Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

Dostum…

Dostum…
Güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma….
Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de…
Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez.
Yolcuya bakıp, yolunu tanıma.
Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver.
Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil;
Asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır;
Yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal…..
“En doğru yol: en dikensiz yoldur” diyenler seni aldatıyorlar.
Onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır.
Aldırma….
Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir.
Dikenine katlanmaktan söz edenler, aşıkmış gibi davrananlardır.
Gerçek aşık olanlarsa, dikenini de sever.
Dostum, yollar yürümek içindir.
Fakat, şu gerçeği de hiç unutma:
Yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir.
Yol boyunca; yola çıkıp da yürümeyenleri,
Yola oturup, gelen-geçenin ayağına çelme takanları,
Yoldan metafizik uyuşturucularla keyif çatanları,
Tel örgülerle çevirdiği yolu kendisine zindan edip volta atanları,
Maratona 100 metre koşucusu gibi hızlı gidip, 50. metrede yola yatanları,
Yürüyüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce, yolculuk üzerine zor atanları,
Yürümeyi bırakıp, yol-yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları,
Ayağına batan tek bir dikenin faturasını çıkarıp, ömür boyu tafra satanları,
Beyaz atlı kurtarıcıyı gözlemek için ufka bakıp bakıp dağıtanları,
Yanlış kılavuzlara kızıp yolu satanları göreceksin… Göreceksin dostum…
Aldırma, yürü.
Halil Cibran

RUHUMUN ACELESİ VAR…

Olgunluk dönemimdeyim, ruhumun acelesi var
“Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan kötüdür.” Tolstoy
Hiçbir zaman anlamadım;
Kendi çıkarını ve mutluluğunu başkalarının zararlarından sağlayan insanları
Statü ve üst düzey bir makam için yapılan çirkin kavgaları,
Attığınız her adımı eleştiren, yargılayan, tüm güzellikleri kıskanan insanları
Vasatlıkla uğraşan, takvim yaşlarına rağmen hala büyüyemeyen aptal insanları
İnsanların içeriğine değil sadece başlıklara bakan insanları,
Dış görünüşü iyi olana farklı davranan; (parası, şanı, ünvanı olana )
Kendi mutluluğu için adını AŞK koyup yuva yıkan kadınları
Eşini , sevgilisini aldatan saygısız, edepsiz, bencil insanları
Anne,baba, eş, çocuk, dost, arkadaş olmayı beceremeyen, sorumluluklarının farkında olmayan insanları
Bana dokunmayan yılan bin yaşasıncıları
Bencil, yağmur olsa kimsenin tarlasına bir damlası düşmeyen insanları ANLAYAMADIM.
..
..
Sende ekler misin?
Artık dalaverecilere ve çıkarcılara tahammül edemiyorum.
Hiçbir şey için geç değil. Yeter ki HAYIR demeyi bil, farkına var ve ilerle.
Samimiyetime inanırsan bir şey söylemek istiyorum. Biliyor musun hepimiz aynı yollardan geçtik, yolda yaşadıklarına takılma e mi. Geçtiğin yolu saygı ile an. Belki fırtına vardı, belki kanatların yoruldu. Belkı başka rotadan gitmek zorunda kaldın senin için hayrolan oydu. GeldiĞİn yer ve onun seni taşıyacağı yeni yerlere bak. Hepsi bu…
Seçim yap. Her durumun fazlası içini Yakar.(fazla iyilik, hoşgörü, fedakarlık) Yaşamın değişik tatları vardır bazen tatlı bazen tuzlu.
Yaşam sana , yaşamındaki terslikleri yoluna koyabilmeni sağlayacak seçeneklere sahip olduğunu hatırlaıyor. Siz de benim gibi zaman zaman seçenekleri göremeyenlerden misiniz?
O vakit; “seçenekleri görmeyi seçiyorum.” Cümlesini sıık sık tekrarla. Çözümler gözlerinin önünde duruyor.
Gör o halde )
Fatma ÖNDER/2018

