Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

“Biz kırıldık, daha da kırılırız ama katil de bilmiyor öldürdüğünü” Cemal Süreya

Aklıma Cemal Süreya’nın;
“Biz kırıldık, daha da kırılırız ama katil de bilmiyor öldürdüğünü” dizeleri geldi.
Esasında hafızam güçlü değildir.
Daha fazla kırılmak istemiyordum. Çok kıydım, çok hırpaladım kendimi. Sadece pislik katil öldürdüğünü bilsin istiyordum.
Aman ne gerek vardı.
Bilmesindi…
Ben zaten günlerdir Tanrıya yalvarıyordum. “öfkemi azad et Rabbim. Ben affetmeyi beceremiyorum, desteğine ihtiyacım var”
Arkadaşım affetmek ile ilgili bir SUFİ hikayesi anlattı.
Dedim ya, arkadaş önemli 
Affetmek nedir?” sorusuna sufi’nin yanıtı; ezildiklerinde çiçeklerin yaydığı kokudur”
Olur efendim…
Ben sufi olmadığım için ezilirken koku veremiyeceğim, üzgünüm. Affetmek özgürlüktür, biliyorum.
Sorun da bu zaten.. Herkes özgür olmak ister ama olamaz… Yine de umutluydum, affedecektim. Kendime bu iyiliği yapacaktım.
UMUT?
Insan mutsuzken yaşayabiliyormuş, biliyor musun? Ama umutsuzken hayatta kalamıyormuş. Neşen ölürse, ölüyormuşsun.
İnsan çoğu zaman amacından sapıyor. Hep SAĞLIK ve MUTLULUK dileriz ya;sevdiklerimize, kendimize..
Para pul, statü, evlilik, aşk,şan şöhret..Ya mutluluğun bunlarla ilgisi yoksa. Ya istediklerimiz bize mutluluk getirmiyecekse?
“yalnız olmaya” mutsuzluk gibi bakmaktan vazgeçsek
“hayatımda illa biri olsun” diye ısrar ettiğimiz de ya o kişi saçma sapan bir beraberliğe çekiyorsa bizi, mutsuz oluyorsak hatta umudumuzu ve yaşama sevincimizi elimizden alıyorsa.
Ayrıca yalnız olmanın pek çok iyi yanı var.
Canınızın istediğini yaparsınız, Kimse size karışamaz.. Gerçekleştirmek istediğiniz tüm hayallerinizi gerçekleştirişiniz.
Keyfinizin d ekahyası olursunuz. Çok da şaapmamak lazım. Olmayanı çok zorlamamalı.
Bazen yanlış dualar ediyoruz. Acele etmeyin. Sizin için doğru olan sizi bekler.Size zarifçe eşlik edebilcek biri olursa, olsun..
Mutlu olmak için yaşamınıza birini almanıza gerek yok! İnanın yalnız başınıza da mutlu olabilirsiniz. Denedim, demedi demeyin.
Hayatınıza mutlu olmak için birini alıp , mutlu olmanın bedelini sonradan hıçkırıklar savurarak ödeyebilirsiniz.
MUTLU OLMAK, İYİLEŞMEK İÇİN KENDİMİ TERAPİNİN SPRİTÜEL DENEYİMİN İÇİNE ATTIM.
Bir sonra ki yazım…
2017/ NİCE

