Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

Yeni hayatına hoş geldin. Aşk’la

    1. “Hayatın sana hediye ettiği sevgiyi, sen hayata geri ver.”
    1. Her zaman sevgiyle kal. Benim yaşam felsefem idi.
    1. Çocukluğumdan beri söylediğim bir şey var; inanmam, tutunmam gereken tek şey ilahi yaratıcı (tek sahibim) kalbim(ben), dualarım.
    1. Bildiğim tek şey; İlerlemek. Durmak yok, yol’a devam. Bazen elimde bir fener çakıllı yollarda yalın ayak, sonu görünmeyen bir yolda ilerliyorum. Nereye olduğunu bilmeden.
    1. “Her yol kapalı olsada, O’nun kapısından ayrılma. O sana kimsenin bilmediği gizli kapıyı açar.” HZ.MEVLANA
    1. Derin bir uyku halindeydim uzun zamandır. Sonra birşey beni rahatsız etti, uyanmak istedim.
    1. Hergün bir hayat dersi öğreniyor, ancak tam olarak ne öğretmek istediğini, ne öğrendiğimi bilemiyordum.
    1. Bu mu yaşamak istediğim yer? Böyle bir hayat mı istiyorum? Bu mu birlikte olmak istediğim kişi? Bu kişilerle mi yürümek istiyorum?
    1. “Doğru yoldamıyım bilmek istiyorum ve senden gelecek her türlü cevabı kabul edeceğim” dedim YÜCE RABBİM’e
    1. Kaybolmuştum, yolumu nasıl kaybettim anlamadım! Ve yolumu bulamayacak kadar yorgundum.
    1. “Bana benden başka yardım edecek yok”
    1. “ Benim gidecek bir evim yok, evim neresi bilmiyorum.” Dedim.
    1. Kalk üzerini temizle. Kalktım, etrafa bakındım. Üzerimi temizledim.
    1. “HOŞGELDİN” dedi içimden bir ses
    1. “YENİ HAYATINA HOŞGELDİN” AŞK’la.. Tutkuyla.. Muhabbetle.. Hep şükrettim, hep teşekkür ettim. önce O’NA, İLAHİ OLANA, SAHİBİME…
    1. Bir el değil mi bizi UMUDA götüren, bir çift sevgyle içten bakan göz, sıcacık kalpten gülümseme değil mi yürekleri ısıtan. Bir bakış değil mi sönmeye yüz tutmuş alevi ateşleyen?
    1. Bazen, uzak kalmayı herkese, herşeye bilmeli insan. Gizli dinlenme, gizli dualarla beslenme.
    1. Yaşam nedir? Neden buradayız?
    1. Uzun süredir bir çıkış yolu arıyordum. Görmezden gelirsem farkettiğim şeyi kabul edip, durumu normalleştirecektim. O zaman tutsaklık devam edecekti. Bu tehlikeli! Bazı insanlardan kurtulup özgürleşmem gerekiyordu. Çok şükür temizledim, arındım.
    1. Ne diyecektim;
    1. Görmezden gelirsen, farkettiğin şeyi Kabul edersin, durum normalleşir. O zaman tutsaklık devam eder. Bu tehlikeli!
    1. Öğrendim ki; Kabulleniş özgürleştirirmiş insanı.
    1. Önce kendime dürüst olmam gerekmiş.
    1. Dürüstlük ancak vicdanla ölçülebilir. Dürüstlük vicdanın temiz olmasıdır. Ben yalan söylesemde vicdan asla yalan söylemez.
    1. *** *** ***
    1. Güvendiğim; dostum, arkadaşım, can yoldaşım dediğim kişilerle öyle sınavlar veriyordum ki; ihanetleri, entrikaları, iftiraları, edepsizlikleri, vefasızlıkları nefesimi kesiyordu.
    1. Sıkıntıları ve sorunlarına çözüm bulmak için uykusuz kaldığım geceler, maddi-manevi destek, evimi ve yüreğimi açtığım herkes ISIRDI!
    1. Biz kadınlar severiz kahve içip fal kapatmayı.
    1.  “2 kişi daha gidecek yaşamından”dedi.
    1.  “Kimse kalmadı” dedim.
    1.  “Var”dedi.
    1. Varmış… Bin şükür gittiler.
    1. Yine 2 ay önce tanıştığım sevdiğim bir arkadaş ( hep derim ya eskiyi at, yeniye yer aç.. İyi ki) gittiği psikiyatrit’e ısrarla gitmemi ve bana iyi gelecğini söyledi. Ben çok karşıyım, çözüm içimizde. Bize bizden başkası yardımcı olamaz. Ağrıdan nefes alamadığım da bile ilaç içmem ben. İyi bir dinleyeci olduğum söylenir ama sıkıntılaırmı anlatma konusunda yetenekli değilim.
    1. Neden dedim. Ne gördün ki bende ısrarla gitmemi istiyorsun.
    1. – Öfkelendiğin de çok küfür ediyorsun. Ben de senin gibi derdimi küfürsüz anlatamazdım. Dip not: arkadaşım;başarılı, kendi ayakları üzerinde duran maddi-manevi güçlü işkadını.
    1. – Peki, şimdi soruyorum. “o—–u” nasıl tarif edersin? “ş——i” nasıl tarif edersin? Bazı insanları tarif etmek kelimeler hakikaten yetersiz!
    1. Yadırgadığım sonra hek verdiğim arkadaşlarım oldu. Asla arkadaşlarını bi deiğer arkadaşı ile tanıştırmayan, aynı ortama almayan falan filan. Ben hepsini kaynaştırır, bir araya getirirdim. Sonra ne mi oldu?
    1. Birbirlerini kıskandılar, dedikodu yaptılar, uzanamadıkları ciğere mundar dediler, filmler, senaryolar; bi süre izledim uzaktan. Tarafsız olmalıydım. Aptal insanın 30 dostu, 60 arkadaşı olurmuş. O aptal benim işte. Dedikoları, iftiraları, yüzüme gülüp dostum gibi davranmaları, hatta durumu abartıp beni çok ama çok seviyor numaraları flan filan işte. Hep derim ya; beni kandırabilirsin ama ALLAH’ı asla! Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi bi durumları var.
    1. Emek verdiğim kimseye hakkım helal değildir..
    Fatma ÖNDER / 2018 Şri Lanka

