Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

    • Kimseye benzemeyen insanların ülkesi KÜBA
    • Dans, müzik, rom, puro, neşe
    • Rom, puro ve kadınlar.. Karayiplerin en büyük adası Küba. Barok kilise kuleleri, koloni döneminden kalma ihtişamlı binaları, 1950’li yılların nostaljik arabalrı, Arnavut kaldırımı sokakları, demir parmaklıklı ve kırmızı çatılı evleri, geniş tahta çerçeveli pencereleri ve güneşin erişemediği avlularıyle kendi başına bir dünya…
    • Hayatımda ilk kez gördüğüm insanların arasında, neşelerine katılıyorum. Çok yüksek sesli müzik var. Herkes arkadaşım herkesi çok önceden tanıyorum sanki. Küba çok farklı, Hindistandan, Avrupa’NIN herhangi bir yerinde vsvs. Gidince anlayacaksın ne demek istediğimi. Bolca keyfini çıkart.Hani bitmesini istemediğin yemeği yer gibi, ağır ağır, telaşe etmeden, glümseye gülümseye, sakin sakin.
    • Maceramız uçakta başladı Kocaman bir uçak ve bir de üzerin de aktarma var. Ama olsun küba’ya gidiyorsun. Uçağın içinde hostesler yaşlı ve aksi. Asker gibi oturacaksın.. canın içki mi istedi, saaiti var bekleyeceksin canım.
    • Film izledin mi Küba ile ilgili? Kitaplar okudun mu? Ernesto Che Guevara’nın hayatını konu almış filmler. MP3 çalarına Buika ve salsa yükledin mi?
    • Sabun, oje, kalem, ruj, kırtasıye malzemeleri alabilirsin. Seyahatlerde hediye dağıtmak hoş olmayabilir ama Küba farklı.
    • İlk istikamet Havana Güneş çok güzel doğuyor kentte, binaların dokularına, duvarların çatlaklarına, binaların açık kapılarından girip bir Kübalıyı gülümseyerek selamlarsın belki sende. Güneşle selamlaşmak , kucaklaşmak lazım Havana’da, karayıplerdesn, hayal gibi. Izgara biçimli sokaklarında kaybolmalısın. Sokakta domino oynayanları, minik manavlarından patates, domates alanları, ellerinde rom şişesi oturmuş rom içenleri, topları olmadığı için gazoz kapklarıyle oynayan çocukları selamlamalısın. Arada mola verip rom içmeyi unutma, hatta puro da içmelisin, içmiyorsan bile içiyormuş gibi yapmalısın.
    • Hava için olmazsa olmazlar; Eski bir chevrolet kiralayıp kentte gezinmek. Hotel Nacional de Cuba’da mojito içmek. Mydanlarda dolaşmakç Ernest Hemingway’ın gitti bara gitmek. Old Havana da kaybolmak.
    • Birde benim Küba da gördüm en beğendiğim yer Trinidad. Unesco tarafında koruma altına alınmış. Rengarenk geceleri salsa bilmiyorsan bile haklın arasına karışıp “ ne kadar güzel salsa yapoyorum” diye düşüneceğin bir kent Trinidad. Sefan olsun. Kuş kafesleri, sokak aralarına saklanmış okullar, sanat galerileri, rom, puro, slsa. Kübayı tarif etmek çok zor. Santiago De Cuba,, Santa Clara da var elbette görülmesi gerekn bu adada.
    • Ojeleri, sabunları vermeden gelmeyin e mi. Bolca deniz mahsulleri yemek lazım gelir. Plastik bardakta romlarınızı tokuşturmak olmazsa olmazdır. Git dans et, en güzel sen dans ediyorsun, unutma ne olur. Puro fabrikası da görmelisin gitmişken. Sokak köpeklerine şefkat gösterebilirsin, çok seviniyorlar. Bolca keyfıbı çıkart, dand et, şarkı söyle. Unutma dönüşte yine uzun bir uçak yolculuğu ve o mürebbiye kılıklı hostesler seni bekliyor olacak )) Gittiğin de selam söyler miisn benden..
    KÜBA / 2015

