Fatma Önder

Yazar değilim, ama yazamaz da değilim...

Sizin etiketleriniz neler?

SİZİN ETİKETLERİNİZ NELER?
Hepimiz kendimizi etiketlemeye, kendimiz hakkında hikaye yazmaya meyilliyiz.
Bir özelliğinizi yazmanızı isteseler gizli tutmaya çalıştığınız hangi özelliğinizi yazardınız?
En sevdiğiniz özelliğiniz ne?
Peki ya en sevmediğiniz?
Sarı yapışkanlı kağıda yazar mısınız?
Kendinizi sansürlemeden yazın e mi )
3 kelimeyle sınırlı kalmayın ben 34 etiket bulmuşum . Madem ki samimiyet diyoruz . Kendimi “ben aptalım” diye etiketlemişim. 
Eğilmezmişim, boyun eğmezmişim. Buğdaya benzetmişim kendimi;buğdayın eğilmesi ağırlığından, insanın öylemi? Nerde çıkarı menfatai var o yöne eğilir diye devam etmişim. Gizli tutmaya çalıştığım özelliğim “sır” olarak kalsın.
Olumlu-olumsuz tüm etiketlerimiz insani ve doğamızda var kabul edelim. biz etiketleyen yaratıklarız ve bayılıyoruz etiketlemeye.
Anne-babamız, akrabalarımız, çevremiz, sosyal çevremiz hep bi şekilde etiketliyor bizi ve bizde kendimizi etiketlemeye bayılıyoruz.
Peki aileniz sizi nasıl etiketlemiş? Şimdi anladım, neden dönüşemediğimi) Ah bu ailelerimiz!

Sizin için hangi değerler önemli?

 

BİR GÜN KENDİME EN BÜYÜK KORKUMU SORDUM?
Bak ne diycem.
Herkesin dilinde dolanan ve bizim en büyük korkumuz olan bir cümle var;”HAYAT ADİL DEĞİL.”
Hayat bize çoğu zaman adil davranmıyor. Peki biz kendimize adil davranmaktan vaz mı geçelim? Acıyan yerlerimize nasıl bakacağımız bizim elimiz de. Acımız geçene, hafifleyene kadar acele etmeden, her şeyin bir zamanı olduğuna güvenerek, tevekkül ederek kendimize destek olmaktan başka ne yapabiliriz? Kendimize göstermediğimiz şefkati bize gösteren çıkmayacaktır, inanın. En azında bana çıkmadı. . Korkularımız elbette olacak ama bu güçlü olmamıza ve kendimizle gurur duymamıza engel değil.
******* ******* *******
GÜÇLÜ OLMAMAK İÇİN SEBEBİN NE?
Kendimden biliyorum, hayallerimizi gerçeğe dönüştürmek için ödediğimiz faturalar var.
Psikiyatriste gidersin çocukluğuna inmek ister, kişisel gelişim eğitimleri, seminerlerde hep aynını söyler;Çocukluğuna git veya içindeki çocuğa dön bak.
Koşmayı düşmeden öğrenebilir miyiz? Eğer düşmeseydik, koşmayı denermiydik. HİÇBİR TECRÜBE BOŞA DEĞİLDİR.
Hayata küsme e mi. İstediğimizde silkelenip yolumuza devam etmek elimizde. Korkmdan yeniden başla.
Kolay olmadığını biliyorum, (içindeki sese kulak verirsen seni yanıltmayacaktır) kalk, hemen kalk, korkma, silkelen, üstünü başını topla ve koşmaya başla. Bu güç sen de var. Ne duruyorsun? Kendine acımayı, isyan etmeyi, olumsuzluklara takılı kalmayı bırak yahu! Ne ayıp! Yakışıyor mu sana. Bazen kış,bazen baharı yaşıyoruz. Hep aynı duygularla yaşarsak hayatın anlamı olurmu, o zaman insna olduğumuzu hissedemeyiz ki.. Mutlu olmak için çok şeye gerek yok demiş ya işi bilenler. E hadi o zaman dene bence.. Ama önce adım atman gerekecek güzel insan.
******* ******* *******
Kendine soru sormaktan korkma!
BENİM İÇİN NELER ÖNEMLİ?
Sizin için hangi DEĞERLER önemli?
Hayatınızı yaşarken size yön vermesi için değerlerini, yaşamına anlam katan özelliklerini SEN de tesbit eder misin?
Şimdilerde bulmanın oldukça güç olduğu inancımız;günden güne yitirdiğimiz değerlerimizdir esasında. Değerlerimizi yitirmek için birilerinin sürekli yeni sıfatlar empoze ettiğini üzülerek gözlemliyorum. Ve ben inadına;inançlarım, değerlerim, hatalarım, üzüntülerim, kırgınlıklarım, karanlığım, renklerim, zaferlerim ve hislerimle gurur duyuyorum. Evet, geleneksel olduğum da doğrudur. Değerlerimiz doğrultusunda bir yaşam inşa etme süreci kişisel bir yolculuktur, unutma e mi
Fatma ÖNDER