    • Kimseye benzemeyen insanların ülkesi KÜBA
    • Dans, müzik, rom, puro, neşe
    • Rom, puro ve kadınlar.. Karayiplerin en büyük adası Küba. Barok kilise kuleleri, koloni döneminden kalma ihtişamlı binaları, 1950’li yılların nostaljik arabalrı, Arnavut kaldırımı sokakları, demir parmaklıklı ve kırmızı çatılı evleri, geniş tahta çerçeveli pencereleri ve güneşin erişemediği avlularıyle kendi başına bir dünya…
    • Hayatımda ilk kez gördüğüm insanların arasında, neşelerine katılıyorum. Çok yüksek sesli müzik var. Herkes arkadaşım herkesi çok önceden tanıyorum sanki. Küba çok farklı, Hindistandan, Avrupa’NIN herhangi bir yerinde vsvs. Gidince anlayacaksın ne demek istediğimi. Bolca keyfini çıkart.Hani bitmesini istemediğin yemeği yer gibi, ağır ağır, telaşe etmeden, glümseye gülümseye, sakin sakin.
    • Maceramız uçakta başladı Kocaman bir uçak ve bir de üzerin de aktarma var. Ama olsun küba’ya gidiyorsun. Uçağın içinde hostesler yaşlı ve aksi. Asker gibi oturacaksın.. canın içki mi istedi, saaiti var bekleyeceksin canım.
    • Film izledin mi Küba ile ilgili? Kitaplar okudun mu? Ernesto Che Guevara’nın hayatını konu almış filmler. MP3 çalarına Buika ve salsa yükledin mi?
    • Sabun, oje, kalem, ruj, kırtasıye malzemeleri alabilirsin. Seyahatlerde hediye dağıtmak hoş olmayabilir ama Küba farklı.
    • İlk istikamet Havana Güneş çok güzel doğuyor kentte, binaların dokularına, duvarların çatlaklarına, binaların açık kapılarından girip bir Kübalıyı gülümseyerek selamlarsın belki sende. Güneşle selamlaşmak , kucaklaşmak lazım Havana’da, karayıplerdesn, hayal gibi. Izgara biçimli sokaklarında kaybolmalısın. Sokakta domino oynayanları, minik manavlarından patates, domates alanları, ellerinde rom şişesi oturmuş rom içenleri, topları olmadığı için gazoz kapklarıyle oynayan çocukları selamlamalısın. Arada mola verip rom içmeyi unutma, hatta puro da içmelisin, içmiyorsan bile içiyormuş gibi yapmalısın.
    • Hava için olmazsa olmazlar; Eski bir chevrolet kiralayıp kentte gezinmek. Hotel Nacional de Cuba’da mojito içmek. Mydanlarda dolaşmakç Ernest Hemingway’ın gitti bara gitmek. Old Havana da kaybolmak.
    • Birde benim Küba da gördüm en beğendiğim yer Trinidad. Unesco tarafında koruma altına alınmış. Rengarenk geceleri salsa bilmiyorsan bile haklın arasına karışıp “ ne kadar güzel salsa yapoyorum” diye düşüneceğin bir kent Trinidad. Sefan olsun. Kuş kafesleri, sokak aralarına saklanmış okullar, sanat galerileri, rom, puro, slsa. Kübayı tarif etmek çok zor. Santiago De Cuba,, Santa Clara da var elbette görülmesi gerekn bu adada.
    • Ojeleri, sabunları vermeden gelmeyin e mi. Bolca deniz mahsulleri yemek lazım gelir. Plastik bardakta romlarınızı tokuşturmak olmazsa olmazdır. Git dans et, en güzel sen dans ediyorsun, unutma ne olur. Puro fabrikası da görmelisin gitmişken. Sokak köpeklerine şefkat gösterebilirsin, çok seviniyorlar. Bolca keyfıbı çıkart, dand et, şarkı söyle. Unutma dönüşte yine uzun bir uçak yolculuğu ve o mürebbiye kılıklı hostesler seni bekliyor olacak )) Gittiğin de selam söyler miisn benden..
    KÜBA / 2015

HAKSIZLIK ETTİĞİMİZ TÜM CANLILARA…

HAKSIZLIK ETTİĞİMİZ TÜM CANLILAR İÇİN…

İnsanın insana ettiği zulmü konuşuruzda , insanın diğer hayvanlara ettiği zulmü görmezden geliriz. Bu zulmün en iyi saklanmış halllerinden birisi hiç kuşkusuz hayvanat bahçeleridir. Hayvanat bahçelerinin eğitici olduğunu, çocukların hayvanları tanıması ve sevmesini sağladığı söylenir. Ben çocuklarımı götürmedim.  Kafesler içinde gördüğümüz, özgürlüğünü yitirmiş bir canlının vitrine konup sergilenmesinin, eğlence aracı olarak görülmesinin, hayata küsmüş canlıları izlmek canımı acıtıyor. Bütün bunlar bu kadar akıllı ve karmaşık bir canlıyı nasıl etkiliyordur acaba? Ruhunun yavaş yavaş, zaman içinde, ufak ufak kırılması nasıl bir şeydir?