Sen “senden” vazgeçme e mi

Biz kadınlar için birkaç kelime etmek istiyorum.
“En tenha yerler de kendin için bir dünya ol” Tibullus..
SEN “SENDEN” VAZGEÇME E Mİ
Aman ha! Kendini, kendinden etme
Sakın ola ki “Bana bunu nasıl yapar?” diye sorma
Korkularına yenilme sendeki iyiliği, FEDAKARLIĞI, hoşgörüyü reddedenlere bir gram bile hak verme
Sen bir gün olsun içinde kötülük barındırmadın ya, sorun sende değil, seni anlayamayan onda; unutma e mi
senin kıymetini bilmeyene, seni hor görene, gözlerinden ışığı, dudaklarından gülümsemeni çalana, hayatının ilk sırasına koymayana arkanı dön ve git; eğer sen elinden geleni ardına koymamışsan, eğer sen sabrının son damlasına kadar aşkın, ilişkin adına mücadele etmişsen; gururunla dimdik yürü. Eğer sen kalbi güzel bir kadınsan sevildiğin yeri güneş edersin. Acı çekmek, üzülmek tabii ki de olacak. İnsanız, kalbimiz var. gözyaşların sana sormadan olur olmaz yerde akabilir.
Hepsi sendir, senindir. Sen “senden” vazgeçme yeter ki.
Kadın; Aşk’a, salt sevgiye, bağlılığa, sadakate ve gerçek aşkın yok olmayacağına ınanır,, adı SADAKAT olur. Kadın; esasında karanlığa çok mum yakar her defasında söndürülür, adı SABIR olur. FEDAKARLIĞIN tanımı ben de çok uzun. Ömrünü “feda” edip “kar” sağlamak ne kadar mantıklı olabilir? MÜCADELE kadının doğasın da var. Kadın; mücadele etmeyi ve fedakarlığı artık bırakmalı. Biz kadınlar fedakarlık ettikçe, yama yapmakla uğratıkça, karşı tarafın işine yarıyor. Birazda onlar mücadele etsin. Ne dersiniz? ) Ama öyle kadınlar var ki; tek yaşam amaçları bir erkeği …… neyseee yaptığı herşeye göz yummak, şarlatanlık, YALAKALIK. Yapışmışlar… evli, çocuğu çoluğu var demiyorlar. Yaşı başı olan adamların yanında küçük kızlar; adam yazmış “minik sevgilim” Bazen çok utanıyorum. GURURLU olun e mi.. SİZ KADINSINIZ! GURUR EN ÇOK KADINA YAKIŞIYOR. Evet evet yavşak adamlar da yok değil))
Kadın doğası gereği fedakardır ama aşk(SEVGİ), İLİŞKİ için mücadele etmek erkeğe yakışıyor )
Fatma ÖNDER