Arkadaş detoksu yapıyorum :)

  • Bazı arkadaşlarımın mutluluğuma ve huzuruma hizmet etmediğini, hatta beni aşağıya çektiğini fark etmenin ve araya mesafe koymanın vakti geldi. Yanındaki seni mutlu ettiği sürece kalsın hayatında., zorlama kendini. Hayat rahat ve anlayışlı insanlarla keyifli. Aynı dili konuşanlar değil aynı duyguyu paylaşanlar anlaşır. Unutma… Ne sen kimse için mecburi istikametsin, ne de bir başkası senin için. Seninle gelmek isteyenleri yanına al ve çık yola.
    O eski ihmal ettiğim, zaman ayıramadığım, samimiyetinden ve iyiniyetinden biran bile şüpheye düşmediğim, kalpten kalbe olan dostlujklara daha fazla zaman ayırmam gerek.
    Son yılların modası olan “ARKADAŞ DETOKSU” yapmalı. Hepimizin çevresinde var hesapçı arkadaşlar. Sabırlı olmak ile vaktini boşa harcama. Beni seviyormuş gibi yapan insanları hayatımda tutup kendime ihanet etmeye, vaktimi boşa harcamaya, beni yargılayanlarla yürümeye devam etmeye, yalan söyleyenler, vaatlerden bulunup yerine getirmeyenler, hoşgörüsüz, sadakatsiz, vefasız, dalavereci insanlara ayıracak bir saniyem bile yok artık. Ben nasıl hesapsızsam onlarda hesapsız olmalıydı. Dedikodunuzu bir kere yapan tekrarını yapacaktır. Başkalarının mutsuzluğuyla beslenen, başka hayatlara imrenen, onları kıskanan, eleştirerek ve yargılayarak dedikodu yapan insanlara her şans verdiğinizde ruhunuzun hasar aldığını görürsünüz. Neden devam edelim ki? Fırsatçılar, pohpohçular.. Dobralığını öğen ama ucu kendilerine dokunduğunda yaralayan insanlara ayıracak vaktim yok artık. RUHUMUN ACELESİ VAR.
    Şimdilerde yeni insanlar tanıyorum. Mutlulukta mutsuzluk gibi bulaşıcı. Ben mutlu olmayı seçiyorum. Artık kimsenin mutsuzluğunu, hikayesini dinleyecek enerjim kalmadı. İyi gitmeyen ilişkilerinde benim yanımda, hayatlarına birini aldıklarında aradıkları bile yok. Ya da çocuğuyla ailesi ile sorunu olduğunda bana anlatıp, işler yoluna girdiğinde arayıp sorduğu bile yok. Ve öğrendim ki; ÖNÜME ÇIKAN YANLIŞLARA, YANLIŞ İNSANLARA NE KADAR ÇABUK “HAYIR” diyebiliyorsam, doğru karşıma o kadar çabuk çıkacaktır
    İlk önce eleştirirler, sonrada kıskandıkları kişi olmaya çalışırlar. Kıskançlık için ise yapılacak bir şey yok. Birinin birini kıskanması o kişinin başarılı ve etrafında saygı duyulan kişi olduğunu gösteririr. Bu arada başarılı olduğum falan yok, rahat olun.. Saygı ise dilenilmez, hakkedilir. unutma e mi..
    Fatma ÖNDER

