Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

Gidebildiğin kadar uzağa git

  • Herkesin hayatla başa çıkma yöntemi kendine hastır.
    Kimi kırar, döker, yaralar, çirkinleşir, kendi çıkarları ve mutluluğu için ezer geçer.
    Kimi sessizce gider, kimi konuşur, kimi ağlar, kimi uyur, kimi gezer, kimi yazar.
    Kimi kendini yaralar, kimi karşı tarafı yaralamak için her yolu dener; “ öldür onu, yol onu, gebert onu” içi böyle ferahlar.
    Ben yazarım, yazdıkça iyileşirim.
    İnsan başkasına tahammül edemeyince defol git diyebiliyor.
    Ama kendine tahammül edemeyince?
    Bana uzak iyi geliyor.
    Gittim, çok gittim. Gittikçe yazdım.
    Saymadım ama onlarca ülke gezdim. İnsanlar beni zehirlediğin de , hırpaladığın da en uzağa, kimsenin cesaret edemediği ülkelere gittim.
    Yolculuğa çıktığımda zihnim susar, yüreğim konuşmaya başlar.
    Sen benim kelimelerime değebilir misin?
    Bir tarafım gündüz, bir tarafım gecedir benim.. Bir tarafım ayaz, bir tarafım sıcak.
    Bilmediğim bir ülkede bilmediğim sokaklarda yürümek…
    Kendimi bulmaya giderken bilinmeze doğru.
    Ne demişler?
    “Aşk korktuğun yerlere gitmektir, korktuğun yerlerden gitmek değil.”
    En yoğun duygularını yaşadı gönlüm, yıprandı sebepsiz. Adını koyamadığım bir his. Kurbanlık koyun gibi. Ben yaralıyken kimseyi görmek istemem. Susar ve sessiz kalırım. İçimde yaşarım. Gözyaşlarımı göstermek istemem.Zayıf yönlerimi bilmezler. Yardım istemeyi, ihtiyaç duyduğumu ifade etmeyi beceremem. Gururumu rencide etmem. Kalbim acıyordu.Midem berbat durumdaydı.Keşke kalp yaralanmaları için “batticon” gibi bir şey olsaydı. Kalbimiz yaralanıyor madem, hiç olmazsa mikrop kapmasasaydı. Monaco’nun muhteşem güzelliği, lüksün en son noktası, sokaklar aydınlık, insanlar, insanlar … Etrafım çok kalabalık olmasına rağmen müthiş bir yalnızlık hissettim. Herkes odasına çekildi, yalnızdım artık. Balkonda çöküşümün zirvesine çıktım. Daha hayatımdan gitmesi gereken ne vardı? Kararlıydım, gönderecektim. Bir sigara yaktım. O ana kadar tuttuğum bütün keder, acı ve yenilmişlik duygusu beni esir aldı. Hıçkırıklarla ağladım. Çok ağladım. Hayat galiba, sen güçlü oldukça, beni yenemezsin dedikçe, acımadı ki dedikçe çok daha sert tokatlıyor insanı. Çok acıdı canım, çok acıdı, tamam mı? Ben aldatılmadım ama o aldattı! Neden bana gerçek olmayan şeyler söylüyordu ki? Kapı, bir ihtimal açık kalsın diye mi? Beni ayrılıklar yormaz.Yaşandı, bitti, öğretti gitti derim. HAKSIZLIK duygusu ile baş edemiyorum. Haksızlığa uğramak canımı çok acıtıyor, yıllardır bu lanet duygu ile başım belada. Ben ne kadar görmezden gelsem de peşimi bırakmıyor HAKSIZLIK .. İnsan İHANETE uğradığı için yorulmaz, haksızlığa uğradığı için yorulur ve kırılır. Etrafımda ki insanlara göre çok şanslıyım, herşeye sahıbım. Neden bu keder? Anlatamadım… Ne demişler? Her şeyini öldür VİCDAN’ın kalsın. Çünkü onunla İNSAN’sın. Kayıtsız şartsız kalmak istediğim konular var.
    Monaco / 2017

Post a comment