Seninle Başlamadı

“Hayat bizi geçmişte çözümlenmemiş bir şeyle geleceğe gönderir.” Çok sıklıkla, niyetlerimiz eylemlerimizden farklılaşır
“Ailenizde kim bir suç işledi ve bu suçun cezasını çekmedi?”
Carl Jung “Bilinçli olmayan ne varsa kader olarak deneyimlenecektir” der
Travmaların bir nesilden sonraki nesillere geçebildiğine dair
Ebeveynlerim, büyükanne, büyükbabalarım ve daha uzak atalarım tarafından tamamlanmamış, cevaplanmamış halde bırakılan şeylerin ve soruların etkisi altında olduğuma j,kuvvetle inanıyorum. Sıklıkla, bir ailede ebeveynlerden çocuklara geçen kişisel olmayan bir karma var gibi görünür. Bana her zaman, önceki nesillerin yarım bıraktığı, tamamlamam veya belki de devam ettirmem gereken şyler var gibi gelmiştir.
Carl Jung, Anılar, Düşler, Düşünceler
Olağandışı bir biçimde , modern bilimin söylediği gibi; anne-babalarınızın günahları, suçları veya sonuçlarının üçüncü ve dördüncü neslin çocuklarına kadar etkileyebildiği iddialarını öne sürmektedir. Özellikle, New Living Translationa’da; “Tanrı çok zor sinirlenir, o sonsuz sevgi ile doludur ve her günahı, isyanı affeder. Fakat suçu affetmez. O anne-babaların günahlarını çocuklarına yükler; bütün aile (üçüncü ve dördüncü nesillerdeki çocuklar dahil.) etkilenmektedir.” der.
Doidge sadece hayal ederek beynimizi değiştirebileceğimizi söylemektedir. Ve şöyle ifade eder;”İmgelemek, hatırlamak veya güzel deneyimleri hayal etmek “gerçek” deneyimler sırasında açığa çıkan duygusal , hareketlendirici, duygusal ve bilişsel devrelerin birçoğunu aynı şekilde aktif hale getirmektedir.”
Oyunyazarı George Bernard Shaw 1921 yılında şöyle yazmıştır;”Hayal gücü yaratıcılığın başlangıcıdır.” Ve “NEYİ HAYAL EDERSEK ONU MÜMKÜN KILARIZ.”
İmgeleme, meditasyon ve olumlu düşünceler, duygular ve dualara odaklanmanın genleri nasıl aktif hale getirdiği ve sağlığımızı olumlu yönde etkilediği belirtilmektedir.
“Zihinlerimizi iyilik halinin olumlu resimleri ile doldurmak iyileşme sürecini güçlendiren bir epigenetik ortam oluşturabilir.” Demektedir.
Öfkeli kelimlerin altında genellikle bir acı vardır. Acı sizi öldürmeyecektir. Öfke ise gerçekten öldürebilir.
“Girmekten korktuğunuz mağara, aradığınız hazineyi barındırır.” Joseph Campbell, Reflection on the Art Of Living
“Hayat bizi geçmişte çözümlenmemiş bir şeyle geleceğe gönderiri.” Çok sıklıkla, niyetlerimiz eylemlerimizden farklılaşır
“Ailenizde kim bir suç işledi ve bu suçun cezasını çekmedi?”
Mark Wolynn