Ben seni sevdiğimi dünyalara bildirdim, sen bi anangile söyleyemedin :)

 

Ben seni sevdiğibmBni Ben seni sevdiğimi dünyalara bildirdim, sen bi anangile söyleyemedin. 
Dün akşam uzun süredir görmediğim bir arkadaşımla görüştüm.
Arkadaşım? Çok CESUR, AŞKINA, SEVDİĞİNE, SEVGİSİNE SAHİP ÇIKAN, neyseee..
“Korkaklar neden mantığa sığınır, mantığın arkasına saklanır” dedi.
Ayy ne desem ki; arkadaşımda her söylediğim sözü can kulağı ile dinliyor ve önemsiyor
Her zamanki gibi düşünmeden kurgulamadan o an aklıma ne gelirse. Esasında bilir arkadaşım ben kalbi ile yaşayanlardanım, o bahsedilen zeka-mantık bende hiç olmadı )
Korkaklar, hayatı sorgular. İşine gelmediği zaman mantığa sığınır) veya sığışıverirler…
Hayat zor, karar alıp-vermek YÜREK ister, cesaret ister.
“Cesaret hiç korkmamak değil korkuya rağmen bişeyler yapabilmektir.” Der ya işi bilenler.
Beyler sizde biraz CESUR olun yahu! Bi anangile söyleyiver sevdiğin kızı Anlat yahu! Korkma!! Bak kızcağız Dünyalara bildirdi seni sevdiğini.
Bulunmaz hint kumaşıda değilsin hani! Gönül bu sevmiş seni
******* ******* *******
Tanıyanlar çok cesur olduğumu söyler. Bir sır vereyim mi; CESUR değil idim, sadece CESUR görünebilmek için cesaretli olmam gerektiğini çok iyi biliyordum.
Eğer çcocukluğunuzda yaşadığınız travmalarınız varsa size kimsenin yol göstermesine, kural koymasına gerek kalmıyor. Yolunuzu kendi deneyimlediğiniz doğrular ve yanlışlarla bulıyorusnuz hem de en şahanesinden.. Çocukluğunuzda yaşadığınız travma sizi çok güçlü bir karakter yapabildiği gibi lağım kuyusunada düşürebilir. Hep tercih. Senin nasıl bir insan olmak isteğinle alakalı diye düşünyorum. Dalaverici, çıkarcı, yalancı, asalak, kazanma hırsı,,,,vb, tercihin bunlar ise vay haline! Kazananı olmayan bir pisliğin içindesin demektir bana göre.. Kendi doğrularım, karanlığım ve aydınlığım ile BEN olarak hayatı deneyimlemek istiyorum diyorsan zaten bi şekilde uzun vadede olsa kazanacaksın…
VİCDAN İNSANOĞLUNA SUNULMUŞ EN BÜYÜK SINAVDIR! İşte bunu asla ama asla unutma… Öğrenene kadar önüne gelecek!
Demişler ki; “malı mülkü değil, kaşı gözü değil, hırkası heybesi de değil, MERHAMETİ’dir bir insanı güzelleştiren…”
Hadi o zaman güzelleşelim…
Fatma ÖNDER

Dostum…

Dostum…
Güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma….
Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de…
Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez.
Yolcuya bakıp, yolunu tanıma.
Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver.
Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil;
Asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır;
Yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal…..
“En doğru yol: en dikensiz yoldur” diyenler seni aldatıyorlar.
Onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır.
Aldırma….
Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir.
Dikenine katlanmaktan söz edenler, aşıkmış gibi davrananlardır.
Gerçek aşık olanlarsa, dikenini de sever.
Dostum, yollar yürümek içindir.
Fakat, şu gerçeği de hiç unutma:
Yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir.
Yol boyunca; yola çıkıp da yürümeyenleri,
Yola oturup, gelen-geçenin ayağına çelme takanları,
Yoldan metafizik uyuşturucularla keyif çatanları,
Tel örgülerle çevirdiği yolu kendisine zindan edip volta atanları,
Maratona 100 metre koşucusu gibi hızlı gidip, 50. metrede yola yatanları,
Yürüyüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce, yolculuk üzerine zor atanları,
Yürümeyi bırakıp, yol-yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları,
Ayağına batan tek bir dikenin faturasını çıkarıp, ömür boyu tafra satanları,
Beyaz atlı kurtarıcıyı gözlemek için ufka bakıp bakıp dağıtanları,
Yanlış kılavuzlara kızıp yolu satanları göreceksin… Göreceksin dostum…
Aldırma, yürü.
Halil Cibran