 İki elini yumruk yapıp yan yana getir, bir filin gözleri yine de daha büyük kalıyor. Bu kadar büyük gözlere bakmanın insanı zayıf hissettiren bir tarafı var. . Ruhunda varlığından senin bile bihaber olduğun şeyleri keşfediyorsun. Bunu bakışlarından anlarsın. Bu bakışlara karşılık verdiğinde, karşındaki ruhun derinliklerinde bulduğun tek şey bilgelik, sevgi ve şefkattir. hiç anlamamışım.İlk kez o an fillerin benim asla bilemeyeceğim ve anlayamayacağım şeylere kadir olduklarını fark ettim. 

Haksızlığa uğradığım da, beni köstekleyenler olduğun da, sürekli imkansızlıklardan bahsedip şevkimi kırdıkların da FİLLERİN hikayesini hatırlarım. İNSANLARA;  sınırlarını kendi çizdiğini, esareti kafasında kabullendiğini, güçsüzken deneyip başaramadıklarını yeniden denemesi gerektiğini, gücünü görmezden geldiğini, tutsaklığın kendi seçimi olduğunu ve nelerden vazgeçtiğini nasıl anlatırdınız?

Çocukken filleri çok severdim,  benim için gücün simgesiydi.

 Pek de kalın olmayan bir iple ayağından bağlanmış esir bir filin insanların hedeflerine nasıl sessizce itaat ettiğini gösteren bir belgesel izlemiştim. Benim için  gücün simgesi olan bu hortumlu devler ince iplerle tutsak edilmiş kölelere dönüşmüşlerdi. Nasıl olabilirdi?

Sonra öğrendim…

Fil henüz yavruyken kalın bir zincirle yerinden oynatması mümkün olmayacağı bir yere bağlanırmış. Özgürlüğüne düşkün, gücünü daha yeni keşfetmeye çalışan bu zavallı fil yavrusu kaçmaya kurtulmaya çalışırmış ama bir yavru olarak buna gücü yetmezmiş. Öyle bir bağlarlarmış ki ne kaçabilirmiş ne de bağlı olduğu yeri söküp atabilirmiş. Ne de olsa yavruymuş.

Başlangıçta bıkmadan usanmadan kaçıp kurtulmaya çalışırmış. Ancak zaman içinde özgürlük duygusunu unutur ve artık bu zincirden kaçamayacağını kabullenirmiş. Büyüyüp kocaman bir fil olsa bile zamanında çok defa deneyip başaramadığı ve kaçmayı aklına İMKANSIZ olarak yazdığı için bir daha asla denemezmiş.

Küçük bir filken onu tutan ve özgürlük duygusunu ona sayısız denemeden sonra unutturan zincirlerin yerini ince bir ip ve ipin ucunda hortumundan bile kısa bir odun parçası alıverirmiş. Bizim zavallı fil büyüdüğünü, kuvvetlendiğini ve istese yine tozu dumana katabileceğini unuturmuş.

Özgürlük duygusunu unuttuğunda, doğasından uzaklaştığında, isteğini kaybettiğinde, yapamayacağını düşünmeye başladığında ayağındaki zincirlerden ziyade inandıkları onu tutsak edermiş…

Peki ya siz tutsak bir fille karşılaşsaydınız ona içinde olduğu durumu nasıl anlatırdınız?

Fatma ÖNDER /2018 – SRİ LANKA

PİNNAWALA FİL YETİMHANESİ – Sri Lanka yaban hayatı koruma kurumu tarafından 1975’te kurulan fil yetimhanesi, anneleri öldürülünc başıboş kalan yetim bebek fillere yardım etmek amacıyla oluşturulmuş. Fillerin en büyük eğlencesi elbette yıkanmak, bebek filler içşnse nehirde çamur banyosu yapmak.

 

 

 

  • GÜVENECEKSİN HAYATA BAŞKA YOLU YOK.
    Onun çılgın sürprızlerine, beklenmedik sonlarına,
    ansızın başlangıçlarına, hızlı dönemeçlerine.
    O kadar çok çabalıyorsun ama yine de hiçbir şeyden emin olamıyorsun, tahmin edemiyorsun.
    Hep düşündüğünden başkası. Beklenmedik yerde buluyorsun kendini.
    Bunu anladığımda bıraktım tedbirleri, gereğinden fazla çabayı.
    Bir arkadaşım çok çabalıyorsun, çabayı bırakmalısın demişti birkaç yıl önce.
     Ne yani olduğu kadar, olmadığı kader mi diyeceğim? Ekmeği bile emek vermeden(çiğnemeden) yutamıyorsak diye karşı tarafı ikna etmeye başlamıştım bile.
     — “Oyun oyna, oyuncu ol” Hayat senin gibileri pek sevmiyor. Oyun oynanmıyor senin gibilerle.
     — Hayat bir oyun sahnesiydi değil mi?
     — “emin değilim… Herkese hiçbir şeyden emin olmadığımı söylerdim ama şimdilerde sadece duygularımdan eminim. Diğer her şeyi, olunca göreceğim.
    –  “Hayata güveneceksin başka yolu yok” diyorsun 
    –  Evet, tedbirleri bıraktığın da kendin de hayat da, o kadar bilinmeyenlerle dolu gelmeyecek sana.
    – Oysa ben yüzde yüz emin olmak istiyordum.
    Uzun süredir bıraktım tedbirleri, olduğu gibi kabul edip yaşıyorum hayatı. Hayat bana ne sunarsa..
    Fatma ÖNDER / ISPARTA – Kuyucak köyü /2018

Kime sorsam çok MUTSUZ!

