Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

VİCDANİ ZEKA MI, MANTIKSAL ZEKA MI?

NİÇİN ANLAŞAMIYORUZ BİLİYOR MUSUN?  Benim için vicdani ZEKA önemli ve ben EMPATİ yapıyorum, SEVGİ diyorum.. VİCDANİ zekası yüksek olan kişiler kararlı direniş gösterirler.  VİCDANİ zeka sahıplerının hayatların da İYİMSERLİK esastır. Kurban ve kölelik hissine hiçbir zaman kapılmazlar. Sahip oldukları şeylerin kıymetini bilirler, küçük şeylerden zevk alırlar, içtenlik ve samimiyet önemlidir. Yardımseverlikten, iyilikten, cömertlikten zevk alırlar, ilkelerine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Yanlarında ki insanlara huzur verirler. İkiyüzlülük, İNSAN kullanma, çıkarlarını başkalarının mutsuzluğundan sağlama en nefret ettikleri özelliklerin başın da gelir birde yalan.. Kısa vadede yanlış tanınırlar ama asla kimse vazgeçemez onlardan. Etrafları kalabalıktır ve sevılırler. DÜRÜST olmak, İNSAN odaklı olmak, iletişime açık olmak, vizyon sahibi olmak, iç huzur,  cesaretli olmak,motive edici olmak( kışkırtıcı olmamak)  Bu özelliklerin hepsinin vicdani zekanın bileşenleri olduğunu görebilirsiniz.  HİÇ’lik. HAKİKAT. Sıfır EGO. SEVGİ.  MANTIKSAK zekası yüksek olan kişinin vizyonu vardır, başarılıdır işinde. Ama asla MUTLU değildir. İç huzuru yoktur. Hırs var, yetenek var ama bilgelik yok ve vicdanı zeka sıfır.  İyi bir pazarlamacı ve halkla ilişkiler uzmanı veya iyi bir yönetiCi olabilirler fakat uzun  vadede yalnız kalırlar. Çünkü güvenirliği düşük olur. Kimse güvenmez, kendi EGOları, istekleri önemlidir. “VİTRİN DOLU AMA GÖNÜLLER BOŞ”  dedikleri gibi, bu kişilerin yakınlarıyla da ilişkileri kötüdür. Bu kişiler ile ilk karşılaştığınızda  kaliteli bir izlenim bırakırlar ama birinci dereceden yakınları ile bile kaliteli ilişki kuramazlar. Sevilen bir kişi olmak istiyorum diyorsan VİCDANI ZEKANI geliştirmelisin. Net! Hayatı ve varoluşu sorgulamayan sadece BEN merkezlı yaşayan insan iç huzuru bulabılır mı? INSAN sevebilir mi?  Çıktığın yol senı HAKIKATE’e götürmüyorsa, dur ve düşün. Varoluş amacını düşün. KİŞİLİĞİMİZİ İYİYE GÜZELE YÖNELTMEK İÇİN OKUDUĞUMUZ KİTAPLAR SADECE O HAZİNENIN ANAHTARLARINI VERİR. Ama hazıneyi arayıp bulmak bizim görevimiz. Çok TEORİ bilmene gerek yok yaşamak için.Zaten çok TEORİ bilenlerin hayatı yaşama konusun da çok acemi oldukları da bilinen bir gerçek. BAŞARI nedir? Herkesin başarı tanımının farklı olduğunu düşünüyorum.   Benim için çıkarlarını başkasının mutsuzluğundan sağlamayan her insan kıymetlidir. VİCDANI ZEKA sonradan kazanılabılır, denemelisin… Hepimiz birbirimizden öğreniyoruz, insanlığa SEVGİ öğret, sevgi de kalmayı öğret.. Not: kimsenin gitmeye cesaret edemedeği ülkelere gitmek, insan tanımak, sevmek, hakikati görmek, dünya da nasıl toz kadar minik olduğumu görmek, HİÇ olduğumu bilmek,,,şahane deneyim. Kamboçya -Vietnam seyahatım de böyle idi.  Ben bir HİÇİM!  Foto. Kamboçya /Tonle Sap Fatma ÖNDER