RUHUMUN ACELESİ VAR…

Olgunluk dönemimdeyim, ruhumun acelesi var
“Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan kötüdür.” Tolstoy
Hiçbir zaman anlamadım;
Kendi çıkarını ve mutluluğunu başkalarının zararlarından sağlayan insanları
Statü ve üst düzey bir makam için yapılan çirkin kavgaları,
Attığınız her adımı eleştiren, yargılayan, tüm güzellikleri kıskanan insanları
Vasatlıkla uğraşan, takvim yaşlarına rağmen hala büyüyemeyen aptal insanları
İnsanların içeriğine değil sadece başlıklara bakan insanları,
Dış görünüşü iyi olana farklı davranan; (parası, şanı, ünvanı olana )
Kendi mutluluğu için adını AŞK koyup yuva yıkan kadınları
Eşini , sevgilisini aldatan saygısız, edepsiz, bencil insanları
Anne,baba, eş, çocuk, dost, arkadaş olmayı beceremeyen, sorumluluklarının farkında olmayan insanları
Bana dokunmayan yılan bin yaşasıncıları
Bencil, yağmur olsa kimsenin tarlasına bir damlası düşmeyen insanları ANLAYAMADIM.
..
..
Sende ekler misin?
Artık dalaverecilere ve çıkarcılara tahammül edemiyorum.
Hiçbir şey için geç değil. Yeter ki HAYIR demeyi bil, farkına var ve ilerle.
Samimiyetime inanırsan bir şey söylemek istiyorum. Biliyor musun hepimiz aynı yollardan geçtik, yolda yaşadıklarına takılma e mi. Geçtiğin yolu saygı ile an. Belki fırtına vardı, belki kanatların yoruldu. Belkı başka rotadan gitmek zorunda kaldın senin için hayrolan oydu. GeldiĞİn yer ve onun seni taşıyacağı yeni yerlere bak. Hepsi bu…
Seçim yap. Her durumun fazlası içini Yakar.(fazla iyilik, hoşgörü, fedakarlık) Yaşamın değişik tatları vardır bazen tatlı bazen tuzlu.
Yaşam sana , yaşamındaki terslikleri yoluna koyabilmeni sağlayacak seçeneklere sahip olduğunu hatırlaıyor. Siz de benim gibi zaman zaman seçenekleri göremeyenlerden misiniz?
O vakit; “seçenekleri görmeyi seçiyorum.” Cümlesini sıık sık tekrarla. Çözümler gözlerinin önünde duruyor.
Gör o halde )
Fatma ÖNDER/2018