  • Kime sorsam çok MUTSUZ!
    Peki mutsuzlukla başa çıkma yöntemleri var mı?
    Mutsuzlukla başa çıkma yöntemleri öğretilebilir mi?
    Öğrendiğim bir şey varsa o da; bazen mutluluğumuz bizim elimizde olmayacak. Bin musibet üzerimize yağacak ve canımız acıyacak.
    Bunu değiştirmeye çabaladıkça yorulacağız, kırılacağız . Olumlu düşün, olaylara pozitif bak, yargılama, affet gibi bir dolu “bilişe” zaman zaman kafa tutuyorum
    Biz karanlığımız ve aydınlığımızla insanız. ÖFKE DE İNSANA DAİR  AFFEDEMEDİĞİMİZ, öfkemizi azad edemediğimiz de olacak elbette.
    “Ustalık gerektiren kafaya takmama sanatı” kitabında Mark Manson diyor ki; “Daha pozitif bir deneyim arzu etmenin kendisi negatif bir deneyimdir. Ve paradoksal olarak insanın negatif deneyimi kabul etmesinin kendisi pozitif bir deneyimdir” Ve yine “Mutluluğun nedenini aramaya devam ederseniz asla mutlu olmazsınız” demiş Albet Camus. Sen de katılıyor musun? 
    Hayat, gözlerini bağlayıp seni bir yere götürüyor. Bunu bilince derin bir nefes
    Gözlerini açmadan önce, seni kendi etrafında bir güzel döndürüp kıvama sokuyor. Ohh yine derin bir nefes
    Sonra taaa! 
    Ben mi ne yapıyorum?
    Önce bir direniyorum, emek veriyorum, çaba sarfediyorum. Sonra amaaann ne olacaksa olsun diye bırakıyorum. Olsada olur olmasa da olur dediğin an özgürsün işte.
    Birileri geliyor, birileri gidiyor. Korkuyla nefesini tutma. Birileri bazen iyi geliyor, birileri bazen kötü geliyor. Bazı günler sinirden çok ağlıyorum, bazı günler insanlardan nefret ediyorum, bazı günler öfkeden lanet okuyorum, bazı günler geberiyorum ama bazen de ÇOK SEVİYORUM Bazen çok gülüyorum, bazen çok eğleniyorum, bazen çok umutluyum, bazen çok keyifli, bazen SEVGİM içime sığmıyor;herşeyi herkesi sevmek istiyorum Samimi olan çok az kşiyiz biliyor musunuz? Çocukluğunda görmediği ilgiyi, anlayışı, saygıyı, desteği, pozitife kimler çevirip kendi lehine yaratımlar çıkarabiliyor ki? Hep az mıyız? Az olan iyi olan mı? Azıcık aşım dertsiz başım mı?
    Azla yetin çoğu bulamazsın. Yahu niye az istiyeyim? Niye az istiyesin! Çok iste, çok sev, çok gül, çok bağır, çok sinirlen, çok öfkelen, çok ol çok… Niye kapatıyorsunuz ağzımızı. Ha birde deli görünmeye çalış, yanlış anlarlar, ayıplarlar. Ayıp olursa diye diye istediği hayatı yaşamayanlar burda mı? BAŞKASI OLMA KENDİN OL CANIM! Bak nasılda mutlu olursun.. MUTSUZLUĞUNU, ÖFKENİ, KAVGANI YAŞA. SEN SENİ ANLAMAZSAN KENDİNİ MUTLU ETMEZSEN KİMSE SENİ MUTLU ETMEK İÇİN GELMEYECEKTİR… HADİ O ZAMAN.. VAKİT ŞİMDİ..Ne yani hep mi MUTLU OLMAK İÇİN ÇABALIYACAĞIZ MUTSUZLUKTAN PERDELERİ KAPATTIĞIM DA OLDU, MUTLULUKTAN DELİRDİĞİM DE…. Biliyor musun hiçbir şey kalıcı deil. Sen istersen geçiyor. İste çok iste e mi… hep çok iste, aza kanaat getirme.
    Fatma ÖNDER / 2018 / BODRUM

Elinden gelen bir şey yoksa, kalbinden geçen de yeter

 