ortaya karışık

Zamana bırakmak mı? Ya zaman bana bırakıyorsa? Zaman kimseyi sağ bırakmadı ki…
……………….
“45’ten sonra yanmaya hevesli olmuyorsun.Alevlerden kaçıyorsun” dedi kadın
“Anlamıyorsun, anlamak istemiyorsun” dedi adam
“Artık hiç birşeye veya kimseye verecek zamanım kalmadı” dedi kadın
Aradığım statü, para, pul, ün şan değil. Biraz şefkat, biraz ilgi, biraz vicdan…Arsız değilim. İsterken utanırım ben.
Gözleri doldu adamın.
Kdın izin istedi, lavaboya koştu.. Hazmedemediklerini kusacaktı.
“Git, kus… Gerizekalısın” dedi adam.
Farkettim de; hayatıma girenler beni enkazın altına alıp o yıkıntılar ile yaşamamı istedi.Söyle bakalım sen mi büyüksün ben mi?
Ben yaralarımı gösterme konusunda pek iyi değilimdir. Teselli edilmeyide pek sevmem” dedi kadın.
Adam da en az kadın kadar yaralı ve haksızlığa uğramıştı.
İyi geldiler birbirlerine, Her hafta Pazar günü görüşme kararı aldılar. Ne çok anlatacakları vardı.
Eğitimini İngiltere de tamamlamış, yaşamını uzun yıllar Amerika da sürdürmüş Bay V.
Bay V “bir kitap olsa yol gösteren, şahane olurdu” dedim.
İngiltereden ziyaretine gelen Astrolojıye meraklı, araştırmacı bir arkadaşı ile tanıştırdı beni.
Astrolog” buna göre yapacaksın seçimlerini” dedi. Ohh ne güzel hiç zahmete girmeyecektim. İçimi bir mutluluk kapladı. İyi ki varsın, ilaç gibi geldin Bay V.
Burçlara göre eş, arkadaş seçme rehberi Balık ile iyi anlaşabileceğimi söyledi. E ilk aşkım balık burcu idi, her görüştüğümüz de kavga ederdik. Biz kavga ederek severdik birbirimizi 
Bir dolu bir şeyler sıraladı. Sonra bana tek tek 12 burcun özelliklerini sıraladı. Ayy hiç birini beğenmedim. Bu adamların hiç biri bana uymuyordu.
Keşke hepsi ölseydi. ) Başlamadan gömdük adamları.. Hakikaten bazen size ilaç gibi gelen insanlar ile tanışıyorsunuz yaşadığınız olumsuzluklar için de. Bay V’de benim için öyle oldu.
Kafanın dikine dikine git, orası çok güzel di mi?” dedi Bay V.
En iyi çorbayı hangi restoranda içebiliriz. O kadar çok çorba içtik ki, halimize güldük.. Eevet evet en yi çorbayı yapan restoranların listesini verebiliriz. Çok ağladık, çok eğlendik.
Doğru seçimler yapabilmek adına “ uygun kriterler “listesi çıkardık. Çöpçatanların işlerini kolaylaştırmak görevimiz oldu.
Çok kuralcı ve yaklaşılması zor bir kadın olduğum sonucuna vardı.
Facebooktan mesaj gönderenlere sinir oluyorsun, okumuyorsun bile.Restoranda ilgi göstereni namus meselesine çeviriyorsun. İnsanların yüzüne bakmıyorsun. Çöpçatanları azarlıyorsun.
Anladık, sen hazır değilsin..
Diyorum ki; size iyi gelen insanlara şans verin.. Kimin iyi geleceğini bilemezsiniz. Eskiden mesafe koyardım, görüşmezdim. İiyi arkadaş olduk, iyi geldin..
Hadi bir an önce ülkene dön. Anlatacaklarım birikti…
Fatma /