Sen “senden” vazgeçme e mi

Biz kadınlar için birkaç kelime etmek istiyorum.
“En tenha yerler de kendin için bir dünya ol” Tibullus..
SEN “SENDEN” VAZGEÇME E Mİ
Aman ha! Kendini, kendinden etme
Sakın ola ki “Bana bunu nasıl yapar?” diye sorma
Korkularına yenilme sendeki iyiliği, FEDAKARLIĞI, hoşgörüyü reddedenlere bir gram bile hak verme
Sen bir gün olsun içinde kötülük barındırmadın ya, sorun sende değil, seni anlayamayan onda; unutma e mi
senin kıymetini bilmeyene, seni hor görene, gözlerinden ışığı, dudaklarından gülümsemeni çalana, hayatının ilk sırasına koymayana arkanı dön ve git; eğer sen elinden geleni ardına koymamışsan, eğer sen sabrının son damlasına kadar aşkın, ilişkin adına mücadele etmişsen; gururunla dimdik yürü. Eğer sen kalbi güzel bir kadınsan sevildiğin yeri güneş edersin. Acı çekmek, üzülmek tabii ki de olacak. İnsanız, kalbimiz var. gözyaşların sana sormadan olur olmaz yerde akabilir.
Hepsi sendir, senindir. Sen “senden” vazgeçme yeter ki.
Kadın; Aşk’a, salt sevgiye, bağlılığa, sadakate ve gerçek aşkın yok olmayacağına ınanır,, adı SADAKAT olur. Kadın; esasında karanlığa çok mum yakar her defasında söndürülür, adı SABIR olur. FEDAKARLIĞIN tanımı ben de çok uzun. Ömrünü “feda” edip “kar” sağlamak ne kadar mantıklı olabilir? MÜCADELE kadının doğasın da var. Kadın; mücadele etmeyi ve fedakarlığı artık bırakmalı. Biz kadınlar fedakarlık ettikçe, yama yapmakla uğratıkça, karşı tarafın işine yarıyor. Birazda onlar mücadele etsin. Ne dersiniz? ) Ama öyle kadınlar var ki; tek yaşam amaçları bir erkeği …… neyseee yaptığı herşeye göz yummak, şarlatanlık, YALAKALIK. Yapışmışlar… evli, çocuğu çoluğu var demiyorlar. Yaşı başı olan adamların yanında küçük kızlar; adam yazmış “minik sevgilim” Bazen çok utanıyorum. GURURLU olun e mi.. SİZ KADINSINIZ! GURUR EN ÇOK KADINA YAKIŞIYOR. Evet evet yavşak adamlar da yok değil))
Kadın doğası gereği fedakardır ama aşk(SEVGİ), İLİŞKİ için mücadele etmek erkeğe yakışıyor )
Fatma ÖNDER

Seninle Başlamadı

“Hayat bizi geçmişte çözümlenmemiş bir şeyle geleceğe gönderir.” Çok sıklıkla, niyetlerimiz eylemlerimizden farklılaşır
“Ailenizde kim bir suç işledi ve bu suçun cezasını çekmedi?”
Carl Jung “Bilinçli olmayan ne varsa kader olarak deneyimlenecektir” der
Travmaların bir nesilden sonraki nesillere geçebildiğine dair
Ebeveynlerim, büyükanne, büyükbabalarım ve daha uzak atalarım tarafından tamamlanmamış, cevaplanmamış halde bırakılan şeylerin ve soruların etkisi altında olduğuma j,kuvvetle inanıyorum. Sıklıkla, bir ailede ebeveynlerden çocuklara geçen kişisel olmayan bir karma var gibi görünür. Bana her zaman, önceki nesillerin yarım bıraktığı, tamamlamam veya belki de devam ettirmem gereken şyler var gibi gelmiştir.
Carl Jung, Anılar, Düşler, Düşünceler
Olağandışı bir biçimde , modern bilimin söylediği gibi; anne-babalarınızın günahları, suçları veya sonuçlarının üçüncü ve dördüncü neslin çocuklarına kadar etkileyebildiği iddialarını öne sürmektedir. Özellikle, New Living Translationa’da; “Tanrı çok zor sinirlenir, o sonsuz sevgi ile doludur ve her günahı, isyanı affeder. Fakat suçu affetmez. O anne-babaların günahlarını çocuklarına yükler; bütün aile (üçüncü ve dördüncü nesillerdeki çocuklar dahil.) etkilenmektedir.” der.
Doidge sadece hayal ederek beynimizi değiştirebileceğimizi söylemektedir. Ve şöyle ifade eder;”İmgelemek, hatırlamak veya güzel deneyimleri hayal etmek “gerçek” deneyimler sırasında açığa çıkan duygusal , hareketlendirici, duygusal ve bilişsel devrelerin birçoğunu aynı şekilde aktif hale getirmektedir.”
Oyunyazarı George Bernard Shaw 1921 yılında şöyle yazmıştır;”Hayal gücü yaratıcılığın başlangıcıdır.” Ve “NEYİ HAYAL EDERSEK ONU MÜMKÜN KILARIZ.”
İmgeleme, meditasyon ve olumlu düşünceler, duygular ve dualara odaklanmanın genleri nasıl aktif hale getirdiği ve sağlığımızı olumlu yönde etkilediği belirtilmektedir.
“Zihinlerimizi iyilik halinin olumlu resimleri ile doldurmak iyileşme sürecini güçlendiren bir epigenetik ortam oluşturabilir.” Demektedir.
Öfkeli kelimlerin altında genellikle bir acı vardır. Acı sizi öldürmeyecektir. Öfke ise gerçekten öldürebilir.
“Girmekten korktuğunuz mağara, aradığınız hazineyi barındırır.” Joseph Campbell, Reflection on the Art Of Living
“Hayat bizi geçmişte çözümlenmemiş bir şeyle geleceğe gönderiri.” Çok sıklıkla, niyetlerimiz eylemlerimizden farklılaşır
“Ailenizde kim bir suç işledi ve bu suçun cezasını çekmedi?”
Mark Wolynn

