüyor görebilirsin; o yüzden yoluna devam et..
Hiç ihtimal vermeyince , beklemede olmuyor.Kimseyi isteyerek incitmedim ancak mutlaka birileri de benim yüzümden gözyaşı dökmüştür. Belki ben de birilerinin düşüydüm, kim bilir kimin gözünden düştüm.
“Bu hayat dediğin insana ne çok şey öğretiyor;nasıl ki sıcacık bir bakış, üzüntüyü şevkate, endişeyi sevgiye, korkuyu güvene döndürebiliyor ise cümlesiz, sessiz, sakin, huzurlu, umutlu ve de mutlu; O’nun peşine düşün e mi. Adı ne bilemem, ben KOŞULSUZ SEVGİ derim..
Fatma ÖNDER /2018 Diyarbakır

Ritüel-1

Dün şirkette (benim de sevdiğim, genç, güzel, çalışkan, yaşamın sırrını öğrenmeye çalışan  ) dünya tatlısı ; “Ya Fatma hn. Siz ne yapıyorsunuz çok merak ediyorum” dedi
Hayatın bir şifresi var mı?
Yok.
Yaşamın sırrına eren var mı?
Tartışılır
Madem öğrenmeye geldik, madem ki karşılaştığımız herkes bize aynalık ederek öğretecek o halde yaşamı kolaylaştırmaya bakalım.
Nasıl mı?
Keşke bilsem, paylaşmaz mıyım
Bildiğim bir şey varsa HAYAT çok öğretti, çok ters-köşe oldum, çok yanılttı, hayalkırıklığına uğrattı. Ama ne kadar inatçı olduğumu , pes etmediğimi, bildiğim yolda kendi doğrularımla ilerlediğimi gördüğündendir ki; çoğu zaman kazanmama müsaade etti, ödül gibi.(şükürler olsun)
Bilinçaltında ki 21 gün kuralını bilmeyen yoktur. RİTÜELLER’i, kutlamaları yaşamımın vazgeçilmezi haline getirdiğimi tanıyanlar bilir.
E peki ne yapıcaz şimdİ?  21 gün ritüel önerim olacak.
1) Her gün üç şey bul ve şükret. (sadece evin,araban,çocuğun,işin,,,vb olmasın) Evren’de milyon tane şükür sebebi var bul, farkına var ve şükret! Şükrettikçe çoğalacak.
2) Her gün 10 dk. Meditasyon(meditasyonun gen ifadelerimizi nasıl pozitif yönde etkilediğini gösteren çok sayıda araştırma yapılmış) için kendine zaman ayır. (nefes al-ver) Bir konu bul ve olumlama yap. Yaşamda sizi zorlayan konu ile ilgili olsun. Örnek:”Yaşamın bana sunduğu seçenekleri görmeyi seçiyorum. Gibi. Namaz kıldığınızda “Ya Hayyu Ya Kayyum dedikten sonra dileğini Rabbine söyle” alışkanlık haline getir. “‘İsteyin’ diyor Rabbim, ‘isteyin ki vereyim.(21 gün aynı şeyi iste)
3) Rastgele kalbinden geçen bir “ESMA”’yı gün içinde aklına geldikçe tekrarla.(kalpten, samimiyetle) örn. YA KEBİR; (Yaşam sana, dosdoğru yolda olduğun sürece, el üstünde tutulduğunu güvende olduğunu hatırlatıyor.)Ey bütün belaları def eden RABBİM sana sığınıyorum.