Gidebildiğin kadar uzağa git

  • Herkesin hayatla başa çıkma yöntemi kendine hastır.
    Kimi kırar, döker, yaralar, çirkinleşir, kendi çıkarları ve mutluluğu için ezer geçer.
    Kimi sessizce gider, kimi konuşur, kimi ağlar, kimi uyur, kimi gezer, kimi yazar.
    Kimi kendini yaralar, kimi karşı tarafı yaralamak için her yolu dener; “ öldür onu, yol onu, gebert onu” içi böyle ferahlar.
    Ben yazarım, yazdıkça iyileşirim.
    İnsan başkasına tahammül edemeyince defol git diyebiliyor.
    Ama kendine tahammül edemeyince?
    Bana uzak iyi geliyor.
    Gittim, çok gittim. Gittikçe yazdım.
    Saymadım ama onlarca ülke gezdim. İnsanlar beni zehirlediğin de , hırpaladığın da en uzağa, kimsenin cesaret edemediği ülkelere gittim.
    Yolculuğa çıktığımda zihnim susar, yüreğim konuşmaya başlar.
    Sen benim kelimelerime değebilir misin?
    Bir tarafım gündüz, bir tarafım gecedir benim.. Bir tarafım ayaz, bir tarafım sıcak.
    Bilmediğim bir ülkede bilmediğim sokaklarda yürümek…
    Kendimi bulmaya giderken bilinmeze doğru.
    Ne demişler?
    “Aşk korktuğun yerlere gitmektir, korktuğun yerlerden gitmek değil.”
    En yoğun duygularını yaşadı gönlüm, yıprandı sebepsiz. Adını koyamadığım bir his. Kurbanlık koyun gibi. Ben yaralıyken kimseyi görmek istemem. Susar ve sessiz kalırım. İçimde yaşarım. Gözyaşlarımı göstermek istemem.Zayıf yönlerimi bilmezler. Yardım istemeyi, ihtiyaç duyduğumu ifade etmeyi beceremem. Gururumu rencide etmem. Kalbim acıyordu.Midem berbat durumdaydı.Keşke kalp yaralanmaları için “batticon” gibi bir şey olsaydı. Kalbimiz yaralanıyor madem, hiç olmazsa mikrop kapmasasaydı. Monaco’nun muhteşem güzelliği, lüksün en son noktası, sokaklar aydınlık, insanlar, insanlar … Etrafım çok kalabalık olmasına rağmen müthiş bir yalnızlık hissettim. Herkes odasına çekildi, yalnızdım artık. Balkonda çöküşümün zirvesine çıktım. Daha hayatımdan gitmesi gereken ne vardı? Kararlıydım, gönderecektim. Bir sigara yaktım. O ana kadar tuttuğum bütün keder, acı ve yenilmişlik duygusu beni esir aldı. Hıçkırıklarla ağladım. Çok ağladım. Hayat galiba, sen güçlü oldukça, beni yenemezsin dedikçe, acımadı ki dedikçe çok daha sert tokatlıyor insanı. Çok acıdı canım, çok acıdı, tamam mı? Ben aldatılmadım ama o aldattı! Neden bana gerçek olmayan şeyler söylüyordu ki? Kapı, bir ihtimal açık kalsın diye mi? Beni ayrılıklar yormaz.Yaşandı, bitti, öğretti gitti derim. HAKSIZLIK duygusu ile baş edemiyorum. Haksızlığa uğramak canımı çok acıtıyor, yıllardır bu lanet duygu ile başım belada. Ben ne kadar görmezden gelsem de peşimi bırakmıyor HAKSIZLIK .. İnsan İHANETE uğradığı için yorulmaz, haksızlığa uğradığı için yorulur ve kırılır. Etrafımda ki insanlara göre çok şanslıyım, herşeye sahıbım. Neden bu keder? Anlatamadım… Ne demişler? Her şeyini öldür VİCDAN’ın kalsın. Çünkü onunla İNSAN’sın. Kayıtsız şartsız kalmak istediğim konular var.
    Monaco / 2017

N’ptın minnoş kalbine?