Ritüel-1

Dün şirkette (benim de sevdiğim, genç, güzel, çalışkan, yaşamın sırrını öğrenmeye çalışan  ) dünya tatlısı ; “Ya Fatma hn. Siz ne yapıyorsunuz çok merak ediyorum” dedi
Hayatın bir şifresi var mı?
Yok.
Yaşamın sırrına eren var mı?
Tartışılır
Madem öğrenmeye geldik, madem ki karşılaştığımız herkes bize aynalık ederek öğretecek o halde yaşamı kolaylaştırmaya bakalım.
Nasıl mı?
Keşke bilsem, paylaşmaz mıyım
Bildiğim bir şey varsa HAYAT çok öğretti, çok ters-köşe oldum, çok yanılttı, hayalkırıklığına uğrattı. Ama ne kadar inatçı olduğumu , pes etmediğimi, bildiğim yolda kendi doğrularımla ilerlediğimi gördüğündendir ki; çoğu zaman kazanmama müsaade etti, ödül gibi.(şükürler olsun)
Bilinçaltında ki 21 gün kuralını bilmeyen yoktur. RİTÜELLER’i, kutlamaları yaşamımın vazgeçilmezi haline getirdiğimi tanıyanlar bilir.
E peki ne yapıcaz şimdİ?  21 gün ritüel önerim olacak.
1) Her gün üç şey bul ve şükret. (sadece evin,araban,çocuğun,işin,,,vb olmasın) Evren’de milyon tane şükür sebebi var bul, farkına var ve şükret! Şükrettikçe çoğalacak.
2) Her gün 10 dk. Meditasyon(meditasyonun gen ifadelerimizi nasıl pozitif yönde etkilediğini gösteren çok sayıda araştırma yapılmış) için kendine zaman ayır. (nefes al-ver) Bir konu bul ve olumlama yap. Yaşamda sizi zorlayan konu ile ilgili olsun. Örnek:”Yaşamın bana sunduğu seçenekleri görmeyi seçiyorum. Gibi. Namaz kıldığınızda “Ya Hayyu Ya Kayyum dedikten sonra dileğini Rabbine söyle” alışkanlık haline getir. “‘İsteyin’ diyor Rabbim, ‘isteyin ki vereyim.(21 gün aynı şeyi iste)
3) Rastgele kalbinden geçen bir “ESMA”’yı gün içinde aklına geldikçe tekrarla.(kalpten, samimiyetle) örn. YA KEBİR; (Yaşam sana, dosdoğru yolda olduğun sürece, el üstünde tutulduğunu güvende olduğunu hatırlatıyor.)Ey bütün belaları def eden RABBİM sana sığınıyorum.
4) En önemlisi; kendini, varlığını onurlandır. Kendinle içindeki çocuk ile yüzleş. Sıkı sıkı sarıl ona ve de ki; Hayatımda ilk kez senin içimde olduğunun farkına varıyorum.Seni ihmal ettim, dikkat etmedim ÖZÜR DİLERİM Seni seviyorum, benim bir parçam olduğun için TEŞEKKÜR EDERİM. Seni ihmal ettiğim için lütfen BENİ AFFET. Bütün fedakarlıkların için ÖZÜR DİLERİM. Başkalarını senden fazla önemsedim. Içimdeki çocuğu SEVİYORUM. Beni ziyarete geldiğin için TEŞEKKÜR EDERİM. SENİ SEVİYORUM.
En çok kendimize acımasız değil miyiz? En çok kendimizi ihmal etmiyor muyuz?
5) Her gün kendine soru sor. Gray Douglas diyor ki ; Lütfen sorular sorunuz! Aptal sorular yoktur, sadece soru sormayan aptal insanlar vardır. Soru güçlendirir çünkü soru bizi çok daha büyük olasılıklara açar. Cevapları oturtursanız kendinizi kısıtlı sonuçlara kilitlersiniz. “mutlu olmak için neler mümkün?” “Hayallerimin gerçekleşmeSi için neler mümkün?” “Daha dinç, sağlıklı, enerjik, güzel, ışıl ışıl parlamam, bakımlı görünebilmem ve hissedebilmem için mucizevi olasılıklar nelerdir?”  gibi gibi…
Unutma!
Seni daima bir duyan, gören ve koruyan var.
Sahipsiz değilsin. Sahibine (Yaratan’a) bırak. (KunFeYekun) Ol der ve O’lur.. (Ruhumu onardığını bildiğim için sizinle paylaşmak istedim) Müthiş bir teslimeyettir.
Neyin ruhunuza iyi geleceğini bilemezsiniz. Belki bu ritüeller sizi şifalandırıp ruhunuzu bir parçada olsa onaracak. Hepimiz nedensiz,nedenli ÖFKE halindeyiz.
Madem “samimiyet” diyoruz o zaman size ilaveten yaptığım olumlamayı yazayım  YÜCE RABBİM;Ben affetmeyi beceremedim bazı konularda. Öfkemi doğal karşılıyorum. Bu konuyla ilgili öfke beni yoruyor. Öfkemi azad ediyorum, akışa bırakıyorum.Rabbim bu duygular hisler bana ait değil. Ben değerimin farkındayım.”
Not: Oyun yazarı George Bernard Shaw “hayal gücü yaratıcılığın başlangıcıdır.” “Neyi hayal edersek onu mümkün kılarız.” Demiş.
Hayal kurmaktan, gözlerinizi kapatıp bir eylemi imgelemekten vazgeçmeyin emi. Biliyorum çok sıklıkla, niyetlerimiz eylemlerimizden farklılaşır.
Tüm niyetleriniz, hayalleriniz gerçekleşsin. Gerçekleşsin o halde.
Fotoğraf;Nuwera Eliya/objektifimden
Fatma ÖNDER