Sizi heyecanlandıracak Ülkeler’in listesini hazırladım

Sizin için şahane bir gezi listesi hazırladım. Önerdiğim Ülkeler’den çok huzurlu ve keyif almış olarak döneceksiniz. Çünkü bizler parası ve zamanı çok olan insanlar değiliz. Aradığınız tüm detaylar bi dolu gezi bloğun da var. Bana arkadaşlarım soruyor . İspanya gezisine nereden başlasam diye. Endülüs diyorum.. Fransa için Güney Fransa. Almanya’ya git ama Kültür turu istiyorsan Berlin derim. Yeşili bol bi yer istiyorsan Balkanlar, Trekking yapmak istiyorsan Romanya, düşler ülkesi istiyorsan; Nepal, Heyecan coşku tutku istiyorum diyorsan Peru Bolivya şili. farkındalığıma katkısı olacak beni sarsacak öğretecek döndüğüm de yaşamı tutkulayacağım bir ülke istiyorum diyorsan; Hindistan. Düşünmek istiyorum diyorsan Küba.. Kıskanmak istiyorum dersen Dubai) Önyargı ile gidip mutlu döndüğüm ülke İNGİLETERE, Londra
Bence tatil biraz değişik, biraz da sürpriz olmalı..
Bugüne kadar kaç ülke gezdiğimi ve en beğendiğim ülkeleri soruyorsunuz. Esasında Blog açma sebebim; gezdiğim yerleri sizinle paylaşacaktım. Çok vaktim olmadı yazmak için.
Bu işin listesini tutmayı sevmiyorum, çünkü kaç yer gezdiğimizin bir önemi olduğunu düşünmüyorum. Önemli olan gezdiğimiz yerlerin hayatımızda bıraktığı izler ve anılar diye düşünüyorum. Ancak illa ki söylemem gerekirse gezdiğim ülke r sayısı 40’ı buldu. Yani ben de GEZİ yazısı yazabilirim amatör olarak. Çok göreceli olduğunu düşünüyorum. Peru, Bolivya, Kamboçya, Vietnam, Nepal, Endülüs, İngiltere ve Balkanlar’da 6 Ülke şeklinde bir favori sıralamam oluştu. Hayattan beklentilerimiz değişmeye başlıyor seyahat ettiğimiz de.
Özellikle Avrupa’ya seyahat edecekseniz ve sanat aşığı iseniz; Berlin ve benim favori Ülkem İngiltere… ( National GALLERY, Brıtısh Museum LONDON) Akropolis ATİNA, Museo del parado MADRİD, Park Guell, La Sagrada Familia BARSELONA, Musei Vaticani VATİKAN, Galleria degli uffizi FLORANSA şeklinde olacak sıralamam ..
Ne yiyebilirsiniz kısmına hiç girmiyeyim benim gibi yeme-içme konusunda sıkıntılı olabilirsiniz.:))
Parantez içine aldıklarım; önerdiğim şehirlerdir.
Almanya (Berlin) diğer şehirleri kasvetli buldum. Hollanda (Rotterdam), Belçika(Brugge), Avusturya(Bad Gastein, Venedik, Sazburg), Lüksemburg( 2 saatte tüm şehri dolaşabilirsiniz), İtalya (Floransa) Roma ve Venedik bende hayal kırıklığı yaratmıştı. Fransa (Cote d’Azur bölgesinde en sevdiğim yerler St Tropez, Cannes, Monaco Krallığı (Montecarlo), Antibes, Port Girmaud, St Maxime ve Nice’tir.)
Herkes Paris’i beğenir ama ben 3 kez gitmeme rağmen sempatik bulmadım. Favorim , disneyland 
İspanya (Barselona) Madrid (bana hitap etmedi) Barselona ve Madrid’in ötesinde, daha derin bir İspanya arıyorsanız Endülüs’ü ziyaret edin derim. Granada (Alhamra sarayı) Sevilla(Flamenko) Cordoba ( La Mezquite’nın camiden katedrale dönüşü, İslam’ın hırıstıyanlık karsısında aldığı yara) Ronda( Rüya şehir. Ernest Hemigway’ın bile aşık olduğu şehir) Marbella( minik sempatik huzurlu liman şehri) Moskova bende hayal kırıklığı yaşatmıştı.(Salvador Dali müzesi) Ben artık müze dolaşmak istemediğğim için olabilir. Bazi Ülkeler de müze, kilise dolaşmak istemiyorum, nedenini bulamadım; içime sıkıntı çöker. Yunanistan’ın adaları mı Bodrum’mu dersenız BODRUM derim.:) Bana hitap etmedi. Mykonos, Rodos, Santorini gittiğim adalar. Samos’u giden arkadaşlarım beğenmiş. Ben gitmedim.
Romanya trekking için şahane ve Sonbahar’da gitmelisiniz. Bulgaristan( bi kaç saat kalabildim yorum yapamıcam)
Balkanlara giderseniz mutlaka 13 gününüzü ayırıp 6 Ülkeyi dolaşmanızı öneririm. Biz Arnavutluk’tan başlamıştık. Gezip gördüğüm her yere aşık olmuştum. Hırvatistan( Dubrovnik, Dalmaçya) ve Sırbistan ile devam etmiştik.
Fas’a 10 yıl önce , Mısır’a 12 yıl önce, Tunus’a 14 yıl önce gitmiştim. Dolayısıyle ne yazsam eksik kalacak.
Bir süre sonra Avrupa’nın sizi heyecanlandırmadığını düşünüyorsunuz ve rotanızı egzotik, doğal, enerjisi yüksek Ülkeler’e çeviriyorsunuz.
Hindistan ve Nepal;
Düşler ülkesi Hindistan: Tac Mahal, kutsal hayvanlar, camiler, Ganj Nehri, dilenciler, tıklım tıklım caddeler, tapınaklar, şifalı bitkiler, racalar… Varanasi beni çok yıpratmıştı, Hindıstan’ın ruhani merkezi olarak anılıyor. Kutsal Ganj nehri.
Özgünlükler ülkesi Nepal: Himalayalar ve Everest Tepesi, Budistler, kutsal ibadet yerleri, sessizlik, saraylar… , bize Doğu’nun çekici güzelliklerinin kapılarını açıyor. Sayfalarca yazabilirim. Ritüeller, seromoni, meditasyon, farkındalık…
Vietnam, Kamboçya, Laos;
VİETNAM, halong bay koyu, CU Chi tünelleri, Ho Chi Mınh City
KAMBOÇYA, tonle sap gölü ( göl üzerinde yaşam, yüzen köy evleri), Angkor Wat.
LAOS, Halong, Honoi, Şelaleler..
Peru, Bolivya, Şili;(Güney Amerika)
Dünya’nın yeni yedi harikasından biri MACHU PİCCHU; yazarken bile heyecanlandım. Nazca çölünün sırları. İnkaların gizemlerle dolu Ülkesi. Titikaka gölü; göl üzerinde doğal evler(evler sazlardan yapılmış) La Paz, Şili, Chungara gölü, Atakama çölü.. daha ne olsun. Gittiğim hiçbir Ülke beni heyecanlandırmadı Bu Ülkeler kadar
Küba; herkes Havana der, ben Trinidad ve Varadero’yu öneririm.
DUBAİ; yapay şehir.… Ben hariç herks bayıla bayıla anlatır Dubai’yi Ben yüksek gösterişli binalardan hazetmediğim için bana sempatik gelmedi. Araba kültürüm yoktur ama gördüğüm görmediğim en lüks araçları gördüm bu şehirde. Lüksün sınırı yok kısaca. Safari iyiydi ama
Çek cumhuriyeti’ni unutmuşum Prag ve Karlovy Vary .. Karlovy Vary kışın rüya şehir oluyor. Karpostal gibi. Polonya köyleri gezilmeli, görülmeli, Macaristan dediğim gibi göreceli olduğu için tatil, benim sempatik bulmadığım yerler size şahane gelebilir. Ne beklediğimiz ile alakalı sanırım.
Unuttuğum Ülke var mı acaba? 
Fatma ÖNDER