4) En önemlisi; kendini, varlığını onurlandır. Kendinle içindeki çocuk ile yüzleş. Sıkı sıkı sarıl ona ve de ki; Hayatımda ilk kez senin içimde olduğunun farkına varıyorum.Seni ihmal ettim, dikkat etmedim ÖZÜR DİLERİM Seni seviyorum, benim bir parçam olduğun için TEŞEKKÜR EDERİM. Seni ihmal ettiğim için lütfen BENİ AFFET. Bütün fedakarlıkların için ÖZÜR DİLERİM. Başkalarını senden fazla önemsedim. Içimdeki çocuğu SEVİYORUM. Beni ziyarete geldiğin için TEŞEKKÜR EDERİM. SENİ SEVİYORUM.
En çok kendimize acımasız değil miyiz? En çok kendimizi ihmal etmiyor muyuz?
5) Her gün kendine soru sor. Gray Douglas diyor ki ; Lütfen sorular sorunuz! Aptal sorular yoktur, sadece soru sormayan aptal insanlar vardır. Soru güçlendirir çünkü soru bizi çok daha büyük olasılıklara açar. Cevapları oturtursanız kendinizi kısıtlı sonuçlara kilitlersiniz. “mutlu olmak için neler mümkün?” “Hayallerimin gerçekleşmeSi için neler mümkün?” “Daha dinç, sağlıklı, enerjik, güzel, ışıl ışıl parlamam, bakımlı görünebilmem ve hissedebilmem için mucizevi olasılıklar nelerdir?”  gibi gibi…
Unutma!
Seni daima bir duyan, gören ve koruyan var.
Sahipsiz değilsin. Sahibine (Yaratan’a) bırak. (KunFeYekun) Ol der ve O’lur.. (Ruhumu onardığını bildiğim için sizinle paylaşmak istedim) Müthiş bir teslimeyettir.
Neyin ruhunuza iyi geleceğini bilemezsiniz. Belki bu ritüeller sizi şifalandırıp ruhunuzu bir parçada olsa onaracak. Hepimiz nedensiz,nedenli ÖFKE halindeyiz.
Madem “samimiyet” diyoruz o zaman size ilaveten yaptığım olumlamayı yazayım  YÜCE RABBİM;Ben affetmeyi beceremedim bazı konularda. Öfkemi doğal karşılıyorum. Bu konuyla ilgili öfke beni yoruyor. Öfkemi azad ediyorum, akışa bırakıyorum.Rabbim bu duygular hisler bana ait değil. Ben değerimin farkındayım.”
Not: Oyun yazarı George Bernard Shaw “hayal gücü yaratıcılığın başlangıcıdır.” “Neyi hayal edersek onu mümkün kılarız.” Demiş.
Hayal kurmaktan, gözlerinizi kapatıp bir eylemi imgelemekten vazgeçmeyin emi. Biliyorum çok sıklıkla, niyetlerimiz eylemlerimizden farklılaşır.
Tüm niyetleriniz, hayalleriniz gerçekleşsin. Gerçekleşsin o halde.
Fotoğraf;Nuwera Eliya/objektifimden
Fatma ÖNDER