NİÇİN ANLAŞAMIYORUZ BİLİYOR MUSUN?
Benim için vicdani ZEKA önemli ve ben EMPATİ yapıyorum, SEVGİ diyorum..
VİCDANİ zekası yüksek olan kişiler kararlı direniş gösterirler.
VİCDANİ zeka sahıplerının hayatların da İYİMSERLİK esastır. Kurban ve kölelik hissine hiçbir zaman kapılmazlar.
Sahip oldukları şeylerin kıymetini bilirler, küçük şeylerden zevk alırlar, içtenlik ve samimiyet önemlidir.
Yardımseverlikten, iyilikten, cömertlikten zevk alırlar, ilkelerine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Yanlarında ki insanlara huzur verirler.
İkiyüzlülük, İNSAN kullanma, çıkarlarını başkalarının mutsuzluğundan sağlama en nefret ettikleri özelliklerin başın da gelir birde yalan..
Kısa vadede yanlış tanınırlar ama asla kimse vazgeçemez onlardan. Etrafları kalabalıktır ve sevılırler.
DÜRÜST olmak, İNSAN odaklı olmak, iletişime açık olmak, vizyon sahibi olmak, iç huzur, cesaretli olmak,motive edici olmak( kışkırtıcı olmamak)
Bu özelliklerin hepsinin vicdani zekanın bileşenleri olduğunu görebilirsiniz.
HİÇ’lik. HAKİKAT. Sıfır EGO. SEVGİ.
MANTIKSAK zekası yüksek olan kişinin vizyonu vardır, başarılıdır işinde. Ama asla MUTLU değildir.
İç huzuru yoktur. Hırs var, yetenek var ama bilgelik yok ve vicdanı zeka sıfır.
İyi bir pazarlamacı ve halkla ilişkiler uzmanı veya iyi bir yönetiCi olabilirler fakat uzun vadede yalnız kalırlar.
Çünkü güvenirliği düşük olur. Kimse güvenmez, kendi EGOları, istekleri önemlidir.
“VİTRİN DOLU AMA GÖNÜLLER BOŞ” dedikleri gibi, bu kişilerin yakınlarıyla da ilişkileri kötüdür.
Bu kişiler ile ilk karşılaştığınızda kaliteli bir izlenim bırakırlar ama birinci dereceden yakınları ile bile kaliteli ilişki kuramazlar.
Sevilen bir kişi olmak istiyorum diyorsan VİCDANI ZEKANI geliştirmelisin. Net!
Hayatı ve varoluşu sorgulamayan sadece BEN merkezlı yaşayan insan iç huzuru bulabılır mı? INSAN sevebilir mi?
Çıktığın yol senı HAKIKATE’e götürmüyorsa, dur ve düşün. Varoluş amacını düşün.
KİŞİLİĞİMİZİ İYİYE GÜZELE YÖNELTMEK İÇİN OKUDUĞUMUZ KİTAPLAR SADECE O HAZİNENIN ANAHTARLARINI VERİR. Ama hazıneyi arayıp bulmak bizim görevimiz.
Çok TEORİ bilmene gerek yok yaşamak için.Zaten çok TEORİ bilenlerin hayatı yaşama konusun da çok acemi oldukları da bilinen bir gerçek.
BAŞARI nedir? Herkesin başarı tanımının farklı olduğunu düşünüyorum.
Benim için çıkarlarını başkasının mutsuzluğundan sağlamayan her insan kıymetlidir.
VİCDANI ZEKA sonradan kazanılabılır, denemelisin…
Hepimiz birbirimizden öğreniyoruz, insanlığa SEVGİ öğret, sevgi de kalmayı öğret..
Not: kimsenin gitmeye cesaret edemedeği ülkelere gitmek, insan tanımak, sevmek, hakikati görmek, dünya da nasıl toz kadar minik olduğumu görmek, HİÇ olduğumu bilmek,,,şahane deneyim. Kamboçya -Vietnam seyahatım de böyle idi.
Ben bir HİÇİM!
Foto. Kamboçya /Tonle Sap
Fatma ÖNDER