Bizi etkileyen, kendi gerçekliğimizden dışarıya çıkmamıza vesile olan gezilerimiz olsun

Ben yazarım.. Yazdıkça iyileşirim. Gittim, çok gittim. Gittikçe yazdım. Saymadım ama onlarca Ülke gezdim. Dedim ya;Avrupa’da gezmek keyifli olabilir, Avrupa’ da sıradan bir gezgin olarak, heyecansız dolaşıyorum . Benim için heyecan ve tutku önemlidir. Beni etkileyen, kendi gerçekliğimden dışarıya çıkmama vesile olan gezilerim var; Afrika, Asya, Güney Amerika gibi. Tıpkı izlediğimiz filmlerde ki gibi; Bir mazlum bir zalim. Bir haklı, bir haksız. Bu Ülkeleri dolaştığım da zalime ve haksızlığa karşı acayip öfke duyuyordum. İçsel yolculuğum daha da zorlayıcı bir hal alıyordu benim için. Başka boyuta taşıyordu idrakımı. İyi bir izleyici, gözlemci ve dinleyici olduğumu düşünüyorum. Dolayısıyle insanlar hikayesini bana anlatıyor. Aramızda çok ilginç bir bağ var. “Hikaye” insan arasında ki bağ kurma dışında insanın kendi özüyle bağ kurmasını sağlıyor. Bu devir de kim dinler ki hikaye. Kimsenin kimseyi görecek hali yok. Yazık! Yaşamak sürekli etkinlik içinde olmak değil ki.. Nasıl anlatırsın? “neyse sen nasıl olsa gideceksin buralardan “diye bitirdiler konuşmalarını. Ümitli olanlar yaşıyor, ümidini yitirenler ölüyordu. Sorgulamasak daha mı iyi olurdu acaba mutlu olma adına. AfganiStan, Pakistan, Filistin, İsrail, Kudüs, Afganistan, Pakistan, Etiyopya, Uganda, Ruanda; gitmek istediğim Ülkeler ve tabii benimle seyahat edecek cesur birini bulduğum da  Allah izin veririse bir gün mutlaka bu coğrafyada da hikayeler dinleyeceğim. Ben hayal kurarım ve hayallerim gerçekleşir. Ve öyle de oldu! Bana ne kazandıracak? Belki bir gülümseme, belki bir söz, belki elini tuttuğum için…vb. aman neysee nee.. Ben içsel yolcuğun hırpalayıcı, zorlayıcı olduğunu ama huzuru da beraberınde getirdiğini biliyorum ve inanıyorumç Cemil Meriç’in çok sevdiğim sözü ile yazımı sonlandırmak isterim. “Yaşamak yaralanmaktır. Yaralanmak da güzel. “ – Cemil Meriç,
Kendimizi tanımak… Ruhumuzun mahzenlerinde bizden habersiz yaşayan bir alay misafir var. Berhanenin bazen bir, bazen birkaç odası aydınlık. Işık binanın üst katlarında. Kendini tanımak. Kendini, yani eriyeni, dağılanı, dumanlaşanı. Sen acıların, utançların, zilletlerinle aynısın. Rüyaların, hayallerin dileklerinle bir başkası. Gideceksin. Tanrılar bile rolünü bitiren aktörler gibi kâh birer birer, kâh hep beraber çekiliyor bu sahneden. Senin zavallı gölgen zaman perdesine belki bir kere bile aksetmeden, oyuna katılmaya bir kukla gibi unutulup gidecek.
– Cemil Meriç, Bu Ülke
Fatma ÖNDER / Berlin 2017

Daima OLMAK İSTEDİĞİNİZ kişi haline gelmenin zamanı gelmedi mi?