Ritüel-1

Dün şirkette (benim de sevdiğim, genç, güzel, çalışkan, yaşamın sırrını öğrenmeye çalışan  ) dünya tatlısı ; “Ya Fatma hn. Siz ne yapıyorsunuz çok merak ediyorum” dedi
Hayatın bir şifresi var mı?
Yok.
Yaşamın sırrına eren var mı?
Tartışılır
Madem öğrenmeye geldik, madem ki karşılaştığımız herkes bize aynalık ederek öğretecek o halde yaşamı kolaylaştırmaya bakalım.
Nasıl mı?
Keşke bilsem, paylaşmaz mıyım
Bildiğim bir şey varsa HAYAT çok öğretti, çok ters-köşe oldum, çok yanılttı, hayalkırıklığına uğrattı. Ama ne kadar inatçı olduğumu , pes etmediğimi, bildiğim yolda kendi doğrularımla ilerlediğimi gördüğündendir ki; çoğu zaman kazanmama müsaade etti, ödül gibi.(şükürler olsun)
Bilinçaltında ki 21 gün kuralını bilmeyen yoktur. RİTÜELLER’i, kutlamaları yaşamımın vazgeçilmezi haline getirdiğimi tanıyanlar bilir.
E peki ne yapıcaz şimdİ?  21 gün ritüel önerim olacak.
1) Her gün üç şey bul ve şükret. (sadece evin,araban,çocuğun,işin,,,vb olmasın) Evren’de milyon tane şükür sebebi var bul, farkına var ve şükret! Şükrettikçe çoğalacak.
2) Her gün 10 dk. Meditasyon(meditasyonun gen ifadelerimizi nasıl pozitif yönde etkilediğini gösteren çok sayıda araştırma yapılmış) için kendine zaman ayır. (nefes al-ver) Bir konu bul ve olumlama yap. Yaşamda sizi zorlayan konu ile ilgili olsun. Örnek:”Yaşamın bana sunduğu seçenekleri görmeyi seçiyorum. Gibi. Namaz kıldığınızda “Ya Hayyu Ya Kayyum dedikten sonra dileğini Rabbine söyle” alışkanlık haline getir. “‘İsteyin’ diyor Rabbim, ‘isteyin ki vereyim.(21 gün aynı şeyi iste)
3) Rastgele kalbinden geçen bir “ESMA”’yı gün içinde aklına geldikçe tekrarla.(kalpten, samimiyetle) örn. YA KEBİR; (Yaşam sana, dosdoğru yolda olduğun sürece, el üstünde tutulduğunu güvende olduğunu hatırlatıyor.)Ey bütün belaları def eden RABBİM sana sığınıyorum.
4) En önemlisi; kendini, varlığını onurlandır. Kendinle içindeki çocuk ile yüzleş. Sıkı sıkı sarıl ona ve de ki; Hayatımda ilk kez senin içimde olduğunun farkına varıyorum.Seni ihmal ettim, dikkat etmedim ÖZÜR DİLERİM Seni seviyorum, benim bir parçam olduğun için TEŞEKKÜR EDERİM. Seni ihmal ettiğim için lütfen BENİ AFFET. Bütün fedakarlıkların için ÖZÜR DİLERİM. Başkalarını senden fazla önemsedim. Içimdeki çocuğu SEVİYORUM. Beni ziyarete geldiğin için TEŞEKKÜR EDERİM. SENİ SEVİYORUM.
En çok kendimize acımasız değil miyiz? En çok kendimizi ihmal etmiyor muyuz?
5) Her gün kendine soru sor. Gray Douglas diyor ki ; Lütfen sorular sorunuz! Aptal sorular yoktur, sadece soru sormayan aptal insanlar vardır. Soru güçlendirir çünkü soru bizi çok daha büyük olasılıklara açar. Cevapları oturtursanız kendinizi kısıtlı sonuçlara kilitlersiniz. “mutlu olmak için neler mümkün?” “Hayallerimin gerçekleşmeSi için neler mümkün?” “Daha dinç, sağlıklı, enerjik, güzel, ışıl ışıl parlamam, bakımlı görünebilmem ve hissedebilmem için mucizevi olasılıklar nelerdir?”  gibi gibi…
Unutma!
Seni daima bir duyan, gören ve koruyan var.
Sahipsiz değilsin. Sahibine (Yaratan’a) bırak. (KunFeYekun) Ol der ve O’lur.. (Ruhumu onardığını bildiğim için sizinle paylaşmak istedim) Müthiş bir teslimeyettir.
Neyin ruhunuza iyi geleceğini bilemezsiniz. Belki bu ritüeller sizi şifalandırıp ruhunuzu bir parçada olsa onaracak. Hepimiz nedensiz,nedenli ÖFKE halindeyiz.
Madem “samimiyet” diyoruz o zaman size ilaveten yaptığım olumlamayı yazayım  YÜCE RABBİM;Ben affetmeyi beceremedim bazı konularda. Öfkemi doğal karşılıyorum. Bu konuyla ilgili öfke beni yoruyor. Öfkemi azad ediyorum, akışa bırakıyorum.Rabbim bu duygular hisler bana ait değil. Ben değerimin farkındayım.”
Not: Oyun yazarı George Bernard Shaw “hayal gücü yaratıcılığın başlangıcıdır.” “Neyi hayal edersek onu mümkün kılarız.” Demiş.
Hayal kurmaktan, gözlerinizi kapatıp bir eylemi imgelemekten vazgeçmeyin emi. Biliyorum çok sıklıkla, niyetlerimiz eylemlerimizden farklılaşır.
Tüm niyetleriniz, hayalleriniz gerçekleşsin. Gerçekleşsin o halde.
Fotoğraf;Nuwera Eliya/objektifimden
Fatma ÖNDER

Azıcık aşım dertsiz başım :)