Elinden gelen bir şey yoksa, kalbinden geçen de yeter.
Doğadan gelen felaketin yaraları sarılıyor ama İNSANIN öyle mi? İnsanın İNSANA ettiği travma 
Uzun süredir r tüm yazılarım VİCDAN ve MERHAMET duygusu üzerine. Neden? Konu mu bulamıyorum acaba? HAYIR!
Doğal afetlerden korkmuyorum İNSAN’dan korktuğum kadar.
Dünyanın öbür ucunda bir çocuk ölüyorsa ve sen bunu görüp-görmezden geliyorsan; insan değilsin !
İnsana acımıyorsun anladık! Onlarca yanan ağaç, hayvan, bitki örtüsü… vb. için sızlamaz mı AĞAÇ yanarken, hayvanlar çaresiz canlarını kurtarmaya çalışırken hiç mi vicdanın rahatsız olmaz?
Bazen yazıp söyleyecek bir şey kalmıyor tüm bu olanlara. Kalplerde ki savaş bitmedikçe, yeryüzünde esmeyecektir huzurun rüzgarları.Etraf fazlasıyla gürültülü, kalpler kararmış. Dünya sallanıyor. Ne kadar kötülük uçuşuyor etrafımızda değil mi? Katı kalpli insanlar, kin ve nefret kusup etrafa saldırıyor. Duyuyorum sesinizi.Ne yapalım peki?
İsyan edelim, öfkelenelim, intikam mı alalım? Hadi hep beraber lanetleyelim! Olur mu sence? İşe yarar mı? Bu yöntem ile başaranı gördün mü?
Senin başardığın var mı? Muhtemelen yok.. Benim de yok…
Oysa ne güzeldir. Bir kötülüğü iyiliğe, güzele, sevgiye dönüştürebilmek.
Bu hayata mutluluk ve güzellik katmak için geldik.
Savaşmak için gelmedik. Hep nefret ve kin.. Peki neden? Ne için bu ofke?
Kazananı olmayan bir oyundur KÖTÜLÜK, KİN ve NEFRET..
Barış ve sevgi diyorum..Önce kendini sev, sonra diğer insanları sevmek çok kolay..
Sevginin olduğu yerde barış zaten var.
Kendimizi ve tüm canlıları sevdiğimiz, kendimiz ile ve tüm dünyayla barış için de olduğumuz günün başlangıcı olsun bugün..
EMPATİ YAPMAYI UNUTMA E Mİ? Senin çocuğun, sevdiğin, ailen, ağacın, hayvanın, evin olabilirdi yanan..
Birileri öncülük etse de EMPATİ dersi olsa ya okullar da.. ŞAHANE OLMAZ MI? OLUR BENCE…
Fatma ÖNDER / 2018

Suçluyu bulmuşlar. O bir KADIN!

    • KIZ ÇOCUĞU ANNELERİNE EN DERİN SAYGILARIMLA..
    • KADIN DOSTU OLAN TÜM KADINLARA EN DERİN SAYGILARIMLA.
    • Hani ADAM gibi ADAMLAR; BABA gibi güçlü adamlar vardır ya; Kadına çok değer veren, koruyan, sahip çıkan, destekleyen, “korkma ben varım” diyebilen tüm adamlara en derin saygılaırmla.
    • KADINI destekleyen, güç veren, onurlandıran, sahip çıkan, gücünün farkında olmasını sağlayan tüm kadın ve erkeklere en derin saygılarımla. İYİ Kİ VARSINIZ.. İYİ Kİ…
    • En büyük darbe ; bir kadından başka bir kadına; Esra Oflaz Güvenkaya
    • Suçluyu bulmuşlar; O BİR KADIN!!
    • ÖLDÜRÜN ONU!! Abisini unutmuşlar KİN, NEFRET kusuyorlar.. Ellerine bir fırsat geçmiş, değerlendiriyorlar..
    • Kadına dokunmayın, illa birini öldürecekseniz abisini öldürün!
    • Sahi sizin neden erkeklere karşı bu kadar zaafınız var?
    • Erkeksiz yaşayamayanlardan mısınız?
    • Neden hep KADINLARA saldırıyorsunuz?
    • KADIN KADININ NEDEN HEP AMA HEP DÜŞMANI? NEDEN YAHU? NEDEN?!! YA SİZ KİMSİNİZ? ŞİDDETE UĞRAYAN SİZ! HOR GÖRÜLÜP İTİLEN SİZSİNİZ! DEĞER GÖRMEYEN, SAYGIYI HAKETMEDİĞİNİZ İÇİN EZİLEN, HİZMETKARLAR; şimdi yorum yapıyorlar… Bi sahip çıkın, sahip çıkın kadına; ADAMIN ADI BİLE GEÇMİYOR YAHU!! OLAY TAMAMEN Esra Oflaz Güvenkaya.. ALLAH SİZİ ISLAH ETSİN! SAYGI DUYMADIĞIM KADINLAR VAR!
    • Saygı duymadığım adamlar var;
    • Evine, para kazanıp ailesine bakmak için gelen kızı(kadını) taciz et!
    • İş yerinde çalıştırdığın kızı(kadını) taciz et! Aşık oldum” de… İş yerimiz YUVAMIZ, AİLEMİZ değil mi?
    • Evladını taciz et! Komşunu, en yakın arkadaşını, arkadaşının arkadaşını, evli kadınları, genç kızları taciz et!
    • SONRA “ADAM” olduğunu iddia et!! Statün, eğitimin ve Paran ile övün! Al o eğitimini, paranı, satününü,,,,,,,,, İNSAN DEĞİLSİNİZ!!! PİSLİKSİNİZ! Bu adamların yanında zafer işareti yapıp, gülmekten ağzı kulaklarında fiyonk kadınlar ve bu adamları haklı gören kadınlar PİSLİKSİNİZ!! ÇÖPLÜKSÜNÜZ! LAĞIM KUYUSUNA DÜŞEN FARESİNİZ!! BİRDE ÇOK HASTASINIZ! ALLAH SİZLERDEN BİZİ KORUSUN! AMİN!
    • Hani biz Dünya’yı güzelleştirmek için gelmiştik; Biz kadınlar yeryüzüne;adaleti, vicdanı, merhameti, amannn.. çok küfür ettim yine(((
    • Adam karısını aldatır; kadın suçludur. O da kadın olsaymış canım.. Adam karısına şiddet uygular. Haketmiştir o kadın.. Abisi, babası, akrabası sapıktır;suçlu yine kadın olur.. vay be.. nasıl aklanırız ne yaparız  ALLAH bizi önce bu Kadınlardan korusun! Amın! Amin!
    • Esasında biz kendimizi koruruz, çelme takmasınlar yeter.. Ve çelme takanlar yine KADINLAR! Çok küfür etmiş olabilirm ama beynim üzüntüden, hayal kırıklığından hakıkaten çatlamak üzere… Korkmaya başladım ( NASIL KORURUZ KENDİMİZİ?
    Fatma ÖNDER

Suçluyu bulmuşlar; O BİR KADIN!