Samimiyetime inanırsan sana bir sır vereceğim güzel insan

Samimiyetime inanırsan sana bir sır vereceğim güzel insan.
İsyan etme ne olur
İsyan ettiğim günler çok oldu fakat her defasında daha sert bir durumla yüz yüze geldim. Her acının daha büyüğü, her derdin daha koyusu varmış, öğrendim, öğretildim. İsyan etmeyi bıraktım, onun yerine yaratanın bana uygun gördüğü şeyleri yaşayıp görmem, öğrenmem ve kabul etmem gerekmiş. Şükretmeyi isyan etmeye tercih ediyorum. Hiçbir yakarış cümlemin evrende yüz bulduğunu görmedim. İsyan eder misiniz sık sık, etmeyin e mi
İçinde UMUT olsun. Hiç bırakma onu.
Çünkü o UMUT senin gittiğin, gideceğin yolun.
İnanmayacağın kadar şahane yerlere götürecek seni.
Sahi astroloji, tutulmalar, dolunay, gezegen, gökyüzü sizi nasıl etkiledi? Savruluyoruz de mi? Siyah ve beyaz herşey net.
Hepimiz için başkalaşım yılıymış gibi geliyor bana. Renk değiştiriyoruz. Ruhumuz aynı anda 4 mevsim yaşıyor. İşleyerek, sindirerek, öğrenerek, öğrenemediğin de sil baştan geriye dönerek ama zorlayıcı, yakıcı, yıkıcı.
Rüzgarın da bulutun da hakkını vermen gerekiyor. İizin veriyorsun gözlerine gelip oturmasına o bulutun. Sonra güneş çıkıp kurutuyor. Dalgalanmalar yaşıyorsun. Söz yaratır ya, ağzımızdan çıkan herşeyin etkisinin önemini duydum, gördüm.Büyük konuşmamayı, küçük düşünmemeyi öğrenmeye başladık.Biraz içimize dönüp, kendimize huzurlu ve kabullenmiş bir dünya kurmaya çalıştık. Yeni başlangıçlar, işe yaramayan, bizi zorlayan duygu ve insanlara bay bay dedik.) Çok zorlandık, ama olsun UMUDUMUZ hep vardı. Ve süreç devam ediyor. Yıpratıcı gibi ama esasında ÖĞRETİCİ bir süreç.
Fatma ÖNDER / 2018 – Peradaniya botanik bahçesi / Nuwera Eliya( burası küçük İngiltere olarak biliniyormuş Şri Lanka’da)

Hadi bugün kendimize bizi zorlayan konular ile ilgili sorular soralım

Hadi bugün kendimize bizi zorlayan konular ile ilgili sorular soralım.
Hangi soru cevapsız kalmış ki evren’de
Sahi en son ne zaman konuştunuz ruhunuzun özü hakkında?
İsteklerinizi, arzularınızı, duygularınızı en son ne zaman, kiminle paylaştınız?
Lütfen, kendinize hayatta ki en büyük arzunuzu söyler misiniz?
Neresinde yanıldık biz bu yaşamın?
Hatalarınızla barıştınız mı?
İsyan eder misiniz sık sık?
Bu mu yaşamak istediğim yer?
Böyle bir hayat mı istiyorum?
Bu mu birlikte olmak istediğim kişi?
Bu kişilerle mi yürümek istiyorum?
Yaşam nedir?
Neden buradayız?
Bir el değil mi bizi UMUDA götüren?
Bir çift sevgiyle içten bakan göz, sıcacık kalpten gülümseme değil mi yürekleri ısıtan?
Bir bakış değil mi sönmeye yüz tutmuş alevi ateşleyen?
Tüm sorularımızın cevap bulduğu şahane günlerimiz olsun. Ol’sun o zaman…
“Doğru yoldamıyım bilmek istiyorum ve senden gelecek her türlü cevabı kabul edeceğim”
Fatma Önder / 2018 – Dambulla – Şri Lanka

YAMA YAPMAKLA UĞRAŞMA, GEREKTİĞİNDE YIRT AT!

    • YAMA YAPMAKLA UĞRAŞMA, GEREKTİĞİN DE YIRT AT!
    • Bazen elimde bir fener çakıllı yollarda yalın ayak, sonu görünmeyen bir yolda ilerliyorum. Nereye olduğunu bilmeden.
    • Çünkü bildiğim tek şey; İlerlemek. Durmak yok, yol’a devam.
    • Derin bir uyku halindeydim uzun zamandır. Sonra birşey beni rahatsız etti, uyanmak istedim.
    • Hergün bir hayat dersi öğreniyor, ancak tam olarak ne öğretmek istediğini, ne öğrendiğimi bilemiyordum.
    • Uzun süredir bir çıkış yolu arıyordum. Görmezden gelirsem farkettiğim şeyi kabul edip, durumu normalleştirecektim. O zaman tutsaklık devam edecekti. Bu tehlikeli! Bazı insanlardan kurtulup özgürleşmem gerekiyordu.
    • Bazen, uzak kalmayı herkese, herşeye bilmeli insan. Gizli dinlenme, gizli dualarla beslenme.
    Fatma ÖNDER / 2018- Kuyucak Lavanta köyü /Isparta