  • BEN kimim?
    Senin düşündüğün değilim.
    Senin olmamı istediğinde değilim
    BEN, BENİM.
    Kişisel gelişim ve koçluk çalışmalarının özünü “Ben ne istiyorum?” sorusu oluşturuyor diye düşünüyorum. Bu çok kolay bir soru ve nedense üzerinde uzun uzun düşünülen tek soru budur.
    Şimdi ben size bir soru sorup kafaları karıştırmak istiyorum. “Ben kimim?”
    Kişinin kendini bilmesi, sorgulaması, gelişimine açık olması, nerede durduğu ve nereye gitmek istediği konularında net olması, kendisiyle barışık olması, hayatının sorumluluklaırnı elinde tutması önemlidir.
    Gray Douglas diyor ki ; Lütfen sorular sorunuz! Aptal sorular yoktur, sadece soru sormayan aptal insanlar vardır. Soru güçlendirir çünkü soru bizi çok daha büyük olasılıklara açar. Cevapları oturtursanız kendinizi kısıtlı sonuçlara kilitlersiniz.
    “Ya şimdiden başlayarak hepsine ve tümüyle kendinize sahip olabilseydiniz? Kendiniz olarak dünyada neyi yaratmaya muktedir olabilirdiniz?”
    “Ya siz kendi realitenizin bestecisi iseniz? Daima OLMAK İSTEDİĞİNİZ kişi haline gelmenin zamanı gelmedi mi?
    Neye inandığını ve neden inandığını bilmek önemlidir. Herşey düşünmeyle, soru sormakla ve farkındalık kazanıp değişip gelişmeyle başlıyor.
    İnançlarınızın ve değerlerinizin neler olduğunu hiç sorguladınız mı? İlişkilerimizde, iş yerimizde, aile yaşantımızda inançlarımız ve değerlimiz ile hareket etmiyor muyuz?(kavgalarımız, çatışmalarımız, huzursuzluklarımız, ego) Belki de hepimiz farklı inaç ve değerlere sahip olduğumuz için fazlaca yanılıyoruz.
    Zaman bilgiyi paylaşma ve aynı gemide olduğunu unutmama zamanı.
    Sanırım ben paylaşmayı seviyorum. Ruhumu beslediğini, şifalandırdığını düşünüyorum.
    Öğrendiğim tüm bilgileri doğru veya yanlış, yaşadığım tüm güzellikleri, düşüşlerimi, yanılgımı, aldatılmışlığımı, zaferlerimi, başarımı, başarısızlığımı, yaşadığım ihanetleri, yolumu, yolculuğumu, ayağıma takılıp beni düşüren çalıları, çöpleri , fareleri ) ,,,,vb hepsini paylaşmayı seviyorum. Okumayı, araştırmayı önemsiyorum ama DENEYİMİ daha çok önemsiyorum. Çünkü yaşamda sorular çalıştığın yerden hiç gelmez. Bana ne öğrendin diyorsan “hiç bir şey” derim. Ne biliyorsun dersen; dürüstlüğün, edebin, kendine güvenin, yaşamının sorumluluğunun sadece kendşnde olması, insanlardn sıfır beklenti ile yaşamanın muhteşem olduğunu biliyorum derim. Kendi gücünün, yapabileceklerinin farkında olmak seni asil ve saygın yapar. Herkes değerini kendi belirler. Sen kimsin diyorsan?; senin düşündüğün ve olmamı istediğin değilim derim 
    Sloganım; SAYGI VE SEVGİ DİLENİLMEZ, HAKEDİLİR.
    Fatma ÖNDER / 2018 Alaçatı

İçimdeki ilahi ışık, içindeki ilahi ışığı saygıyla selamlıyor…ॐ

Bütün ilişkilerim.
Sizi bugün onurlandırıyorum. Bu duada sizi kutsamaktan dolayı minnettarım.
Yaratana, hayatın harika hediyeleri için teşekkür ediyorum.
Kemiklerimi koruyan ve hayat deneyiminin tüm temellerini sürdüren minerallere teşekkür ediyorum.
Organlarımı ve bedenimi koruyan, sağlık veren bitkilere teşekkür ediyorum….
Beni kendi etiyle besleyen ve bu yaşam yürüyüşünde sadık arkadaşlık yapan hayvanlara teşekkür ediyorum.
Yeryüzü hayatının kutsal tekerleği üzerinde bir ruh olarak yolumu paylaşan insanlara teşekkür ediyorum.
Hayatın iniş ve çıkışları boyunca bana görünmez bir şekilde rehberlik eden ve çağlar boyunca ışığın meşalesini taşıyan ruhlara teşekkür ediyorum.
Dört değişim ve büyüme rüzgarına teşekkür ediyorum.
Hepiniz benim ilişkilerim, akrabalarım, kim olduğum ve olmadan yaşayamayacağımsınız. Hayatın çemberinde birlikte var olarak, birbirimize bağımlıyız ve kaderimizi birlikte yaratmaktayız. Birimiz, diğerinden daha önemli değil. Birimiz ötekinden evrimleşiyor ve yine de her birimiz diğerlerine bağımlıyız. Hepimiz büyük gizemin bir parçasıyız.
Bu hayat için teşekkür ediyorum…ॐ
~ Eski Bir Şaman Duası
Foto. Hindistan- objektifimden

Abi, sana “burnu rendelenmiş kadın lazım.”