Azıcık aşım dertsiz başım :)

GÜVENECEKSİN HAYATA BAŞKA YOLU YOK.
Onun çılgın sürprızlerine, beklenmedik sonlarına,
ansızın başlangıçlarına, hızlı dönemeçlerine.
O kadar çok çabalıyorsun ama yine de hiçbir şeyden emin olamıyorsun, tahmin edemiyorsun.
Hep düşündüğünden başkası. Beklenmedik yerde buluyorsun kendini.
Bunu anladığımda bıraktım tedbirleri, gereğinden fazla çabayı.
Amaaann ne olacaksa olsun diye bırakıyorum. Olsada olur olmasa da olur dediğin an özgürsün işte.
Birileri geliyor, birileri gidiyor. Korkuyla nefesini tutma. Birileri bazen iyi geliyor, birileri bazen kötü geliyor. Bazı günler sinirden çok ağlıyorum, bazı günler insanlardan nefret ediyorum, bazı günler öfkeden lanet okuyorum, bazı günler geberiyorum ama bazen de ÇOK SEVİYORUM Bazen çok gülüyorum, bazen çok eğleniyorum, bazen çok umutluyum, bazen çok keyifli, bazen SEVGİM içime sığmıyor;herşeyi herkesi sevmek istiyorum Samimi olan çok az kşiyiz biliyor musunuz? Çocukluğunda görmediği ilgiyi, anlayışı, saygıyı, desteği, pozitife kimler çevirip kendi lehine yaratımlar çıkarabiliyor ki? Hep az mıyız? Az olan iyi olan mı? Azıcık aşım dertsiz başım mı?
Fatma ÖNDER/2018 – Şri Lanka

Sayfalar:1234567...52