    İçinde UMUT olsun. Hiç bırakma onu e mi.
    Çünkü o UMUT senin gittiğin, gideceğin yolun.
    İnanamayacağın kadar şahane yerlere götürecek seni.
    Umutsuzluğa düştüğünde bile SEV yaşadıklarını. Sana öğrettiği o kadar çok şey var ki. Seni zorlar, senden götürür, içinde bi dolu sıkıntı, dert, tasa vardır. Olsun. Hangi sıkıntı bitmedi ki? Her sıkıntı biter ve yerini mutluluğa bırakır.Tüm bu sıkıntıların için de RABBİM’in bize anlatacakları, bir bildiği var. Başka türlü nasıl güçlenşr, büyür insan?
    Hadi bugün kendimize bizi zorlayan konular ile ilgili sorular soralım.
    Sahi en son ne zaman konuştunuz ruhunuzun özü hakkında?
    İsteklerinizi, arzularınızı, duygularınızı en son ne zaman, kiminle paylaştınız?
    Lütfen, kendinize hayatta ki en büyük arzunuzu söyler misiniz?
    Hatalarınızla barıştınız mı?
    Yapılan küçük yanlışlar aşı gibi aslında, seni daha büyük mikroplardan korumak için vücuduna mikrop salıyorlar  Savaşı öğreniyor bünyen, antibiyotik gibi bağışıklık sistemin uyarılıyor.
    İsyan eder misiniz sık sık?
    İsyan ettiğim günler çok oldu fakat her defasında daha sert bir durumla yüz yüze geldim. Her acının daha büyüğü, her derdin daha koyusu varmış, öğrendim, öğretildim  İsyan etmeyi bıraktım, onun yerine yaratanın bana uygun gördüğü şeyleri yaşayıp görmem, öğrenmem ve kabul etmem gerekmiş. Şükretmeyi isyan etmeye tercih ediyorum. Hiçbir yakarış cümlemin evrende yüz bulduğunu görmedim.
    Sahi astroloji, tutulmalar, dolunay, gezegen, gökyüzü sizi nasıl etkiledi? Savruluyoruz de mi? Siyah ve beyaz herşey net.
    Hepimiz için başkalaşım yılıymış gibi geliyor bana. Renk değiştiriyoruz. Ruhumuz aynı anda 4 mevsim yaşıyor. İşleyerek, sindirerek, öğrenerek, öğrenemediğin de sil baştan geriye dönerek ama zorlayıcı, yakıcı.
    Rüzgarın da bulutun da hakkını vermen gerekiyor. İizin veriyorsun gözlerine gelip oturmasına o bulutun. Sonra güneş çıkıp kurutuyor. Dalgalanmalar yaşıyorsun. Söz yaratır ya, ağzımızdan çıkan herşeyin etkisinin önemini duydum, gördüm.Büyük konuşmamayı, küçük düşünmemeyi öğrenmeye başladık.Biraz içimize dönüp, kendimize huzurlu ve kabullenmiş bir dünya kurmaya çalıştık. Çok zorlandık, itiraf edelim. Yeni başlangıçlar, işe yaramayan, bizi zorlayan duygu ve insanlara bay bay dedik.) Çok zorlandık, ama olsun UMUDUMUZ hep vardı. Ve süreç devam ediyor. Yıpratıcı gibi ama esasında ÖĞRETİCİ bir süreç.
    Fatma ÖNDER / 2018 – KOLOMBO

Kaderi suçlama e mi :)