    KIZ ÇOCUĞU ANNELERİNE EN DERİN SAYGILARIMLA..
    KADIN DOSTU OLAN TÜM KADINLARA EN DERİN SAYGILARIMLA.
    Hani ADAM gibi ADAMLAR; BABA gibi güçlü adamlar vardır ya; Kadına çok değer veren, koruyan, sahip çıkan, destekleyen, “korkma ben varım” diyebilen tüm adamlara en derin saygılaırmla.
    KADINI destekleyen, güç veren, onurlandıran, sahip çıkan, gücünün farkında olmasını sağlayan tüm kadın ve erkeklere en derin saygılarımla. İYİ Kİ VARSINIZ.. İYİ Kİ…
    En büyük darbe ; bir kadından başka bir kadına; Esra Oflaz Güvenkaya
    Suçluyu bulmuşlar; O BİR KADIN!!
    ÖLDÜRÜN ONU!! Abisini unutmuşlar KİN, NEFRET kusuyorlar.. Ellerine bir fırsat geçmiş, değerlendiriyorlar..
    Kadına dokunmayın, illa birini öldürecekseniz abisini öldürün!
    Sahi sizin neden erkeklere karşı bu kadar zaafınız var?
    Erkeksiz yaşayamayanlardan mısınız?
    Neden hep KADINLARA saldırıyorsunuz?
    KADIN KADININ NEDEN HEP AMA HEP DÜŞMANI? NEDEN YAHU? NEDEN?!! YA SİZ KİMSİNİZ? ŞİDDETE UĞRAYAN SİZ! HOR GÖRÜLÜP İTİLEN SİZSİNİZ! DEĞER GÖRMEYEN, SAYGIYI HAKETMEDİĞİNİZ İÇİN EZİLEN, HİZMETKARLAR; şimdi yorum yapıyorlar… Bi sahip çıkın, sahip çıkın kadına; ADAMIN ADI BİLE GEÇMİYOR YAHU!! OLAY TAMAMEN Esra Oflaz Güvenkaya.. ALLAH SİZİ ISLAH ETSİN! SAYGI DUYMADIĞIM KADINLAR VAR!
    Saygı duymadığım adamlar var;
    Evine, para kazanıp ailesine bakmak için gelen kızı(kadını) taciz et!
    İş yerinde çalıştırdığın kızı(kadını) taciz et! Aşık oldum” de… İş yerimiz YUVAMIZ, AİLEMİZ değil mi?
    Evladını taciz et! Komşunu, en yakın arkadaşını, arkadaşının arkadaşını, evli kadınları, genç kızları taciz et!
    SONRA “ADAM” olduğunu iddia et!! Statün, eğitimin ve Paran ile övün! Al o eğitimini, paranı, satününü,,,,,,,,, İNSAN DEĞİLSİNİZ!!! PİSLİKSİNİZ! Bu adamların yanında zafer işareti yapıp, gülmekten ağzı kulaklarında fiyonk kadınlar ve bu adamları haklı gören kadınlar PİSLİKSİNİZ!! ÇÖPLÜKSÜNÜZ! LAĞIM KUYUSUNA DÜŞEN FARESİNİZ!! BİRDE ÇOK HASTASINIZ! ALLAH SİZLERDEN BİZİ KORUSUN! AMİN!
    Hani biz Dünya’yı güzelleştirmek için gelmiştik; Biz kadınlar yeryüzüne;adaleti, vicdanı, merhameti, amannn.. çok küfür ettim yine(((
    Adam karısını aldatır; kadın suçludur. O da kadın olsaymış canım.. Adam karısına şiddet uygular. Haketmiştir o kadın.. Abisi, babası, akrabası sapıktır;suçlu yine kadın olur.. vay be.. nasıl aklanırız ne yaparız  ALLAH bizi önce bu Kadınlardan korusun! Amın! Amin!
    Esasında biz kendimizi koruruz, çelme takmasınlar yeter.. Ve çelme takanlar yine KADINLAR! Çok küfür etmiş olabilirm ama beynim üzüntüden, hayal kırıklığından hakıkaten çatlamak üzere… Korkmaya başladım ( NASIL KORURUZ KENDİMİZİ?
    Fatma ÖNDER