İnsan TEKAMÜLÜNÜN üst noktası HİÇ’lik…

İnsan TEKAMÜLÜNÜN üst noktası HİÇ’lik… Mustafa Kemal ATATÜRK’ten sonra lider olarak gördüğüm tek insan. Filmden vurgulamak istediğim diyaloglar: ”Umudumu yitirdiğimde doğruluk ve sevgi yolunun tarih boyunca daima kazandığını hatırlarım. Zorbalar ve katiller hep vardır ve bir süre için yenilmez görünebilirler ama sonunda daima yenilirler. Bunu düşün. Daima.” “Bu davada, ben de ölmeye hazırım. Ama dostum öldürmeye hazır olduğum hiçbir dava yok. Bize ne yapsalar da kimseye saldırmayacak kımseyi öldürmeyeceğiz.” “Burada Hindulara ve oradaki Müslümanlara dünyadaki tek şeytanın kalbimizde dolaştığını kanıtlayacağım… Ve tüm savaşlarımızın orada yapılması gerektiğini.” “Ona en çok ihtiyaç duyduğumuzda, dünyayı çılgınlıktan kurtaracak yolu gösterdi. Ama o bunu anlamıyor. Dünya da anlamıyor. Gandhi. *** ***  ***  ** “insan soyu canavar olmuş da bizim haberimiz yok…” Yaşar Kemal ** “İbadet eden insan kendiyle ve dünyayla barış halındedir.” Metin HARA ***   ***   ***  ** SEVGİSİZLİK tüm bunların nedenı.. Ben zaten insan sevmezdim diye cümle kuranları gördükçe nefesim kesiliyor. Senin gibi,  benim gibi ve diğerleri gibi hep YÜCE ALLAH’ın suretleriyiz. Ben insan SEVMEM deme…   İnsanları anlamakta zorlanıyorum dersen anlarım.. Özellikle eğitimli insanların topluma örnek olması gerekmez mi?  Çünkü SEVGİ demek ALLAH demek bana göre. ALLAH sevgidir. “Yaratılanı sev yaradandan ötürü” artık cehaleti bırakmanın GÖNÜL YOLUNU izlemenin zamanı geldi. BİN OKUL OKU!! HATTA BINBİR OKUL. HAKİKAT VE HİÇ’LİK bilincin de olmadığın sürece SIFIR’sın. **Sahip olduğun değerlerin bilincin de ol. Öldürdüğün, canını yaktığın her can’ın YARADAN’ın sureti olduğunu unutma! Önce insanol… SORUMLULUKLARIMIZIN FARKINDA OLMALIYIZ..  İNANÇLI BİR İNSAN ASLA ŞİDDETE BAŞVURMAZ, ŞİDDETİ SAVUNMAZ!  NOT:haberler zerre dikkatimi çekmiyor, gazeteler de yazanlar umrum da değil.. Güzellikleri görmek istiyorum.. Gökyüzü,ağaç,deniz ve renk görmek istiyorum. Sevgi ile parlayan yüzler, kahkahaları ile günümü aydınlatan insanlar görmek ve bazen hüznü yaşamak, bazen de karanlığı ama sonun da IŞIK olduğunu hayal etmek tüm renkleri,düm duyguları deneyimlemek. ALLAH’a ulaşmak aldığım her nefeste YUCE RABBIM’ı hatırlamak. HIC’LIK. DUNYA DA YASAMIYORUZ BU DUNYADAN GECIYORUZ. YANI DUNYA DEDIGIN YER “RUYA” .  Fatma ÖNDER