      • Bu yeryüzü insanlar tepinip birbirini öldürsün diye mi yaratıldı sanırsın? Bunca insan sahipsiz mi sanırsın?
      • Allah’ın bana yaşattığı her olumsuz şeyin hayatıma açılan yeni bir kapı olarak görüyorum.
      • Çocukluğumdan beri yaşadığım her olumsuz olayı, canımı yakan, nefesimi kesen, neşemi öldüren kötü diye adlandırdığım her ne ise bana açılan şahane kapılar olduğunu gördüm.
      • Üzmüyorum kendimi, kılımı kıpırdatmıyorum artık. İnsanlar üzemiyor beni. Bencillik değil bu ama adını koyamadığım bir şey.
      • İyi ki yoksun, iyi ki bıraktım, iyi ki vazgeçtim, iyi ki, iyi ki… Çünkü bitmesini istedim.
      • Bitirmesem RABBİM’in beni hangi mücizelerle karşılaştıracağını bilemezdim.
      • Sıkıntının ardından açılan kapıları fark et.
      • Mevlana ne güzel demiş “Sıkıntı yok efendiler, dert insana yol gösterir.” Bu öğretiye hayranım.
      • Hayat daima senden birşeyler öğrenmeni bekler. Ve görmeni istediği şeyler gizlidir. Farkında olmamız yıllarımızı alabilir. Kendine kızma, kaderi suçlama.
      • Bak bu sabahta uyandın. Demek ki her şey için bir şansın daha var. O zaman hadi ne bekliyorsun? Sana yakışan en güzel şeyin gülümsemen olduğunu sakın unutma e mi!
      • Ben de senin gibi hayatın her noktasında aşırı fedakar ve vericiydim. Sorguladım günlerce, yıllarca…
      • Kendin için ne yapıyorsun? Cevap ?
      Fatma ÖNDER / 2018 – Katar – Doha