  • İnsan hep iyi niyetinden vurulur, insan hep iyiliğinden yorulur.
    İyi niyetin bunca hırpalandığı, fırıldağın döndüğü,yalan dolan, oyun düzen, iyilerin aptal yerine koyulduğu bu zaman da bildiğim tek gerçek olup biteni “SEYRETMEK”.
    Yaz dedi içimde ki ses, yazmazsan ağlayacaksın.
    İYİ NİYET hatasını yüzlerce kez yapıp, sonrasın da yine mi aptal yerine koydular seni diye diye minnoş kalbini hırpalayan BEN; çok kızdım yine alık hallerime 
    Sana bir adım gelene beş adım gitme “bi dur yahu!” Ettiğin tövbeleri, minnoş kalbinle yaptığın sözleşmeyi hatırla.
    Sen nasıl olur da sana yüzlerce yalan söyleyen, her defasın da söz verip verdiği sözde durmayan, seni sevdiğine inandırmak için her yolu deneyen ama icraata gelince ilk kavşaktan dönen adama güvenirsin. Alık mısın, salak mısın?
    Sevecen, fedakar, hoşgörülü, duygusal insanları aptal sanıyorsunuz ya. Unutmayın; kaybettiğiniz de en çok eksikliğini hissedeceğiniz insan olur o aptal. Yalan, dolan, entrıka, oyun, düzen, çıkar yanınza kar kalır sanıyorsunuz ya.. Allah’ı kandıranı ben görmedim. Evet, ALLAHIN sopası yok ama İLAHİ ADALAT’i var.. Önce huzurunuzu kaçırır, sonra bereketinizi, sonra saygınlığınızı, sonra neşenizi ve yaşama sevincinizi alıverir elinizden. … Sizi çok fena zorlar yani. Kul hakkı yiyene bir gün sıkıntıdan, darlıktan, yokluktan, mutsuzluktan tırnağını yedirtir. Aldatan gün gelir boynuzlarını bileyletir. Hani havalarda uçuyorsunuz ya, o kadına havalardan bakıyorsunuz ya.. Kendi mutluluğunuz ve çıkarlarınız için acımadan kırdığınız incittiğiniz o kadının gözünde küçülüverirseiniz. Gider, gözden kaybolur. Arasanızda, pişmalığınızı haykırsanız da kaybetmişsinizdir artık. Sonra belki bir karga gagalar sizi sönüverirsiniz. Sizi seven, değer vere elinizi tutan o eli özlersiniz.. Minnoş kalbimle dertleştik yine. Yaz dedi içimde ki ses, yazmazsan kırıp dökeceksin…
    N’ptın minnoş kalbine? Hani senin kalbinle yaptğın sözleşme? Sen kalbine verdiğin sözde duruyor musun?
    Ben severek kızarken minnoş kalbim cevap verdi.
    Dedi ki; Sen SEV… Sen güven. Almadan ver.
    Seni sevmeyeni de sev. Herkes kendisine yapılan her hatada senin gibi yeminler etse, çiçeği, böceği, ağacı, kuşları, köpekleri, çocukları sevmeye devam etmese, herkes hata yapsa, birbirinden uzaklaşsa, korkudan birbirine sarılmaktan korksa, çok korksa, zarar görecek diye kimseye güven duymasa, kimsenin başını okşamasa, kimseye yaslanmasa NASIL BİR DÜNYA OLUR?
    Ben yaptığım hataları ve bana yapılan yanlışları sevmeye devam edeceğim. Kuralı mı var hayatın? Boşver bir adım gelene koşarak git. Yanından gelip geçene üzülme.. Katetiğin yol sevgiden geçsin. O yolda eminim senin gibilerle karşılaşıp birlikte yürüyeceksin.
    Sana söz minnoş kalbim  Sevmekten, inanmaktan, güvenmekten vazgeçmeyeceğim.
    NOT: yazdıklarımı sizinle paylaşmadan önce arkadaşlarımla paylaşıyorum
    Arkadaşım dedi ki; Herkes bir adım gelene on adım giderken, bizim buralarda on adım gelmeyene bir adım bile gidilmez artık 
    “Whatsapp ta çevrimiçi olduğu halde, mesajınıza yarım saatten önce mavi tık yapmıyorsa, mavi tık olduktan 1 saat sonta cevap verıyorsa, ya da hiç vermiyorsa, verdiği cevap bir B*oka yaramıyorsa, sizde bir daha yazmayın, ilgilenmeyin” dedi )
    Dedim ki; “güzel günler göreceğiz “ diyen şairin peşinden gidelim mi? Yok yok gitmeyelim.. ya da gidelim.. Geri dönelim bayım; hani o “ALLAH’ım bilir” dediğimiz yere.. güldük…
    Ve bir diğer arkadaşım “ Yaşarken kıymet bilinmezse ölürken bilinen veya gittiğin de bilinen kıymet İHANET gibi geliyor bana” dedi
    Dedim ki , “karşılık beklemek değil, anlaşılmaktı istediğim”
    Monte Carlo / 2017