İnsan TEKAMÜLÜNÜN üst noktası HİÇ’lik…
Mustafa Kemal ATATÜRK’ten sonra lider olarak gördüğüm tek insan.
Filmden vurgulamak istediğim diyaloglar:
”Umudumu yitirdiğimde doğruluk ve sevgi yolunun tarih boyunca daima kazandığını hatırlarım.
Zorbalar ve katiller hep vardır ve bir süre için yenilmez görünebilirler ama sonunda daima yenilirler.
Bunu düşün. Daima.”
“Bu davada, ben de ölmeye hazırım. Ama dostum öldürmeye hazır olduğum hiçbir dava yok.
Bize ne yapsalar da kimseye saldırmayacak kımseyi öldürmeyeceğiz.”
“Burada Hindulara ve oradaki Müslümanlara dünyadaki tek şeytanın kalbimizde dolaştığını kanıtlayacağım… Ve tüm savaşlarımızın orada yapılması gerektiğini.”
“Ona en çok ihtiyaç duyduğumuzda, dünyayı çılgınlıktan kurtaracak yolu gösterdi. Ama o bunu anlamıyor. Dünya da anlamıyor.
Gandhi.
*** *** ***
** “insan soyu canavar olmuş da bizim haberimiz yok…” Yaşar Kemal
** “İbadet eden insan kendiyle ve dünyayla barış halındedir.” Metin HARA
*** *** ***
** SEVGİSİZLİK tüm bunların nedenı.. Ben zaten insan sevmezdim diye cümle kuranları gördükçe nefesim kesiliyor. Senin gibi, benim gibi ve diğerleri gibi hep YÜCE ALLAH’ın suretleriyiz. Ben insan SEVMEM deme… İnsanları anlamakta zorlanıyorum dersen anlarım.. Özellikle eğitimli insanların topluma örnek olması gerekmez mi? Çünkü SEVGİ demek ALLAH demek bana göre. ALLAH sevgidir.
“Yaratılanı sev yaradandan ötürü” artık cehaleti bırakmanın GÖNÜL YOLUNU izlemenin zamanı geldi. BİN OKUL OKU!! HATTA BINBİR OKUL. HAKİKAT VE HİÇ’LİK bilincin de olmadığın sürece SIFIR’sın.
**Sahip olduğun değerlerin bilincin de ol. Öldürdüğün, canını yaktığın her can’ın YARADAN’ın sureti olduğunu unutma! Önce insanol…
SORUMLULUKLARIMIZIN FARKINDA OLMALIYIZ..
İNANÇLI BİR İNSAN ASLA ŞİDDETE BAŞVURMAZ, ŞİDDETİ SAVUNMAZ!
NOT:haberler zerre dikkatimi çekmiyor, gazeteler de yazanlar umrum da değil.. Güzellikleri görmek istiyorum.. Gökyüzü,ağaç,deniz ve renk görmek istiyorum. Sevgi ile parlayan yüzler, kahkahaları ile günümü aydınlatan insanlar görmek ve bazen hüznü yaşamak, bazen de karanlığı ama sonun da IŞIK olduğunu hayal etmek tüm renkleri,düm duyguları deneyimlemek. ALLAH’a ulaşmak aldığım her nefeste YUCE RABBIM’ı hatırlamak. HIC’LIK. DUNYA DA YASAMIYORUZ BU DUNYADAN GECIYORUZ. YANI DUNYA DEDIGIN YER “RUYA” .
Fatma ÖNDER

Güçlü Kadın (2) / Mirza Tazegül

 GÜÇLÜ KADIN (2)  Kim bilir kadının içinde kopan fırtınayı, keskin esen poyrazı, kasırgaya dönüşen rüzgarı. Kim bilir kadının içinde ki kıyıları yıkacak kadar yüksek dalgaları, susmuş, sessizce, üşürken ağlayan küçük kızı. Kim bilir içini susuz bırakıp kavuran dertleri. Güçlü gözükmek zorunda ya, güçlü olacak ya, bak dışarıdan, dim dik,yıkılmaz kale gibi,göğsü ileride başı dik güçlü kadın işte. Bak içine bakabilirsen,girebilirsen,gösterirse şayet, dön bak içine. O güçlü dim dik kaya gibi kadının içinde, yeni filizlenmiş, solar diye ellemeye bile korkacağın nazlı bir çiçek verdır. Bak içine bakabilirsen,girebilirsen,gösterirse şayet, dön bak içine. Başına yıkılmış, ya da yılacağını tahmin ettiği bed dünyanın altında ezilip yok olmamak içi, mutlu olacağının garantisini kimseden güvenerek alamadığı için, güçlü olmak zorunda hissettiği için, o güçlü kadının içine bak bakabilirsen izin verirse şayet ne göreceksin küçücük saf temiz kırılgan bir kızla karşılaşırsın muhtemelen.  Ya yaralanmamak için,ya aldığı yaraları iyileştirmek için, ya kesilen nefesini,sıkılan boğazını normale çevirmek zorunda olduğu için etrafını çelik duvarlarla örmeye çalışan kırılgan saf temiz bir kız var orada ,çok uzakta değil görebilen için,çok uzakta değil,tutabilen için,çok uzakta değil hisseden,hissettiren için bazen kendi bile bilmez o güçlü kadının ,zaman zaman sorar kendine’ Neden güçlü olmak zorundayım? Diye ve verir hemen cevabını  ‘’Aslında ben güçlü olmak istemedim, sadece mutlu olmak istedim, bu kahrolası dünyada, bu benim için yaşanması zor dünyada, tehlike yaratanlara karşı bir güç icadıdır benimkisi yalancı ama bir o kadarda gerçek. Güçlü olmak istemedim aslında ben, tek dileğim mutlu olmaktı. ’’ Diye  Mirza TAZEGÜL  Pisikonet