Yeni hayatına hoş geldin. Aşk’la

    1. “Hayatın sana hediye ettiği sevgiyi, sen hayata geri ver.”
    1. Her zaman sevgiyle kal. Benim yaşam felsefem idi.
    1. Çocukluğumdan beri söylediğim bir şey var; inanmam, tutunmam gereken tek şey ilahi yaratıcı (tek sahibim) kalbim(ben), dualarım.
    1. Bildiğim tek şey; İlerlemek. Durmak yok, yol’a devam. Bazen elimde bir fener çakıllı yollarda yalın ayak, sonu görünmeyen bir yolda ilerliyorum. Nereye olduğunu bilmeden.
    1. “Her yol kapalı olsada, O’nun kapısından ayrılma. O sana kimsenin bilmediği gizli kapıyı açar.” HZ.MEVLANA
    1. Derin bir uyku halindeydim uzun zamandır. Sonra birşey beni rahatsız etti, uyanmak istedim.
    1. Hergün bir hayat dersi öğreniyor, ancak tam olarak ne öğretmek istediğini, ne öğrendiğimi bilemiyordum.
    1. Bu mu yaşamak istediğim yer? Böyle bir hayat mı istiyorum? Bu mu birlikte olmak istediğim kişi? Bu kişilerle mi yürümek istiyorum?
    1. “Doğru yoldamıyım bilmek istiyorum ve senden gelecek her türlü cevabı kabul edeceğim” dedim YÜCE RABBİM’e
    1. Kaybolmuştum, yolumu nasıl kaybettim anlamadım! Ve yolumu bulamayacak kadar yorgundum.
    1. “Bana benden başka yardım edecek yok”
    1. “ Benim gidecek bir evim yok, evim neresi bilmiyorum.” Dedim.
    1. Kalk üzerini temizle. Kalktım, etrafa bakındım. Üzerimi temizledim.
    1. “HOŞGELDİN” dedi içimden bir ses
    1. “YENİ HAYATINA HOŞGELDİN” AŞK’la.. Tutkuyla.. Muhabbetle.. Hep şükrettim, hep teşekkür ettim. önce O’NA, İLAHİ OLANA, SAHİBİME…
    1. Bir el değil mi bizi UMUDA götüren, bir çift sevgyle içten bakan göz, sıcacık kalpten gülümseme değil mi yürekleri ısıtan. Bir bakış değil mi sönmeye yüz tutmuş alevi ateşleyen?
    1. Bazen, uzak kalmayı herkese, herşeye bilmeli insan. Gizli dinlenme, gizli dualarla beslenme.
    1. Yaşam nedir? Neden buradayız?
    1. Uzun süredir bir çıkış yolu arıyordum. Görmezden gelirsem farkettiğim şeyi kabul edip, durumu normalleştirecektim. O zaman tutsaklık devam edecekti. Bu tehlikeli! Bazı insanlardan kurtulup özgürleşmem gerekiyordu. Çok şükür temizledim, arındım.
    1. Ne diyecektim;
    1. Görmezden gelirsen, farkettiğin şeyi Kabul edersin, durum normalleşir. O zaman tutsaklık devam eder. Bu tehlikeli!
    1. Öğrendim ki; Kabulleniş özgürleştirirmiş insanı.
    1. Önce kendime dürüst olmam gerekmiş.
    1. Dürüstlük ancak vicdanla ölçülebilir. Dürüstlük vicdanın temiz olmasıdır. Ben yalan söylesemde vicdan asla yalan söylemez.
    1. *** *** ***
    1. Güvendiğim; dostum, arkadaşım, can yoldaşım dediğim kişilerle öyle sınavlar veriyordum ki; ihanetleri, entrikaları, iftiraları, edepsizlikleri, vefasızlıkları nefesimi kesiyordu.
    1. Sıkıntıları ve sorunlarına çözüm bulmak için uykusuz kaldığım geceler, maddi-manevi destek, evimi ve yüreğimi açtığım herkes ISIRDI!
    1. Biz kadınlar severiz kahve içip fal kapatmayı.
    1.  “2 kişi daha gidecek yaşamından”dedi.
    1.  “Kimse kalmadı” dedim.
    1.  “Var”dedi.
    1. Varmış… Bin şükür gittiler.
    1. Yine 2 ay önce tanıştığım sevdiğim bir arkadaş ( hep derim ya eskiyi at, yeniye yer aç.. İyi ki) gittiği psikiyatrit’e ısrarla gitmemi ve bana iyi gelecğini söyledi. Ben çok karşıyım, çözüm içimizde. Bize bizden başkası yardımcı olamaz. Ağrıdan nefes alamadığım da bile ilaç içmem ben. İyi bir dinleyeci olduğum söylenir ama sıkıntılaırmı anlatma konusunda yetenekli değilim.
    1. Neden dedim. Ne gördün ki bende ısrarla gitmemi istiyorsun.
    1. – Öfkelendiğin de çok küfür ediyorsun. Ben de senin gibi derdimi küfürsüz anlatamazdım. Dip not: arkadaşım;başarılı, kendi ayakları üzerinde duran maddi-manevi güçlü işkadını.
    1. – Peki, şimdi soruyorum. “o—–u” nasıl tarif edersin? “ş——i” nasıl tarif edersin? Bazı insanları tarif etmek kelimeler hakikaten yetersiz!
    1. Yadırgadığım sonra hek verdiğim arkadaşlarım oldu. Asla arkadaşlarını bi deiğer arkadaşı ile tanıştırmayan, aynı ortama almayan falan filan. Ben hepsini kaynaştırır, bir araya getirirdim. Sonra ne mi oldu?
    1. Birbirlerini kıskandılar, dedikodu yaptılar, uzanamadıkları ciğere mundar dediler, filmler, senaryolar; bi süre izledim uzaktan. Tarafsız olmalıydım. Aptal insanın 30 dostu, 60 arkadaşı olurmuş. O aptal benim işte. Dedikoları, iftiraları, yüzüme gülüp dostum gibi davranmaları, hatta durumu abartıp beni çok ama çok seviyor numaraları flan filan işte. Hep derim ya; beni kandırabilirsin ama ALLAH’ı asla! Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi bi durumları var.
    1. Emek verdiğim kimseye hakkım helal değildir..
    Fatma ÖNDER / 2018 Şri Lanka
Sayfalar:1234567...14