      • Hep kadın hikayesi yazacak değiliz ya…
      • Son günlerde inanılmaz üşengecim, canım bir yere gitmek istemiyor ama hep sokakta buluyorum kendimi. 
      • Yine bir dolu hikaye anlattım; yorgunum, enerjim düşük, sizi de dibe çekerim falan filan… İkna olmaya niyetleri yok…
      • Bir dolu kurgu ile gittim. sizi anlatacaklarım ile dibe çekeyim de ısrar etmek neymiş görürsünüz.
      • O kadar tatlı sohbet ediyorlardı ki bölmek istemedim.
      • Sessizce oturdum.
      •  Kelimelerin gücü yetmiyor halimi anlatmaya diyordu adam. Başımı yastığa koyduğum zaman düşündüklerimden, girdiğim savaşlardan, mücedele etmekten, direnmekten, bir adım öteye gidemediğim yollardan, aynı acıları çekmekten yoruldum. Sadece GÜVENMEK istedim..Hepsi bu…
      •  Daha ne istiyeceksin ki dediğim de arkadaşım “kapa çeneni otur, mesele önemli” bakışı fırlattı.. sustum.. Kadın erkek farketmiyor di mi? Kalp aynı…
      • GÜVEN kelimesini duyduğunuzda bile içinizi coşku kaplıyor mu benim gibi. GÜVEN ve HUZUR kelimelerinı gün içinde defalarca tekrarlarım. Ben HUZUR kelimesini çocuk sever gibi şımartırım. Şaka değil.. HUZUR; Sen ne tatlı şeysin, sen iyi ki varsın, sen olmasa idin ne yapardım, beni bırakma, bırakırsan ağlarım, nefes alamam hep yanımda ol gibi..:) GÜVEN kelimesi ile o frekansı yakalayamadık henüz aramız iyi değil.. Neyse konuya dönüyorum..
      •  Aylardır nefretten başka bir şey duymuyorum
      •  Öfke ve kin arasında sıkışıp kalmışsın” dedim. Bu adam, yaşadığı aldatılmışlık yüzünden hüzün yaşamıyordu. Burada seçtiği acı kendi doğal seçiminin sonucuydu. Kimse ona zorla; o kaıdna araba al, ev al, kredi kartını öde, kadını destekle, emek ver” dememişti. Kendi seçimi idi.. Şimdi neden acı içinde kıvranıyor?
      • Yine “yangına körükle gidiyorsun bakışı” Bakışları ile insan terbiye edenler vardır ya, hah öyle işte arkadaşım Söylediğim her şeyin doğru olduğunu iddia etmem ama doğrularımı her yerde söylerim. Dolayıısyle ne benden vazgeçebiliyorlar ne de benimle olabiliyorlar.. Sözlerimin zaman zaman acıttığını biliyorum.. Sırf mutlu olacak diye istediklerini söylemek bana sahtelik gibi geliyor, ben onların düşmanı ilan ediyorum kendimi.
      •  Beni yalanları ile uyutmuş. Kendime geldiğim de ihanetini en son versiyonunu yaşıyordum. Kalakaldım;boşluğa düştüm, hangi duyguya girmem gerektiğni bilemedim. Buz kestim. Kaç şiddetinde ki deprem tüm bedenimi vurdu. Nefes alamıyordum. Ölmek böyle bir şey mi? Uzun süre bir ipte asılı kaldım.. Bin yıl gibi geldi.. Bir savaşın ortasında kalmış ama ne saldırabiliyor ne de kendimi savunabiliyordum. Çok acıdım kendime, çok..
      • Yorum yapmak istemedim zira çok samimi değildik ama kız arkadaşım yorumunu yaptı.. Erkekler, aldatılmayı sanırım kadınlar kadar kolay atlatamıyor. Şiddete meyilli oluyor. Ve beklenen de olmuştu. Şehrin en kalabalık yerin de şiddet uygulamıştı kadına. Dilim tutuldu, gözlerim yerinden fırladı, içimde bastıramadığım öfke, beni çocukluğuma götürdü.
      •  Yanlış hamle! ÇOK.. ÇOK YANLIŞ HAMLE!! BU KADIN SENİN CELLADIN” dedi arkadaşım… Sen celladına sarılarak çok fazla kanadın! Git!
      • Biliyormu sun? KADIN; YARATICI ZEKASINI ŞEYTANİ İŞLER İÇİN KULLANIRSA ÇOK TEHLİKELİ! Türlü türlü oyunları, entrikaları ile bir adamın hayatını kabusa çevirebiliyor. Sırf birilerini kullanıp bir iki adım öne çıkmak, statü kazanmak, adamın parasını, mevkiini kullanıp kendine yer edinip yuva dağıtan çok kız,kaıdn gördüm,tanıdım. İÇİM ACIDI. Kadın olarak çok acımasız, vicdansız, edepsiz buldum bu tipleri.. Hadi hemcinsinize acımadınız, çocuklarına kıymayın yahu!! Çocukların gözüne sokmayın yaşadığınız gayrimeşru ilişkiyi yahu! Yapmayın!!
      • EVET YUVA YIKANIN YUVASI OLMUYORDU! ANLADIN MI? Elindekinin canını yaktığın da o da senin gibi ateşlerde yanıyordu. Şimdi sen de yan! Çok ağır bedel ödemişti adam…
      • Arkadaşım hala uygun birini bulma peşindeydi arkadaşına…
      • “Şiddet uygulayan erkekler mimlensin” dedim. “Aldatan kadınlar da mimlensin” dedi..” peki !
      • Canım Arkadaşım, sana “BURNU RENDELENMİŞ KADIN LAZIM “dedi.
      • Yorum yapmadım… Dersini aldın mı? Dedim. Git eşinden özür dile, anırıyor musun, kapısın da yatıyor musun bilemem ama helalleşmelisin…
      • Fatma ÖNDER / 2017
      Foto: Hindistan – (huzura koştuğum yer)