GÖZCE DEĞİL, DİLCE DEĞİL, YÜREKÇE KONUŞTU BENİMLE

    • Gözce değil, dilce değil, YÜREKÇE konuştu benimle…
    • Yaz dedi içimdeki ses, yazmasan ağlayacaksın.
    • Konuşsam, döküp kıracaktım. Gördüğüm, duyduğum her şeyi anlatmak istiyorum.
    • Anlatmasam öleceğim.
    • Sahi VİCDAN neydi?
    • İnce düşünen insanları incitmeyin, onlar zaten ince düşündüklerinden kırılıyorlar.
    • Yetmiyor bildiklerim bu dünyayı anlamaya.
    • Şişli’de bir eczaneye girdik. Eczacı reçeye bakarken içeriye engelli, üstü başı temiz kalem ve çakmak satan sanırım 35 yaşlarında bi satıcı girdi.
    • Kalem almak istedim, parayı çıkarırken azarlar ses tonu ile eczacı engelli satıcıya;
    • – “hemen terket burayı”dedi ve devam etti “bıktım sizden, sahtekarsınız” gibi bir cümle kurdu sanırım. Sanırım diyorum çünkü kulaklarım tıkandı eczacının tavrınA. Sinirlendiğim de kulaklarım tıkanır benim.
    • – Satıcı, ağlamaklı ses tonu ile “ sen nasıl ekmek parası kazanmak için çalışıyorsan ben de çocuğuma, evime para götürmek istiyorum” dedi.
    • – Eczacı, konuşma, çık diyorum falan filan dedi sanırım. Yine sanırım diyorum çünkü ne yapmam gerektiğini bilemedim. Susmak bana göre değil, kavga etsem arkadaşımın yıllarca alışveriş yaptığı yer. Arkadaşım sürekli kolumu çekiştiriyor “sakın Fatma, SUS”
    • – Satıcı, “Ölmek istiyorum, her kapının yüzüme kapanmasından, engelli olduğum için yaşadığım çaresizlikten, dilenci muamelesi yapılmasından,,,,, “ o kadar acı şeyler söyledi ki. Utandım kendimden. İnsanların yaptıklarından kusuyordum..
    • – Dedim ki; sen olmamışsın abi, olmamışsın. Hangi okulu bitirirsen bitir, şişlide ki tüm eczanelerin sahibi sen ol, VİCDANın yoksa eğer sen HİÇ’sin” dedim. Reçeteyi kaptım.. Sanırım arkamdan “S*iktirin gidin” dedi. Herşeyi göze alıp yüzüne tüküremesem de eczaneye tükürmek istedim ki daha önce böyle bir eylem de bulundum. Arkadaşım, tekrar içeri girmemi engelledi..
    • Elektrik direğine yaslanarak oturmuş ağlıyordu satıcı.. Yanına oturdum, bir elimi omzuna attım diğer elim ile elini tuttum. Gözgöze geldik, konuşmadı.. Biliyordum ki YÜREKÇE konuşuyordu benimle. Ağladı, ağladım…
    • ** Dedim ki; “sadece sen mi karşılaşıyorsun ACIMASIZ ve VİCDANSIZ insanlarla. Senin yaşadıklarını inan ki ben de yaşıyorum, hepimiz yaşıyoruz. Belli ki çok gururlusun, incindin. Bana hiç yabancı değil ONUR ve GURUR ? Seni çok iyi anlıyorum. Ama ölmek istemeni anlayamam. Çocuğun varsa ölemezsin, BABALAR ölmek istemez dedim. Çok yorgun olduğunu, hayata küstüğünü, yaşama sevincinin elinden alındığını ve bir dolu şey anlattı..
    • ** BABALAR ölmez, ölmemeli dedin ya abla, ya ANNELER? Gözlerime nemli gözleri ile bakarak.. sustu.. sustuk.. Haydaa olmadı şimdi.
    • DİYORUM Kİ!!
    • Dünya’nın en iyi okullarından almış olun diplolamalarınızı, en iyi statüye sahıp olun, Dünyanın en zengini siz olun, bir milyon kitap okuyun, o kadar çok bilin ki “herşeyi “ sular seller gibi bilmiş olun.. İNSAN OLABİLMENİN ERDEMİNİ BİLMİYOSANIZ “ÇÖPLÜKSÜNÜZ” AĞIR OLDU BİLİYORUM AMA İSTİSNALAR KAİDEYİ BOZMAZ..
    • GÖZCE DEĞİL, DİLCE DEĞİL, YÜREKÇE KONUŞALIM MAĞDURUN yanın da.. YÜREKÇE UZATALIM ELİMİZİ… Hadi elini ver bana demeden, hissettirelim. Çok mu zor?
    • Bir insanı değersizleştirmek, ötekileştirmek çok AŞŞAĞILIK bir davranış değil mi? Peki biliyor musun böyle davranarak esasın da aşağılık SEN oluyorsun.. bilin artık…
    • VE LÜTFEN SESSİZ, DUYARSIZ kalmayalım… ENGELLİ diye tanımladıklarımızın çok ÖZEL RUH olduklarına inanırım. Benim için çok kıymetliler, önlerin de hep saygı ile eğilmek isterim…Tabii ki ahlaklı, edepli, durumunu kullanmayanlara saygım sonsuz..
    • Not: Fotoğrafı Hindistan’da çektim ve beni çok etkileyen bir kare idi.
    Fatma ÖNDER / 25 Kasım