Tüm çocukları kendi çocuklarımız gibi sevip, koruyup, kolladığımız da daha güzel bi Dünya yaratmış olmaz mıyız?
Anne-Baba olmamız gerekmiyor; bi parça şevkat, bi parça vicdan, bi parça merhamet.. Hepsi bu..
Çocukluğunuza gidin bi düşünün ailemiz ile ilgili olumsuzlukların bizi nasıl derinden sarstığını, kırdığını, incittiğini ve ruhumuzda kapanmaz yaralar açtığını. EMPATİ yapın lütfen!
İnanın telafisi yok. Sadece kendi çocuKlarımız için mi yaşıyoruz? Kendi çocuğunuz gibi, kendi canınızdan bir parça gibi diğer çocuklarada sahip çıkın ve örselenmelerine izin vermeyin.
ANNE-BABA’nın koruyamadığı, ittiği, örselediği, yaraladığı çocuğa başkaları çok rahat tekme atabiliyor. HERKES GELİP GEÇER AMA ÇOCUKLAIRMIZ HEP BİZİMLE..
BENİ DE YARGILAMAYIN ARTIK!
Yazdığım her harfin hatta noktanın bile arkasındayım. İki çocuklu hatta erkek çocuğu annesi olarak gay’lerle resim paylaşıp, onlara saygı duyduğunu her fırsatta dile getirdiğin yetmezmiş gibi birde CECELİ’nin eşini savunuyorsun diyorsunuz ya!! Anlamazsınız siz! ÇOCUKLARIN YARALANMASINI İSTEMİYORUM. O VİDEO’YU PAYLAŞMAK SİZE BİR ŞEY KAZANDIRMAZ AMA O ÇOCUKTAN ÇOK ŞEY GÖTÜRECEK. ELİNİZİ LÜTFEN VİCDANINIZA KOYUN.. BANA NE İNSANLARIN TERCİHLERİNDEN. ÇOCUKLARA KIYMAYIN E Mİ? Eğer yaşanılabilir bir dünya hayal ediyorsan önce çocukların yaşamını güzelleştirmek için elinden geleni yapmalısın.
SEVGİ ile büyüyen, değer gören çocuk ileride potansiyel katil olabilir mi? SEVGİ harika bir histir ve çocuklarımızı şevkatli kollarımıza alıp güvendesin evladım diyebilmeiliyiz. TÜM ÇOCUKLARI SARIP SARMALADIĞIMIZ, KORUDUĞUMUZ, ÖNEMSEDİĞİMİZ, BİZ YANINDAYIZ SAKİN OL GEÇECEK DİYEBİLDİĞİMİZ, KENDİLERİNİ GÜVENDE HİSSEDEBİLECEKLERİ ŞAHANE GÜNLERİMİZ OLSUN ARTIK…
Ha birde ayrıldığınız, çocuklarınız annesini sırtlanların önüne tepişen egolarınız, hırslarınız için atmayın e mi? Olan yine o minnoş kalplere oluyor. Çocuklarınızı harcamayın e mi?
“Çocukları sevin, onlara karşı şefkatli olun, onlara verdiğiniz sözü harfiyen yerine getirin; çünkü çocuklar, sizin onlara rızk verdiğinizi sanırlar.” HZ.MUHAMMED (SAV)
“Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz.” MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
FATMA önder /2018