Gidebildiğin kadar uzağa git

  • Herkesin hayatla başa çıkma yöntemi kendine hastır.
    Kimi kırar, döker, yaralar, çirkinleşir, kendi çıkarları ve mutluluğu için ezer geçer.
    Kimi sessizce gider, kimi konuşur, kimi ağlar, kimi uyur, kimi gezer, kimi yazar.
    Kimi kendini yaralar, kimi karşı tarafı yaralamak için her yolu dener; “ öldür onu, yol onu, gebert onu” içi böyle ferahlar.
    Ben yazarım, yazdıkça iyileşirim.
    İnsan başkasına tahammül edemeyince defol git diyebiliyor.
    Ama kendine tahammül edemeyince?
    Bana uzak iyi geliyor.
    Gittim, çok gittim. Gittikçe yazdım.
    Saymadım ama onlarca ülke gezdim. İnsanlar beni zehirlediğin de , hırpaladığın da en uzağa, kimsenin cesaret edemediği ülkelere gittim.
    Yolculuğa çıktığımda zihnim susar, yüreğim konuşmaya başlar.
    Sen benim kelimelerime değebilir misin?
    Bir tarafım gündüz, bir tarafım gecedir benim.. Bir tarafım ayaz, bir tarafım sıcak.
    Bilmediğim bir ülkede bilmediğim sokaklarda yürümek…
    Kendimi bulmaya giderken bilinmeze doğru.
    Ne demişler?
    “Aşk korktuğun yerlere gitmektir, korktuğun yerlerden gitmek değil.”
    En yoğun duygularını yaşadı gönlüm, yıprandı sebepsiz. Adını koyamadığım bir his. Kurbanlık koyun gibi. Ben yaralıyken kimseyi görmek istemem. Susar ve sessiz kalırım. İçimde yaşarım. Gözyaşlarımı göstermek istemem.Zayıf yönlerimi bilmezler. Yardım istemeyi, ihtiyaç duyduğumu ifade etmeyi beceremem. Gururumu rencide etmem. Kalbim acıyordu.Midem berbat durumdaydı.Keşke kalp yaralanmaları için “batticon” gibi bir şey olsaydı. Kalbimiz yaralanıyor madem, hiç olmazsa mikrop kapmasasaydı. Monaco’nun muhteşem güzelliği, lüksün en son noktası, sokaklar aydınlık, insanlar, insanlar … Etrafım çok kalabalık olmasına rağmen müthiş bir yalnızlık hissettim. Herkes odasına çekildi, yalnızdım artık. Balkonda çöküşümün zirvesine çıktım. Daha hayatımdan gitmesi gereken ne vardı? Kararlıydım, gönderecektim. Bir sigara yaktım. O ana kadar tuttuğum bütün keder, acı ve yenilmişlik duygusu beni esir aldı. Hıçkırıklarla ağladım. Çok ağladım. Hayat galiba, sen güçlü oldukça, beni yenemezsin dedikçe, acımadı ki dedikçe çok daha sert tokatlıyor insanı. Çok acıdı canım, çok acıdı, tamam mı? Ben aldatılmadım ama o aldattı! Neden bana gerçek olmayan şeyler söylüyordu ki? Kapı, bir ihtimal açık kalsın diye mi? Beni ayrılıklar yormaz.Yaşandı, bitti, öğretti gitti derim. HAKSIZLIK duygusu ile baş edemiyorum. Haksızlığa uğramak canımı çok acıtıyor, yıllardır bu lanet duygu ile başım belada. Ben ne kadar görmezden gelsem de peşimi bırakmıyor HAKSIZLIK .. İnsan İHANETE uğradığı için yorulmaz, haksızlığa uğradığı için yorulur ve kırılır. Etrafımda ki insanlara göre çok şanslıyım, herşeye sahıbım. Neden bu keder? Anlatamadım… Ne demişler? Her şeyini öldür VİCDAN’ın kalsın. Çünkü onunla İNSAN’sın. Kayıtsız şartsız kalmak istediğim konular var.
    Monaco / 2017

N’ptın minnoş kalbine?