Kalbimi biliyoru musun?

“Kalbimi biliyor musun” belki de birine onu sevdiğinizi söylemenin en naif yoludur.
Duygusallığı bırakıp hadi kafalarımızı karıştıralım mı? 
Ne ekersen onu biçersin derler hep..
Doğru mu peki?
Külliyen yalan!
Kimseyi tüketmeyen insanların tüketildiğini gördük.
Karnını dizlerine çeke çeke ağlatanlardan olmayan ama ağlayanlardan olan ve susan insanlar gördük mesela.
Değer verdiği hiç kimseyi değersiz yapmadılar, onurunu, gururunu incitmediler.
En önemlisi kimsenin gecesine göz dikmediler.
Peki sabrın sonunda ki selametin, incinen onurun gururun, dökülen gözyaşının hesabı nerede kaldı ?
Hani ne ekerse onu biçerdi insan?
Biliyor musun?
Hayat kimseye durduk yere çelme takmaz. Sen izin vermişsindir, tepetakla düşürmüşlerdir seni!
Kendimden biliyorum, benim öyle oldu.
Size yapılanda edepsizlikti. Küfür edin şimdi! Kalbinizi kıranlara, sizi hayal kırıklığına uğratanlara.. Ya da boşverin ALLAH’a havale edin..
En güzel intikam ALLAH’A havale etmektir. İzle sadece izle sıra sana da gelecektir. Bekle ve gör…
Siz ağlarken yastıklara akıtırken gözyaşınızı, sesiniz çıkmasın duymasın diye kimse, sizi duyupta duymamazlıktan gelirken keyiften dört köşe olanları…
Yalanları, dolanları, ahlaksızlıkları, edepsizlikleri, vicdansılıkları ile neşenizi elinizden alan herkesi ALLAH’a havale edin şimdi!
Sonra kalkın düştüğüniz yerden
Bu bana ders oldu dercesine size ders olsun bu yaşadıklarınız.
İnsanları yoran, küstüren, bıktıran, avuçlarından duasına kadar, kalbinden sevgisine kadar, hatta şefkatini çalan, hunharca harcayıp hiç acımadan, insana bunu yapanlarıda ALLAH’a havale edin
Gözyaşlarınızla beslenen, neşenizi çalan hırsızlara, bu benim dersim olsun, gülüşlerim senin ızdırabın..
Hadi gülümseyin işte.. Ben gülümsemekten daha büyük küfür görmedim.Tescillendi onaylandı. Denedim, demedi demeyin..
Fatma ÖNDER / 2017