GÜVENECEKSİN HAYATA BAŞKA YOLU YOK.
Onun çılgın sürprızlerine, beklenmedik sonlarına,
ansızın başlangıçlarına, hızlı dönemeçlerine.
O kadar çok çabalıyorsun ama yine de hiçbir şeyden emin olamıyorsun, tahmin edemiyorsun.
Hep düşündüğünden başkası. Beklenmedik yerde buluyorsun kendini.
Bunu anladığımda bıraktım tedbirleri, gereğinden fazla çabayı.
Amaaann ne olacaksa olsun diye bırakıyorum. Olsada olur olmasa da olur dediğin an özgürsün işte.
Birileri geliyor, birileri gidiyor. Korkuyla nefesini tutma. Birileri bazen iyi geliyor, birileri bazen kötü geliyor. Bazı günler sinirden çok ağlıyorum, bazı günler insanlardan nefret ediyorum, bazı günler öfkeden lanet okuyorum, bazı günler geberiyorum ama bazen de ÇOK SEVİYORUM Bazen çok gülüyorum, bazen çok eğleniyorum, bazen çok umutluyum, bazen çok keyifli, bazen SEVGİM içime sığmıyor;herşeyi herkesi sevmek istiyorum Samimi olan çok az kşiyiz biliyor musunuz? Çocukluğunda görmediği ilgiyi, anlayışı, saygıyı, desteği, pozitife kimler çevirip kendi lehine yaratımlar çıkarabiliyor ki? Hep az mıyız? Az olan iyi olan mı? Azıcık aşım dertsiz başım mı?
Fatma ÖNDER/2018 – Şri Lanka

“Ben kimim?” Bugün bu soruyu sorar mısın kendine?

Gray Douglas diyor ki ; Lütfen sorular sorunuz! Aptal sorular yoktur, sadece soru sormayan aptal insanlar vardır. Soru güçlendirir çünkü soru bizi çok daha büyük olasılıklara açar. Cevapları oturtursanız kendinizi kısıtlı sonuçlara kilitlersiniz.
Şimdi ben size bir soru sorup kafaları karıştırmak istiyorum. “Ben kimim?” Bugün bu soruyu sorar mısın kendine?
Kişinin kendini bilmesi, sorgulaması, gelişimine açık olması, nerede durduğu ve nereye gitmek istediği konularında net olması, kendisiyle barışık olması, hayatının sorumluluklaırnı elinde tutması önemlidir.
Neye inandığını ve neden inandığını bilmek önemlidir. Herşey düşünmeyle, soru sormakla ve farkındalık kazanıp değişip gelişmeyle başlıyor.
İnançlarınızın ve değerlerinizin neler olduğunu hiç sorguladınız mı? İlişkilerimizde, iş yerimizde, aile yaşantımızda inançlarımız ve değerlimiz ile hareket etmiyor muyuz?(kavgalarımız, çatışmalarımız, huzursuzluklarımız, ego) Belki de hepimiz farklı inaç ve değerlere sahip olduğumuz için fazlaca yanılıyoruz.
BEN kimim? Senin düşündüğün değilim.
Senin olmamı istediğinde değilim. BEN, BENİM.
Fatma ÖNDER

ELİNDEN GELEN BİRŞEY YOKSA KALBİNDEN GEÇEN DE YETER

Elinden gelen bir şey yoksa, kalbinden geçen de yeter. Zaman ayırıp amatörce yazdığım yazıları okuduğunuz, paylaştığınız, takip ettiğiniz için teşekkür ederim. İyi geldiniz.. Umarım ben de iyi gelmişimdir size.
Zaman bilgiyi paylaşma ve aynı gemide olduğunu unutmama zamanı.
Sanırım ben paylaşmayı seviyorum. Ruhumu beslediğini, şifalandırdığını düşünüyorum.
Öğrendiğim tüm bilgileri doğru veya yanlış, yaşadığım tüm güzellikleri, düşüşlerimi, yanılgımı, aldatılmışlığımı, zaferlerimi, başarımı, başarısızlığımı, yaşadığım ihanetleri, yolumu, yolculuğumu, ayağıma takılıp beni düşüren çalıları, çöpleri , fareleri ) ,,,,vb hepsini paylaşmayı seviyorum. Okumayı, araştırmayı önemsiyorum ama DENEYİMİ daha çok önemsiyorum. Çünkü yaşamda sorular çalıştığın yerden hiç gelmez. Bana ne öğrendin diyorsan “hiç bir şey” derim. Ne biliyorsun dersen; dürüstlüğün, edebin, kendine güvenin, yaşamının sorumluluğunun sadece kendşnde olması, insanlardn sıfır beklenti ile yaşamanın muhteşem olduğunu biliyorum derim. Kendi gücünün, yapabileceklerinin farkında olmak seni asil ve saygın yapar. Herkes değerini kendi belirler. Sen kimsin diyorsan?; senin düşündüğün ve olmamı istediğin değilim derim 
Fatma ÖNDER