  • İnsan hep iyi niyetinden vurulur, insan hep iyiliğinden yorulur.
    İyi niyetin bunca hırpalandığı, fırıldağın döndüğü,yalan dolan, oyun düzen, iyilerin aptal yerine koyulduğu bu zaman da bildiğim tek gerçek olup biteni “SEYRETMEK”.
    Yaz dedi içimde ki ses, yazmazsan ağlayacaksın.
    İYİ NİYET hatasını yüzlerce kez yapıp, sonrasın da yine mi aptal yerine koydular seni diye diye minnoş kalbini hırpalayan BEN; çok kızdım yine alık hallerime 
    Sana bir adım gelene beş adım gitme “bi dur yahu!” Ettiğin tövbeleri, minnoş kalbinle yaptığın sözleşmeyi hatırla.
    Sen nasıl olur da sana yüzlerce yalan söyleyen, her defasın da söz verip verdiği sözde durmayan, seni sevdiğine inandırmak için her yolu deneyen ama icraata gelince ilk kavşaktan dönen adama güvenirsin. Alık mısın, salak mısın?
    Sevecen, fedakar, hoşgörülü, duygusal insanları aptal sanıyorsunuz ya. Unutmayın; kaybettiğiniz de en çok eksikliğini hissedeceğiniz insan olur o aptal. Yalan, dolan, entrıka, oyun, düzen, çıkar yanınza kar kalır sanıyorsunuz ya.. Allah’ı kandıranı ben görmedim. Evet, ALLAHIN sopası yok ama İLAHİ ADALAT’i var.. Önce huzurunuzu kaçırır, sonra bereketinizi, sonra saygınlığınızı, sonra neşenizi ve yaşama sevincinizi alıverir elinizden. … Sizi çok fena zorlar yani. Kul hakkı yiyene bir gün sıkıntıdan, darlıktan, yokluktan, mutsuzluktan tırnağını yedirtir. Aldatan gün gelir boynuzlarını bileyletir. Hani havalarda uçuyorsunuz ya, o kadına havalardan bakıyorsunuz ya.. Kendi mutluluğunuz ve çıkarlarınız için acımadan kırdığınız incittiğiniz o kadının gözünde küçülüverirseiniz. Gider, gözden kaybolur. Arasanızda, pişmalığınızı haykırsanız da kaybetmişsinizdir artık. Sonra belki bir karga gagalar sizi sönüverirsiniz. Sizi seven, değer vere elinizi tutan o eli özlersiniz.. Minnoş kalbimle dertleştik yine. Yaz dedi içimde ki ses, yazmazsan kırıp dökeceksin…
    N’ptın minnoş kalbine? Hani senin kalbinle yaptğın sözleşme? Sen kalbine verdiğin sözde duruyor musun?
    Ben severek kızarken minnoş kalbim cevap verdi.
    Dedi ki; Sen SEV… Sen güven. Almadan ver.
    Seni sevmeyeni de sev. Herkes kendisine yapılan her hatada senin gibi yeminler etse, çiçeği, böceği, ağacı, kuşları, köpekleri, çocukları sevmeye devam etmese, herkes hata yapsa, birbirinden uzaklaşsa, korkudan birbirine sarılmaktan korksa, çok korksa, zarar görecek diye kimseye güven duymasa, kimsenin başını okşamasa, kimseye yaslanmasa NASIL BİR DÜNYA OLUR?
    Ben yaptığım hataları ve bana yapılan yanlışları sevmeye devam edeceğim. Kuralı mı var hayatın? Boşver bir adım gelene koşarak git. Yanından gelip geçene üzülme.. Katetiğin yol sevgiden geçsin. O yolda eminim senin gibilerle karşılaşıp birlikte yürüyeceksin.
    Sana söz minnoş kalbim  Sevmekten, inanmaktan, güvenmekten vazgeçmeyeceğim.
    NOT: yazdıklarımı sizinle paylaşmadan önce arkadaşlarımla paylaşıyorum
    Arkadaşım dedi ki; Herkes bir adım gelene on adım giderken, bizim buralarda on adım gelmeyene bir adım bile gidilmez artık 
    “Whatsapp ta çevrimiçi olduğu halde, mesajınıza yarım saatten önce mavi tık yapmıyorsa, mavi tık olduktan 1 saat sonta cevap verıyorsa, ya da hiç vermiyorsa, verdiği cevap bir B*oka yaramıyorsa, sizde bir daha yazmayın, ilgilenmeyin” dedi )
    Dedim ki; “güzel günler göreceğiz “ diyen şairin peşinden gidelim mi? Yok yok gitmeyelim.. ya da gidelim.. Geri dönelim bayım; hani o “ALLAH’ım bilir” dediğimiz yere.. güldük…
    Ve bir diğer arkadaşım “ Yaşarken kıymet bilinmezse ölürken bilinen veya gittiğin de bilinen kıymet İHANET gibi geliyor bana” dedi
    Dedim ki , “karşılık beklemek değil, anlaşılmaktı istediğim”
    Monte Carlo / 2017