Bir kadın, bir adam

Bir kadın, bir adam
Bazı insanlar, bazı insanlara sınavdır.
Sorun şu ki yanlış insanlardan güzel şeyler bekliyoruz.
Geç de olsa bazı kayıpların mükafak olduğunu insan bir gün alıyor.
“Neden hep aynı karakterde ki insanlar ile sınanıyorum” dedi kadın
Sadece sen değil “aaa yine mi aynı insan” dediğimiz oldu
Allahım neden karşıma hep bu karakterde ki insanları çıkarıyorsun? zorlanıyorum, isyan etmek istemiyorum diye ağlaya ağlaya, halıyı tırmalaya tırmalaya
yaşadıklarından tiksinip için dışına çıkana kadar kustun mu sen?
Kustun mu diyorum? Çünkü yaşadıklarını hazmedemediğin de kusarsın..
Adam sustu..
Hafif nemli gözleri, ikna edemeyecekti kadını.
Tekrar aynı şeyleri yaşamamak için kendini korumaya aldı kadın.Çünkü O’nu sadece kendi koruyabilcekti bu yaşam da.
“Neden ama neden benim günahım ne “ dedi adam
“peki benim suçum ne” diye sessizce fısıldadı kadın
Adam’ın pes etmeye niyeti yoktu, ikna edecekti..
Kadının da ikna olmaya niyeti yoktu.
Buğulu gözlerle sessizce çaylarını yudumladılar.. Kadın ağlamamak için kendini zor tutuyordu. İlk kez birine inanmak, elini uzatmak istedi ama yapamadı.
Adam “ beni ikna etmelisin” dedi
Bak şimdi bir dakika beni müdahale etmeden dinle. Sadece dinle… Ve anlamaya çalış lütfen. Anlaman lazım. Anlaman önemli…
Yoruldum ben, çok yoruldum… Bu gelgitler, bu kararsızlıklar yordu, yıprattı beni…
Ben sadece huzurlu bir hayatım olsun istemiştim… Ama benden huzur talep edenler bana o huzuru hiç sunamadı.. dedi kadın
Devamı kitapta )) Merak edin lütfen…
Fatma ÖNDER

Bir kadın, bir adam

      • Bir kadın, bir adam
      • Bazı insanlar, bazı insanlara sınavdır.
      • Sorun şu ki yanlış insanlardan güzel şeyler bekliyoruz.
      • Geç de olsa bazı kayıpların mükafak olduğunu insan bir gün alıyor.
      • “Neden hep aynı karakterde ki insanlar ile sınanıyorum” dedi kadın
      • Sadece sen değil “aaa yine mi aynı insan” dediğimiz oldu
      • Allahım neden karşıma hep bu karakterde ki insanları çıkarıyorsun? zorlanıyorum, isyan etmek istemiyorum diye ağlaya ağlaya, halıyı tırmalaya tırmalaya
      • yaşadıklarından tiksinip için dışına çıkana kadar kustun mu sen?
      • Kustun mu diyorum? Çünkü yaşadıklarını hazmedemediğin de kusarsın..
      • Adam sustu..
      • Hafif nemli gözleri, ikna edemeyecekti kadını.
      • Tekrar aynı şeyleri yaşamamak için kendini korumaya aldı kadın.Çünkü O’nu sadece kendi koruyabilcekti bu yaşam da.
      • “Neden ama neden benim günahım ne “ dedi adam
      • “peki benim suçum ne” diye sessizce fısıldadı kadın
      • Adam’ın pes etmeye niyeti yoktu, ikna edecekti..
      • Kadının da ikna olmaya niyeti yoktu.
      • Buğulu gözlerle sessizce çaylarını yudumladılar.. Kadın ağlamamak için kendini zor tutuyordu. İlk kez birine inanmak, elini uzatmak istedi ama yapamadı.
      • Adam “ beni ikna etmelisin” dedi
      • Bak şimdi bir dakika beni müdahale etmeden dinle. Sadece dinle… Ve anlamaya çalış lütfen. Anlaman lazım. Anlaman önemli…
      • Yoruldum ben, çok yoruldum… Bu gelgitler, bu kararsızlıklar yordu, yıprattı beni…
      • Ben sadece huzurlu bir hayatım olsun istemiştim… Ama benden huzur talep edenler bana o huzuru hiç sunamadı.. dedi kadın
      • Devamı kitapta )) Merak edin lütfen…
      Fatma ÖNDER