GÜÇLÜ KADIN (2)
Kim bilir kadının içinde kopan fırtınayı, keskin esen poyrazı, kasırgaya dönüşen rüzgarı. Kim bilir kadının içinde ki kıyıları yıkacak kadar yüksek dalgaları, susmuş, sessizce, üşürken ağlayan küçük kızı.
Kim bilir içini susuz bırakıp kavuran dertleri. Güçlü gözükmek zorunda ya, güçlü olacak ya, bak dışarıdan, dim dik,yıkılmaz kale gibi,göğsü ileride başı dik güçlü kadın işte.
Bak içine bakabilirsen,girebilirsen,gösterirse şayet, dön bak içine. O güçlü dim dik kaya gibi kadının içinde, yeni filizlenmiş, solar diye ellemeye bile korkacağın nazlı bir çiçek verdır.
Bak içine bakabilirsen,girebilirsen,gösterirse şayet, dön bak içine. Başına yıkılmış, ya da yılacağını tahmin ettiği bed dünyanın altında ezilip yok olmamak içi, mutlu olacağının garantisini kimseden güvenerek alamadığı için, güçlü olmak zorunda hissettiği için, o güçlü kadının içine bak bakabilirsen izin verirse şayet ne göreceksin küçücük saf temiz kırılgan bir kızla karşılaşırsın muhtemelen.
Ya yaralanmamak için,ya aldığı yaraları iyileştirmek için, ya kesilen nefesini,sıkılan boğazını normale çevirmek zorunda olduğu için etrafını çelik duvarlarla örmeye çalışan kırılgan saf temiz bir kız var orada ,çok uzakta değil görebilen için,çok uzakta değil,tutabilen için,çok uzakta değil hisseden,hissettiren için bazen kendi bile bilmez o güçlü kadının ,zaman zaman sorar kendine’ Neden güçlü olmak zorundayım? Diye ve verir hemen cevabını
‘’Aslında ben güçlü olmak istemedim, sadece mutlu olmak istedim, bu kahrolası dünyada, bu benim için yaşanması zor dünyada, tehlike yaratanlara karşı bir güç icadıdır benimkisi yalancı ama bir o kadarda gerçek. Güçlü olmak istemedim aslında ben, tek dileğim mutlu olmaktı. ’’ Diye
Mirza TAZEGÜL
Pisikonet Kadın

BİRİ ÇIKIP GELSE

BİRİ ÇIKIP GELSE  Biri çıkıp gelse diyorum, biri çıkıp gelse. Beni anlayan, dinleyen öyle konuşurken de değil susuşlarımı anlayan, bakışlarımı okuyan biri. Biliyorum zor gelir ama yürekten çağırınca gelir ya, tüketmedim henüz umutlarımı. Avuçlarımda yüzüme çırpacak kadar umut var daha  Susuşlarım var benim, sustuğum şeyler var. Derinliklerimde sakladıklarım var. İçinde kaybolduğum şehirler var ve içimde çığlık çığlığa kaybolup giden insanlar var.  Mirza TAZEGÜL

BİRİ ÇIKIP GELSE
Biri çıkıp gelse diyorum, biri çıkıp gelse. Beni anlayan, dinleyen öyle konuşurken de değil susuşlarımı anlayan, bakışlarımı okuyan biri. Biliyorum zor gelir ama yürekten çağırınca gelir ya, tüketmedim henüz umutlarımı. Avuçlarımda yüzüme çırpacak kadar umut var daha
Susuşlarım var benim, sustuğum şeyler var. Derinliklerimde sakladıklarım var. İçinde kaybolduğum şehirler var ve içimde çığlık çığlığa kaybolup giden insanlar var. Mirza TAZEGÜL