GÖZCE DEĞİL, DİLCE DEĞİL, YÜREKÇE KONUŞTU BENİMLE

    • Gözce değil, dilce değil, YÜREKÇE konuştu benimle…
    • Yaz dedi içimdeki ses, yazmasan ağlayacaksın.
    • Konuşsam, döküp kıracaktım. Gördüğüm, duyduğum her şeyi anlatmak istiyorum.
    • Anlatmasam öleceğim.
    • Sahi VİCDAN neydi?
    • İnce düşünen insanları incitmeyin, onlar zaten ince düşündüklerinden kırılıyorlar.
    • Yetmiyor bildiklerim bu dünyayı anlamaya.
    • Şişli’de bir eczaneye girdik. Eczacı reçeye bakarken içeriye engelli, üstü başı temiz kalem ve çakmak satan sanırım 35 yaşlarında bi satıcı girdi.
    • Kalem almak istedim, parayı çıkarırken azarlar ses tonu ile eczacı engelli satıcıya;
    • – “hemen terket burayı”dedi ve devam etti “bıktım sizden, sahtekarsınız” gibi bir cümle kurdu sanırım. Sanırım diyorum çünkü kulaklarım tıkandı eczacının tavrınA. Sinirlendiğim de kulaklarım tıkanır benim.
    • – Satıcı, ağlamaklı ses tonu ile “ sen nasıl ekmek parası kazanmak için çalışıyorsan ben de çocuğuma, evime para götürmek istiyorum” dedi.
    • – Eczacı, konuşma, çık diyorum falan filan dedi sanırım. Yine sanırım diyorum çünkü ne yapmam gerektiğini bilemedim. Susmak bana göre değil, kavga etsem arkadaşımın yıllarca alışveriş yaptığı yer. Arkadaşım sürekli kolumu çekiştiriyor “sakın Fatma, SUS”
    • – Satıcı, “Ölmek istiyorum, her kapının yüzüme kapanmasından, engelli olduğum için yaşadığım çaresizlikten, dilenci muamelesi yapılmasından,,,,, “ o kadar acı şeyler söyledi ki. Utandım kendimden. İnsanların yaptıklarından kusuyordum..
    • – Dedim ki; sen olmamışsın abi, olmamışsın. Hangi okulu bitirirsen bitir, şişlide ki tüm eczanelerin sahibi sen ol, VİCDANın yoksa eğer sen HİÇ’sin” dedim. Reçeteyi kaptım.. Sanırım arkamdan “S*iktirin gidin” dedi. Herşeyi göze alıp yüzüne tüküremesem de eczaneye tükürmek istedim ki daha önce böyle bir eylem de bulundum. Arkadaşım, tekrar içeri girmemi engelledi..
    • Elektrik direğine yaslanarak oturmuş ağlıyordu satıcı.. Yanına oturdum, bir elimi omzuna attım diğer elim ile elini tuttum. Gözgöze geldik, konuşmadı.. Biliyordum ki YÜREKÇE konuşuyordu benimle. Ağladı, ağladım…
    • ** Dedim ki; “sadece sen mi karşılaşıyorsun ACIMASIZ ve VİCDANSIZ insanlarla. Senin yaşadıklarını inan ki ben de yaşıyorum, hepimiz yaşıyoruz. Belli ki çok gururlusun, incindin. Bana hiç yabancı değil ONUR ve GURUR ? Seni çok iyi anlıyorum. Ama ölmek istemeni anlayamam. Çocuğun varsa ölemezsin, BABALAR ölmek istemez dedim. Çok yorgun olduğunu, hayata küstüğünü, yaşama sevincinin elinden alındığını ve bir dolu şey anlattı..
    • ** BABALAR ölmez, ölmemeli dedin ya abla, ya ANNELER? Gözlerime nemli gözleri ile bakarak.. sustu.. sustuk.. Haydaa olmadı şimdi.
    • DİYORUM Kİ!!
    • Dünya’nın en iyi okullarından almış olun diplolamalarınızı, en iyi statüye sahıp olun, Dünyanın en zengini siz olun, bir milyon kitap okuyun, o kadar çok bilin ki “herşeyi “ sular seller gibi bilmiş olun.. İNSAN OLABİLMENİN ERDEMİNİ BİLMİYOSANIZ “ÇÖPLÜKSÜNÜZ” AĞIR OLDU BİLİYORUM AMA İSTİSNALAR KAİDEYİ BOZMAZ..
    • GÖZCE DEĞİL, DİLCE DEĞİL, YÜREKÇE KONUŞALIM MAĞDURUN yanın da.. YÜREKÇE UZATALIM ELİMİZİ… Hadi elini ver bana demeden, hissettirelim. Çok mu zor?
    • Bir insanı değersizleştirmek, ötekileştirmek çok AŞŞAĞILIK bir davranış değil mi? Peki biliyor musun böyle davranarak esasın da aşağılık SEN oluyorsun.. bilin artık…
    • VE LÜTFEN SESSİZ, DUYARSIZ kalmayalım… ENGELLİ diye tanımladıklarımızın çok ÖZEL RUH olduklarına inanırım. Benim için çok kıymetliler, önlerin de hep saygı ile eğilmek isterim…Tabii ki ahlaklı, edepli, durumunu kullanmayanlara saygım sonsuz..
    • Not: Fotoğrafı Hindistan’da çektim ve beni çok etkileyen bir kare idi.
    Fatma ÖNDER / 25 Kasım

Bir kadın bir erkek

    • Hep şikayet edenlerden olmadım hiç.
    • Hani vardır ya.. Hep yağmur hep yağmur )
    • “Hep ayaz hep ayaz” diye şikayet etmedim ..
    • “Vardır bir hayır” dedim. Yaşadığım tüm olumsuzluklarda da hayrı aradım.
    • Yüce Rabbim beni iyilikle de sınadı, kötülükle de.
    • Bir üst sınıfa geçtim mi bilemem.. Yaratan bilir…
    • Bir gün ayaz olur, bir gün güneş açar. Birazdan ne olacağını bilemediğin dünya’da çokta kasmamak lazım, ahkam kesmemek lazım kimseye.
    • Nedir bu endişe ve kaygı.. Biz isteyince değil ALLAH isteyince oluyor.. ohh bunu bildiğin de derin bir NEFES.
    • Hayatl planladığın gibi değil geldiği gibi yaşanıyor, yine derin bir NEFES.
    • Planlasan ne olur?
    • Hedefsiz yaşayamayan ben…
    • Öğrendim ki; hedeflerin için yürüdüğün yolda, bir bakmışsın hedeflerin anlamsız gelmiş sana…
    • Çoğu zaman vardığın yer hedeflediğin yerden daha şahane oluyor. Bir anda karşına çıkan daha uygun oluyor.
    • Sınanmışsan fazla; sorgulama, yargılama…
    • Yine bir hikaye dinledim ;
    • Bir kadın bir erkek…
    • Bazen ileri, bazen geri, bazen birbirinin etrafında ve tabi güvenle..
    • Bir ilişkide ahenk bozulmuşsa kadının erkeği çekmesi de, erkeğin kadına yüklenmeside fayda etmez.
    • Kadın “galiba beni taşıyamayacak” demeyecek.
    • Erkek “galiba benle yürüyemecek” diye düşünmeyecek.
    • Bazen konuşmadan, bazen sadece bakışlarla …
    • Kavuşmak veya savaşmak değil bence denge.
    • Eşit olmak, o anın şartlarına göre..
    • Erkek kralsa, kadın kraliçe))
    • Erkek deniz gibi güçlü ve derin,
    • Kadın ay gibi uzak ve parlak 
    • Böyle değilse hiç ama hiç uğraşma.
    • Olmaz. Oldurmaya çalışma.. Everene rağmen olmaz…
    • Fatma ÖNDER
    Foto.Hindistan
Sayfalar:1234567...14