Ha gayret bi cesaret edip içeri adım atmalısın

    • Çocukluğumda, gençliğimde hiç sefa alanlarım olmadı.
    • Acılarımla yüzleştim, kolaya kaçmadım, inkara sığınmadım.
    • Kendime acımak yerine, savaştım. Hep şükürle yaşadım.
    • Herkesin er ya da geç ağır sınavları vardır.
    • Kimse hayatın başrol oyuncusu değildir.
    • Sevdiklerinin yokluğu ile sınanırsın, maddiyat ile sınanırsın,
    • insanlar ile sınanırsın bir dolu duygu ve his ile sınanırsın.
    • Yani diyeceğim o ki hep sınanırsın.:)
    • Hiçbir şey kesin değil, tekin değil, öğreniyorsun.
    • Sonra sil baştan hayatını inşa ediyorsun.
    • Yaşadığımız acıların bizi değiştiriğini
    • yani “yan hasar “ olarak hayatımıza gizli güzellikler kattığını düşünüyorum.
    • Tabii YÜCE RABBİM kaldıramayacağımız yük vermesin.
    • Her şeye rağmen hayata yeniden başlıyor, didinip minnetle yola devam ediyorsun..
    • Bazen samimiyetimiz, iyi niyetimiz suiistimal edilir, aldatılır, haksızlığa uğratılır hatta sırtımızdan bıçaklanırız.
    • Yaralanırız, kırılırız, üzülürüz belki kayıplarımız olur.
    • Bazen her şey ters gider, tırmalarsın.
    • Yılmadan tekrar tekrar çalarsın kapıları.
    • Korkarsın, tekinsiz bir kapıyı çaldığını hissedersin.
    • Ha gayret bi cesaret edip içeri adım atarsın.
    • Bakarsın içeride başka gizli bir kapı daha var, onu da çalarsın.
    • Bir anda yüzüne kapanan tüm kapılara şükredersin, cesaretinin ödülüdür belki de…
    • Unutma; her şey gizli hayırlara hizmet eder. Biz yolumuza devam edelim.
    • Dikkatimizi hak etmeyen hiçbir güce vermeyelim.
    • Bize yanlış yapan insanların rolleri yaşamımızda azalsın, sonlansın..
    Fatma ÖNDER

Bir kadın bir erkek

    • Hep şikayet edenlerden olmadım hiç.
    • Hani vardır ya.. Hep yağmur hep yağmur )
    • “Hep ayaz hep ayaz” diye şikayet etmedim ..
    • “Vardır bir hayır” dedim. Yaşadığım tüm olumsuzluklarda da hayrı aradım.
    • Yüce Rabbim beni iyilikle de sınadı, kötülükle de.
    • Bir üst sınıfa geçtim mi bilemem.. Yaratan bilir…
    • Bir gün ayaz olur, bir gün güneş açar. Birazdan ne olacağını bilemediğin dünya’da çokta kasmamak lazım, ahkam kesmemek lazım kimseye.
    • Nedir bu endişe ve kaygı.. Biz isteyince değil ALLAH isteyince oluyor.. ohh bunu bildiğin de derin bir NEFES.
    • Hayatl planladığın gibi değil geldiği gibi yaşanıyor, yine derin bir NEFES.
    • Planlasan ne olur?
    • Hedefsiz yaşayamayan ben…
    • Öğrendim ki; hedeflerin için yürüdüğün yolda, bir bakmışsın hedeflerin anlamsız gelmiş sana…
    • Çoğu zaman vardığın yer hedeflediğin yerden daha şahane oluyor. Bir anda karşına çıkan daha uygun oluyor.
    • Sınanmışsan fazla; sorgulama, yargılama…
    • Yine bir hikaye dinledim ;
    • Bir kadın bir erkek…
    • Bazen ileri, bazen geri, bazen birbirinin etrafında ve tabi güvenle..
    • Bir ilişkide ahenk bozulmuşsa kadının erkeği çekmesi de, erkeğin kadına yüklenmeside fayda etmez.
    • Kadın “galiba beni taşıyamayacak” demeyecek.
    • Erkek “galiba benle yürüyemecek” diye düşünmeyecek.
    • Bazen konuşmadan, bazen sadece bakışlarla …
    • Kavuşmak veya savaşmak değil bence denge.
    • Eşit olmak, o anın şartlarına göre..
    • Erkek kralsa, kadın kraliçe))
    • Erkek deniz gibi güçlü ve derin,
    • Kadın ay gibi uzak ve parlak 
    • Böyle değilse hiç ama hiç uğraşma.
    • Olmaz. Oldurmaya çalışma.. Everene rağmen olmaz…
    • Fatma ÖNDER
    Foto.Hindistan
Sayfalar:12345678910...52