Samimiyetime inanırsan sana bir sır vereceğim güzel insan

Samimiyetime inanırsan sana bir sır vereceğim güzel insan.
İsyan etme ne olur
İsyan ettiğim günler çok oldu fakat her defasında daha sert bir durumla yüz yüze geldim. Her acının daha büyüğü, her derdin daha koyusu varmış, öğrendim, öğretildim. İsyan etmeyi bıraktım, onun yerine yaratanın bana uygun gördüğü şeyleri yaşayıp görmem, öğrenmem ve kabul etmem gerekmiş. Şükretmeyi isyan etmeye tercih ediyorum. Hiçbir yakarış cümlemin evrende yüz bulduğunu görmedim. İsyan eder misiniz sık sık, etmeyin e mi
İçinde UMUT olsun. Hiç bırakma onu.
Çünkü o UMUT senin gittiğin, gideceğin yolun.
İnanmayacağın kadar şahane yerlere götürecek seni.
Sahi astroloji, tutulmalar, dolunay, gezegen, gökyüzü sizi nasıl etkiledi? Savruluyoruz de mi? Siyah ve beyaz herşey net.
Hepimiz için başkalaşım yılıymış gibi geliyor bana. Renk değiştiriyoruz. Ruhumuz aynı anda 4 mevsim yaşıyor. İşleyerek, sindirerek, öğrenerek, öğrenemediğin de sil baştan geriye dönerek ama zorlayıcı, yakıcı, yıkıcı.
Rüzgarın da bulutun da hakkını vermen gerekiyor. İizin veriyorsun gözlerine gelip oturmasına o bulutun. Sonra güneş çıkıp kurutuyor. Dalgalanmalar yaşıyorsun. Söz yaratır ya, ağzımızdan çıkan herşeyin etkisinin önemini duydum, gördüm.Büyük konuşmamayı, küçük düşünmemeyi öğrenmeye başladık.Biraz içimize dönüp, kendimize huzurlu ve kabullenmiş bir dünya kurmaya çalıştık. Yeni başlangıçlar, işe yaramayan, bizi zorlayan duygu ve insanlara bay bay dedik.) Çok zorlandık, ama olsun UMUDUMUZ hep vardı. Ve süreç devam ediyor. Yıpratıcı gibi ama esasında ÖĞRETİCİ bir süreç.
Fatma ÖNDER / 2018 – Peradaniya botanik bahçesi / Nuwera Eliya( burası küçük İngiltere olarak biliniyormuş Şri Lanka’da)

Hadi bugün kendimize bizi zorlayan konular ile ilgili sorular soralım

Hadi bugün kendimize bizi zorlayan konular ile ilgili sorular soralım.
Hangi soru cevapsız kalmış ki evren’de
Sahi en son ne zaman konuştunuz ruhunuzun özü hakkında?
İsteklerinizi, arzularınızı, duygularınızı en son ne zaman, kiminle paylaştınız?
Lütfen, kendinize hayatta ki en büyük arzunuzu söyler misiniz?
Neresinde yanıldık biz bu yaşamın?
Hatalarınızla barıştınız mı?
İsyan eder misiniz sık sık?
Bu mu yaşamak istediğim yer?
Böyle bir hayat mı istiyorum?
Bu mu birlikte olmak istediğim kişi?
Bu kişilerle mi yürümek istiyorum?
Yaşam nedir?
Neden buradayız?
Bir el değil mi bizi UMUDA götüren?
Bir çift sevgiyle içten bakan göz, sıcacık kalpten gülümseme değil mi yürekleri ısıtan?
Bir bakış değil mi sönmeye yüz tutmuş alevi ateşleyen?
Tüm sorularımızın cevap bulduğu şahane günlerimiz olsun. Ol’sun o zaman…
“Doğru yoldamıyım bilmek istiyorum ve senden gelecek her türlü cevabı kabul edeceğim”
Fatma Önder / 2018 – Dambulla – Şri Lanka

Sayfalar:12