Sizi heyecanlandıracak Ülkeler’in listesini hazırladım

Sizin için şahane bir gezi listesi hazırladım. Önerdiğim Ülkeler’den çok huzurlu ve keyif almış olarak döneceksiniz. Çünkü bizler parası ve zamanı çok olan insanlar değiliz. Aradığınız tüm detaylar bi dolu gezi bloğun da var. Bana arkadaşlarım soruyor . İspanya gezisine nereden başlasam diye. Endülüs diyorum.. Fransa için Güney Fransa. Almanya’ya git ama Kültür turu istiyorsan Berlin derim. Yeşili bol bi yer istiyorsan Balkanlar, Trekking yapmak istiyorsan Romanya, düşler ülkesi istiyorsan; Nepal, Heyecan coşku tutku istiyorum diyorsan Peru Bolivya şili. farkındalığıma katkısı olacak beni sarsacak öğretecek döndüğüm de yaşamı tutkulayacağım bir ülke istiyorum diyorsan; Hindistan. Düşünmek istiyorum diyorsan Küba.. Kıskanmak istiyorum dersen Dubai) Önyargı ile gidip mutlu döndüğüm ülke İNGİLETERE, Londra
Bence tatil biraz değişik, biraz da sürpriz olmalı..
Bugüne kadar kaç ülke gezdiğimi ve en beğendiğim ülkeleri soruyorsunuz. Esasında Blog açma sebebim; gezdiğim yerleri sizinle paylaşacaktım. Çok vaktim olmadı yazmak için.
Bu işin listesini tutmayı sevmiyorum, çünkü kaç yer gezdiğimizin bir önemi olduğunu düşünmüyorum. Önemli olan gezdiğimiz yerlerin hayatımızda bıraktığı izler ve anılar diye düşünüyorum. Ancak illa ki söylemem gerekirse gezdiğim ülke r sayısı 40’ı buldu. Yani ben de GEZİ yazısı yazabilirim amatör olarak. Çok göreceli olduğunu düşünüyorum. Peru, Bolivya, Kamboçya, Vietnam, Nepal, Endülüs, İngiltere ve Balkanlar’da 6 Ülke şeklinde bir favori sıralamam oluştu. Hayattan beklentilerimiz değişmeye başlıyor seyahat ettiğimiz de.
Özellikle Avrupa’ya seyahat edecekseniz ve sanat aşığı iseniz; Berlin ve benim favori Ülkem İngiltere… ( National GALLERY, Brıtısh Museum LONDON) Akropolis ATİNA, Museo del parado MADRİD, Park Guell, La Sagrada Familia BARSELONA, Musei Vaticani VATİKAN, Galleria degli uffizi FLORANSA şeklinde olacak sıralamam ..
Ne yiyebilirsiniz kısmına hiç girmiyeyim benim gibi yeme-içme konusunda sıkıntılı olabilirsiniz.:))
Parantez içine aldıklarım; önerdiğim şehirlerdir.
Almanya (Berlin) diğer şehirleri kasvetli buldum. Hollanda (Rotterdam), Belçika(Brugge), Avusturya(Bad Gastein, Venedik, Sazburg), Lüksemburg( 2 saatte tüm şehri dolaşabilirsiniz), İtalya (Floransa) Roma ve Venedik bende hayal kırıklığı yaratmıştı. Fransa (Cote d’Azur bölgesinde en sevdiğim yerler St Tropez, Cannes, Monaco Krallığı (Montecarlo), Antibes, Port Girmaud, St Maxime ve Nice’tir.)
Herkes Paris’i beğenir ama ben 3 kez gitmeme rağmen sempatik bulmadım. Favorim , disneyland 
İspanya (Barselona) Madrid (bana hitap etmedi) Barselona ve Madrid’in ötesinde, daha derin bir İspanya arıyorsanız Endülüs’ü ziyaret edin derim. Granada (Alhamra sarayı) Sevilla(Flamenko) Cordoba ( La Mezquite’nın camiden katedrale dönüşü, İslam’ın hırıstıyanlık karsısında aldığı yara) Ronda( Rüya şehir. Ernest Hemigway’ın bile aşık olduğu şehir) Marbella( minik sempatik huzurlu liman şehri) Moskova bende hayal kırıklığı yaşatmıştı.(Salvador Dali müzesi) Ben artık müze dolaşmak istemediğğim için olabilir. Bazi Ülkeler de müze, kilise dolaşmak istemiyorum, nedenini bulamadım; içime sıkıntı çöker. Yunanistan’ın adaları mı Bodrum’mu dersenız BODRUM derim.:) Bana hitap etmedi. Mykonos, Rodos, Santorini gittiğim adalar. Samos’u giden arkadaşlarım beğenmiş. Ben gitmedim.
Romanya trekking için şahane ve Sonbahar’da gitmelisiniz. Bulgaristan( bi kaç saat kalabildim yorum yapamıcam)
Balkanlara giderseniz mutlaka 13 gününüzü ayırıp 6 Ülkeyi dolaşmanızı öneririm. Biz Arnavutluk’tan başlamıştık. Gezip gördüğüm her yere aşık olmuştum. Hırvatistan( Dubrovnik, Dalmaçya) ve Sırbistan ile devam etmiştik.
Fas’a 10 yıl önce , Mısır’a 12 yıl önce, Tunus’a 14 yıl önce gitmiştim. Dolayısıyle ne yazsam eksik kalacak.
Bir süre sonra Avrupa’nın sizi heyecanlandırmadığını düşünüyorsunuz ve rotanızı egzotik, doğal, enerjisi yüksek Ülkeler’e çeviriyorsunuz.
Hindistan ve Nepal;
Düşler ülkesi Hindistan: Tac Mahal, kutsal hayvanlar, camiler, Ganj Nehri, dilenciler, tıklım tıklım caddeler, tapınaklar, şifalı bitkiler, racalar… Varanasi beni çok yıpratmıştı, Hindıstan’ın ruhani merkezi olarak anılıyor. Kutsal Ganj nehri.
Özgünlükler ülkesi Nepal: Himalayalar ve Everest Tepesi, Budistler, kutsal ibadet yerleri, sessizlik, saraylar… , bize Doğu’nun çekici güzelliklerinin kapılarını açıyor. Sayfalarca yazabilirim. Ritüeller, seromoni, meditasyon, farkındalık…
Vietnam, Kamboçya, Laos;
VİETNAM, halong bay koyu, CU Chi tünelleri, Ho Chi Mınh City
KAMBOÇYA, tonle sap gölü ( göl üzerinde yaşam, yüzen köy evleri), Angkor Wat.
LAOS, Halong, Honoi, Şelaleler..
Peru, Bolivya, Şili;(Güney Amerika)
Dünya’nın yeni yedi harikasından biri MACHU PİCCHU; yazarken bile heyecanlandım. Nazca çölünün sırları. İnkaların gizemlerle dolu Ülkesi. Titikaka gölü; göl üzerinde doğal evler(evler sazlardan yapılmış) La Paz, Şili, Chungara gölü, Atakama çölü.. daha ne olsun. Gittiğim hiçbir Ülke beni heyecanlandırmadı Bu Ülkeler kadar
Küba; herkes Havana der, ben Trinidad ve Varadero’yu öneririm.
DUBAİ; yapay şehir.… Ben hariç herks bayıla bayıla anlatır Dubai’yi Ben yüksek gösterişli binalardan hazetmediğim için bana sempatik gelmedi. Araba kültürüm yoktur ama gördüğüm görmediğim en lüks araçları gördüm bu şehirde. Lüksün sınırı yok kısaca. Safari iyiydi ama
Çek cumhuriyeti’ni unutmuşum Prag ve Karlovy Vary .. Karlovy Vary kışın rüya şehir oluyor. Karpostal gibi. Polonya köyleri gezilmeli, görülmeli, Macaristan dediğim gibi göreceli olduğu için tatil, benim sempatik bulmadığım yerler size şahane gelebilir. Ne beklediğimiz ile alakalı sanırım.
Unuttuğum Ülke var mı acaba? 
Fatma ÖNDER

Sayfalar:12345678...52